|
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR
7020 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO: 1)
I- AMAÇ, KAPSAM,
DAYANAK VE TANIMLAR
18/5/2017 tarihli
ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda
ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun)
27/5/2017 tarihli ve 30078 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı
tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu Tebliğ ile 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden,
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları
ile il özel idareleri ve belediyelere ait alacakların yapılandırılmasına
ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.
A- TANIMLAR
1- Kesinleşmiş
Alacak
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinde; Kanun kapsamına giren alacaklar, alacaklı
idareler ve alacak türleri itibarıyla tanımlanmış ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla kesinleşmiş alacaklar kapsama alınmıştır.
Kanun kapsamında yapılandırılacak
alacakların, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) kesinleşmiş
olması gerekmektedir. Tebliğin izleyen bölümlerinde yapılan açıklamalarda
kesinleşme tarihinin Kanunun yayımı tarihi dâhil olarak dikkate alınması
gerekmektedir.
Bir alacağın
kesinleşmesi, alacağın varlığının hukuk düzeninde ihtilaflı olmaması veya
ihtilaflı hale gelme olasılığının kalmamasıdır.
Alacakların
kesinleşmesi, düzenlendikleri veya ilişkili oldukları kanunlardaki hükümler
nedeniyle farklı şekilde gerçekleşebilmektedir.
Bazı
alacakların kesinleşme süreçleri;
a) 4/1/1961
tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi
cezalarının kesinleşmesi;
(1)
Beyanname ile beyan edilen vergiler beyan edildiği tarihte (ihtirazi
kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin dava konusu
yapılması hâlinde bu vergiler kesinleşmemiş alacak olduğu hâlde, 7020
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden bu durumdaki
vergilerin de Kanun hükmüne göre yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.),
(2)
İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiler ile kesilen vergi
cezalarına ilişkin düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin tebliği üzerine,
- Süresi
içerisinde dava açılmamış olması veya dava açılmış olmakla birlikte
yargılama aşamalarının son bulması,
- Uzlaşma
hükümlerinden yararlanılarak uzlaşılması,
hallerinde söz
konusu olacaktır.
213 sayılı Kanunun
“Tahakkuk” başlıklı 22 nci maddesinde “Verginin tahakkuku, tarh ve
tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.”
hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, “verginin ödenebilir hale gelmesi”
verginin tahakkuku olarak tanımlanmıştır.
“Tahakkuk” vergi
hukukunun bir kavramı olduğu hâlde, “kesinleşme” yargılama hukukunun
kavramıdır.
Vergi alacağının
tahakkuku ile kesinleşmesi genellikle aynı zamanlarda gerçekleşmekle
birlikte farklı olan durumlar da mevcuttur.
Örneğin, ikmalen,
re’sen veya idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalar vergi/ceza
ihbarnamesiyle mükelleflere tebliğ edilmekte, mükelleflerce ilk derece
mahkemesi olan vergi mahkemesinde dava konusu yapılabilmekte ve vergi
mahkemesince de bu cezalı tarhiyatların onanması (davanın reddedilmesi)
hâlinde bir üst yargı merciine başvurulabilmektedir.
İtiraz/istinaf
incelemesi bölge idare mahkemesinde, temyiz incelemesi Danıştay’da devam
eden vergi ve cezalara ilişkin tarhiyatlar, vergi mahkemesi kararının vergi
dairesine tebliği üzerine tebliğ tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 112
nci maddesine göre gecikme faizi hesaplanarak “tahakkuk” ettirildiği hâlde,
bir üst yargı merciinde yargılamanın devam etmesi nedeniyle bu alacakların
“kesinleşmiş alacak” olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 7020
sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, ilk derece yargı kararı üzerine
tahakkuk ettiği hâlde yargılamanın devam etmesi nedeniyle kesinleşmemiş
olan alacaklar Kanun kapsamına girmemektedir.
b) İdari
para cezalarının kesinleşmiş alacak olabilmesi için idari yaptırım
kararlarına karşı süresi içerisinde dava açılmaması veya dava açılmış
olmakla birlikte yargılama aşamalarının son bulması gerekmektedir.
Ancak, 10/6/1983
tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 18/1/1984 tarihli ve
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri
Seçimi Hakkında Kanun ve 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa
Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun gereğince verilen
idari para cezaları hakkında dava yolu bulunmadığından, bu idari para
cezaları verildikleri tarih itibarıyla kesinleşmektedir.
c)
Ecrimisillerin kesinleşmiş alacak olarak değerlendirilebilmesi için
ecrimisil ihbarnamesi/ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tebliği üzerine
süresi içerisinde dava açılmamış olması veya dava açılmış olmakla birlikte
yargılama aşamalarının son bulması gerekmektedir.
ç) Yukarıda
yer verilen alacakların dışında kalan ancak Kanun kapsamına giren diğer
alacakların kesinleşmiş alacak olarak değerlendirilebilmesi için söz konusu
alacakların varlığının hukuk düzeninde ihtilaflı olmaması veya ihtilaflı
hale gelme olasılığının kalmaması gerekmektedir.
Feragat yoluyla
kesinleşme süreci;
6/1/1982 tarihli
ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda feragat hakkında özel bir
düzenleme yapılmadığı hâlde anılan Kanunun 31 inci maddesinde, feragat
konusunda 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, 12/1/2011 tarihli ve 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile 1086 sayılı Kanun
yürürlükten kaldırılmış ve 6100 sayılı Kanunun 447 nci maddesinde, 1086
sayılı Kanuna yapılan atıfların 6100 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı
düzenlenmiştir.
6100 sayılı
Kanunun 307 nci maddesinde feragat, “davacının, talep sonucundan kısmen
veya tamamen vazgeçmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun, 309 uncu
maddesinde feragat beyanının dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü
olarak yapılabileceği; 311 inci maddesinde ise feragatin, kesin hüküm gibi
hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir. Ayrıca, yargılamanın her aşamasında
davacının feragatte bulunması mümkündür.
Buna göre, açılmış
bulunan davadan davacının feragati ile davacı dava dilekçesindeki talep
sonucunun tamamından vazgeçmiş sayılmakta olup, davadan feragat, davacının
tek taraflı bir irade beyanı ile yapılıp tamamlandığından, feragatin
geçerliliği için feragatin davalı tarafından kabul edilmesine gerek
bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava
konusu uyuşmazlığın feragat nedeniyle son bulduğunu tespit etme görevi
mahkemeye aittir. Mahkemenin, davacının beyanının gerçekten feragat
olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit etmesi durumunda,
davadan feragat nedeniyle uyuşmazlığın son bulduğuna karar vermesi
gerekmektedir.
Yukarıda
açıklandığı gibi feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesi olup,
feragat ile davacı, dava dilekçesinde belirttiği talepten tamamen veya
kısmen vazgeçmiş olmaktadır. Davadan feragat ile davacı, sadece davasından
feragat etmiş olmaz, aynı zamanda o dava ile istemiş olduğu haktan da
tamamen vazgeçmiş olacaktır. Feragat eden davacı artık bu konuda yeniden
dava açamayacağı gibi, feragatin her türlü sonucuna da katlanmak zorunda
olup, davadan feragat edilmekle dava sona ermekte ve kesin hükmün sonuçları
doğmaktadır.
Bu itibarla, 7020
sayılı Kanun kapsamına tür ve dönem olarak girdiği hâlde varlığına ilişkin dava
açılmış olan alacaklardan; anılan Kanunun yayımı tarihinden önce davadan
tamamen feragat edilmesi ve feragate ilişkin mahkeme kararı ile
kesinleşerek taraflardan birine tebliğ edilmiş olanlar, 7020 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi
henüz geçmemiş alacak olması şartıyla, Kanundan yararlanabilecektir.
Bu durumda,
feragat edilen davaya konu olan ve kapsama giren alacakların tamamı esas
alınarak Kanun hükümlerinin tatbiki gerekecektir.
Diğer taraftan,
idari para cezaları için genel usul kanunu olan 30/3/2005 tarihli ve 5326
sayılı Kabahatler Kanununun “Vazgeçme ve kabul” başlıklı 30 uncu maddesinin
birinci fıkrasında “(1) Kanun yoluna başvuran kişi, bu konuda karar
verilinceye kadar başvurusundan vazgeçebilir. Vazgeçme halinde bir daha
aynı konuda başvuruda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Kanun
kapsamına giren idari para cezalarından, dava konusu yapılmış olanlar
hakkında, davacıların davalarından vazgeçmeleri hâlinde de “feragate” ilişkin
olarak yukarıda yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
2- Vergi, Beyanname
ve Yİ-ÜFE Aylık Değişim Oranları
Kanunun 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasının (a), (c) ve (ç) bentlerinde;
- vergi tabirinin,
213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim ve harçları,
- beyanname
tabirinin, vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,
- Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları tabirinin, Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için
belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları
endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren
üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2014
tarihinden itibaren yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık değişim
oranlarını, 1/11/2016 tarihinden itibaren aylık %0,35 oranını (bu Kanunun
yayımlandığı ay dâhil),
ifade ettiği hükme
bağlanmıştır.
Bu Tebliğde,
vergi, beyanname ve Yİ-ÜFE aylık değişim oranları tabirleri, 7020 sayılı
Kanunda tanımlandığı şekilde kullanılmıştır.
B- MALİYE
BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1), (2) ve (3)
numaralı alt bentlerinde; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilen amme alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar
belirtilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar,
tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
1-
Alacağın Türü ve Dönemi
a) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından
(1)
Alacağın türü
7020 sayılı
Kanunun kapsamına, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergiler ve vergi
cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları gibi fer’i
alacaklar girmektedir.
(2)
Alacağın dönemleri
Kanun kapsamına
giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
i) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki
dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise bu tarihe kadar verilmesi gereken
beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme
faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Konuya ilişkin
açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
- Vergilendirme
dönemi 15 gün olan mükellefiyetler
Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2017 ayı
ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Mart/2017
ayına rastlamakla beraber beyanname verme süresinin son günü Nisan/2017
ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.
Örneğin, 1-15 Mart
2017 vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel
tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme
süresinin son günü Mart/2017 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31
Mart 2017 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Mart/2017 ayında
olmakla birlikte beyanname verme süresi Nisan/2017 ayına sirayet ettiğinden
kapsama girmemektedir.
Aynı şekilde, 1-15
Mart 2017 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi
izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine
yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-31
Mart 2017 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler
Şubat/2017
vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Mart/2017
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler
Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Mart/2017 ayı
ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Mart/2017 ayından sonraya
rastlayanlar kapsama girmemektedir.
Örneğin,
10-11-12/2016 dönemi (3 aylık) gelir (stopaj) vergisi ve katma değer
vergisi kapsama girmekte, 1-2-3/2017 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir
(stopaj) vergisi ve katma değer vergisinin dönemi Mart/2017 itibarıyla
sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Nisan/2017 ayına
rastladığından kapsama girmemektedir.
Ayrıca, Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin
(aa) alt bendi gereğince, gelir ve kurumlar vergisine mahsuben 2017 yılında
ödenmesi gereken geçici vergi de Kanun kapsamında değildir.
- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir ve
kurumlar vergisi mükellefiyetleri
Vergilendirme
dönemi yıllık olan vergilerde, 2016 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin
vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2017 takvim yılına ilişkin
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
2016 takvim yılına
ilişkin olarak 2017 yılının Şubat ve Mart aylarında beyan edilen gelir
vergisi birinci taksitleri Kanun kapsamına girmekle birlikte, Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin
(aa) alt bendi gereğince, 2017 yılının Haziran ve Temmuz aylarında ödenmesi
gereken gelir vergisinin ikinci taksitleri Kanun kapsamına girmemektedir.
Ayrıca, 2016
takvim yılına ilişkin olarak Nisan/2017 ayında beyan edilmesi gereken
kurumlar vergisinin Kanun kapsamında olmadığı tabiidir.
Özel hesap
dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin sona erdiği
tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama
girmemektedir.
2016 yılı kıst
dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı gereği 2017 yılı içerisinde
verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinden,
beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine ilişkin
olarak verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi
31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olanlar kapsama girmektedir.
- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri
Bu vergi türünde,
beyanname verme süresinin son günü 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği
hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olanlar kapsama
girmektedir.
- Harç mükellefiyetleri
2/7/1964 tarihli
ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak işlem
anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir.
Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tarhiyata
konu olabilmektedir.
492 sayılı Kanuna
göre gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken
harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra tarhiyat
yapılabilmektedir. Bu çerçevede, devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh
edilip 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunan
harçlar Kanun kapsamına girmektedir.
492 sayılı Kanunun
28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçları ile aynı
Kanunun (8) sayılı tarifesi uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da
ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanlar kapsama girmektedir.
- Ücretlilerde asgari geçim indirimi
Ücretlilerde
asgari geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve
tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar Kanun
kapsamındadır. Bu alacaklar için de 31/3/2017 tarihi esas alınacak, aylık
ya da üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.
ii) 2017 yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları,
gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
2017 yılına
ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden
motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun kapsamına
girmektedir.
Ancak, Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin
(bb) alt bendi gereğince, 2017 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar
vergisi ikinci taksiti bu Kanun kapsamında değildir.
18/2/1963 tarihli
ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı
fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara
ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 31/3/2017 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce olanlara ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar
vergisinin birinci taksiti Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra
olanlar ise girmemektedir.
2017 yılına
ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için
yapılan tarhiyatlardan 31/3/2017 tarihine kadar tahakkuk ederek 7020 sayılı
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olan ve bu tarih itibarıyla
vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunanlar kapsama girmektedir. Ancak, 31/3/2017 tarihinden sonra tahakkuk
edenler kapsama girmemektedir.
492 sayılı Kanuna
bağlı (8) sayılı tarife uyarınca tahsil edilen ve 2017 yılına ilişkin
olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden yıllık
harçlar kapsama girmektedir.
iii) 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen vergi aslına bağlı olmayan vergi
cezaları Kanun kapsamındadır.
Vergi aslına bağlı
olmayan vergi cezalarında 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme
süresi henüz geçmemiş olanlar kapsamdadır.
Örneğin;
Şubat/2017 dönemine ait olup 31/3/2017 tarihi saat 00:00’a kadar elektronik
ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu
(Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formunun (Form Bs)
bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken bu tarihin bittiği
00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/4/2017 tarihinde yapılabileceğinden, bu
tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun
kapsamına girmemektedir. Şubat/2017 döneminden önceki dönemlere ait söz
konusu bildirimler nedeniyle kesilmesi gereken cezalar ise Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla kesinleşmiş olması şartıyla Kanun kapsamına girmektedir.
Diğer taraftan,
vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu
dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.
b) Kapsama Giren İdari Para Cezaları
Kanun kapsamına;
- 21/6/1927
tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,
- Mülga 11/2/1950
tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun,
- 10/6/1983
tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,
- 13/10/1983
tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,
- 18/1/1984 tarihli
ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar
Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,
- 23/5/1987
tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması
Hakkında Kanun,
- Mülga 13/4/1994
tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları
Hakkında Kanun,
- 10/7/2003
tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,
- 25/4/2006
tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,
- 25/6/2010
tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun,
- 15/2/2011
tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun,
hükümlerine göre
31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen idari para cezaları
girmektedir.
7020 sayılı Kanun
hükümlerine göre, söz konusu idari para cezalarından, 31/3/2017 tarihinden
(bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş olanlar kapsamdadır.
Ancak, 31/3/2017 tarihinden
önce verilmekle birlikte Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmemiş ya
da ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezaları Kanun kapsamına
girmemektedir.
c) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar
21/7/1953 tarihli
ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında
takip edilen ve 7020 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamında olan alacaklardan, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup, vadesi geldiği hâlde ödenmemiş
ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olan asli ve fer’i amme alacaklarından
takip için vergi dairelerine intikal edenler Kanun kapsamındadır.
Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi
kapsamına;
- Ecrimisiller,
- Kaynak
Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,
- Destekleme ve
Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,
- Yüksek Öğrenim
Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim ve katkı kredisi
alacakları,
- Doğrudan gelir
desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,
- 30/6/1934
tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak
Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında
Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,
gibi alacaklardan
vergi dairelerine takip için intikal etmiş olanlar girmektedir.
Ayrıca, 28/3/2002
tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun kapsamında olup vergi dairelerine takip için intikal etmiş
olan amme alacakları 7020 sayılı Kanun kapsamındadır.
6183 sayılı
Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan %10
oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan %10 oranındaki tazminatlar asli alacak
olarak dikkate alınmak suretiyle Kanun kapsamında
yapılandırılacaktır.
Ancak, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen;
- Adli ve idari
para cezaları (Kanun kapsamına giren idari para cezaları hariç),
- Mülga 7/3/1954
tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve
Devlet hakkı ile 30/5/2013 tarihli ve 6491 sayılı Türk Petrol Kanununa
istinaden alınan Devlet hissesi,
- Mülga 22/6/1956
tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan şeker fiyat
farkı,
- Mülga 10/9/1960
tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma Suçlarının Affına, Milli Korunma
Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına
Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat istikrar payı ve akaryakıt
fiyat farkı,
- 4/6/1985 tarihli
ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare
payı ile madencilik fonu,
- Mülga 10/8/1993
tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan kılavuzluk ve
römorkörcülük hizmet payları,
7020 sayılı Kanun
kapsamı dışında tutulmuştur.
C- İL ÖZEL
İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi gereğince, il özel
idarelerinin, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen, vadesi 31/3/2017
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş asli ve fer’i amme
alacakları Kanun kapsamına girmektedir.
Ancak, aynı bent
ile il özel idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı Kanundan
kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
Ç- BELEDİYELERCE
TAKİP EDİLEN ALACAKLAR
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile
belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup bu
alacaklar aşağıda belirtilmiştir.
1- 213 sayılı Kanun
Kapsamına Giren Alacaklar
- 31/3/2017
tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde ise
bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara
bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarından,
- 2017 yılına
ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi
ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarından,
kesinleşmiş olup,
7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş
ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
Belediyelerin 213
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/B-1-a)
bölümünde açıklandığı şekilde tespit edilecektir.
Örneğin,
Şubat/2017 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Mart/2017
dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin Nisan/2017 ayında
verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Şubat/2017
dönemine ait haberleşme vergisi kapsama girmekte, Mart/2017 dönemine ait
haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (1) numaralı alt
bendi gereğince, 2017 yılına ilişkin emlak vergisi, emlak vergisi üzerinden
hesaplanan taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı ile işyeri
ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi Kanun
kapsamına girmemektedir.
Ayrıca, 2017
yılına ilişkin olarak 31/3/2017 tarihinden önce yıllık olarak tahakkuk eden
ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı
maddesine istinaden belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen
ilan ve reklam vergisi alacaklarından kesinleşmiş olup, 7020 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi
henüz geçmemiş bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
Diğer taraftan,
2464 sayılı Kanun gereğince alınan ve 31/3/2017 tarihinden önce tahakkuk
eden yol harcamalarına katılma payı, kanalizasyon harcamalarına katılma
payı ve su tesisleri harcamalarına katılma payından oluşan belediye
alacaklarından kesinleşmiş olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunan alacaklar kapsama girmektedir.
2- 6183 sayılı
Kanun Kapsamına Giren Alacaklar
Belediyelerin bu
Tebliğin (I/Ç-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilen, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş
bulunmakla birlikte, ödenmemiş asli ve fer’i amme alacakları da Kanun
kapsamına alınmıştır.
Ancak, 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte belediyelerce verilen idari para
cezaları ile 2464 sayılı Kanunun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası
gereğince, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren
maden işletmelerince 3213 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan
paylara ilaveten belediyelere ödenmesi gereken paylar, Kanun kapsamı
dışında tutulmuştur.
3- Belediyelerin
Ücret Alacakları
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt
bendinde, 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken, vadesi
31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olan ve 7020 sayılı Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte, ödenmemiş ücret
alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanun kapsamına alınmıştır.
Örneğin,
belediyelere ait iş makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin
verdiği yetkiye istinaden kiralanması sebebiyle ödenmesi gereken kira
ücretinin vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce ise Kanun
kapsamına girmekte, bu tarihten sonra ise girmemektedir.
Diğer taraftan,
belediyelerin gayrimenkul kira alacakları 7020 sayılı Kanun kapsamına
girmemektedir.
4- Belediyelerin
Su, Atık Su ve Katı Atık Ücreti Alacakları
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt
bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki
belediyelerin, su abonelerinden; vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş
bulunmakla birlikte, ödenmemiş olan su, atık su ve katı atık ücreti
alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her
türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamındadır.
Örneğin, su
kullanım dönemi 15 Şubat 2017 ila 15 Mart 2017 olan su alacağının faturada
yer alan son ödeme tarihi Mart/2017 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun
kapsamına girmekte, Nisan/2017 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına
girmemektedir.
5- Büyükşehir
Belediyelerinin Katı Atık Ücreti Alacakları
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt
bendi ile büyükşehir belediyelerinin, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre
Kanununun 11 inci maddesine göre, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih
dâhil) önce olup, 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş
bulunmakla birlikte, ödenmemiş olan katı atık ücreti alacakları ile bunlara
bağlı fer’i alacakları (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar
dâhil) Kanun kapsamındadır.
6- Büyükşehir
Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları
7020 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, 20/11/1981
tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su
ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu
idarelerin, vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olup, 7020
sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunmakla birlikte,
ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara bağlı
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakları (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) Kanun kapsamına alınmıştır.
II- ALACAKLARIN
YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinde, Kanun kapsamına giren alacakların ne şekilde
yapılandırılacağı düzenlenmiştir.
Kanun kapsamında
alacakların yapılandırılarak ödenebilmesi için bu alacakların;
- Kanunun 1 inci
maddesinde belirtilen tür ve dönemden kaynaklı bir alacak olması,
- “kesinleşmiş
alacak” olması,
- Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş olması (Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç), (d) ve
(e) bendinde vadesi 31/3/2017 tarihi ve öncesi olarak belirlenen alacaklar
için bu tarih ve öncesinin esas alınması),
şarttır.
Buna göre, bir
alacağın 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenebilmesi için bu
üç şartın bir arada bulunması gerekmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ
VE ŞEKLİ
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ilgili
maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan
yararlanmak isteyen borçluların 30/6/2017 tarihi sonuna kadar ilgili
idareye başvuruda bulunması şartı getirilmiştir.
Buna göre, Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyelerine,
büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine
olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarını yapılandırarak ödemek isteyen
borçluların, 30 Haziran 2017 tarihine
(bu tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak
başvurmaları gerekmektedir.
Maliye Bakanlığına
bağlı vergi dairelerine olan borçları için Kanun hükümlerinden yararlanmak
isteyen borçlular, bağlı bulundukları vergi dairesine doğrudan
başvurabilecekleri gibi posta yoluyla veya Gelir İdaresi Başkanlığının
internet adresi (www.gib.gov.tr)
üzerinden başvuruda bulunabileceklerdir.
Ayrıca, borçlular
motorlu taşıtlar vergisi ve/veya taşıtla ilişkili idari para cezaları için
bulundukları ildeki/ilçedeki motorlu taşıtlar vergisini tahsile yetkili
vergi dairelerine de başvuru yapabileceklerdir. Bu takdirde, ödeme planları
mükelleflerin bağlı oldukları vergi daireleri tarafından tanzim edilecek ve
mükelleflere ödeme planları müracaat ettikleri vergi dairesinde
imza karşılığında elden, gerekli şartların bulunması koşuluyla (www.gib.gov.tr) internet adresi üzerinden
doğrudan verilebilecektir.
Bu Tebliğ ekinde
yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C, 2/D), Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için Kanundan
yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere düzenlenmiş olup alacaklı
diğer idarelerce örneğe uygun başvuru dilekçelerinin hazırlanarak
borçluların kullanımına sunulması icap etmektedir.
Borçluların birden
fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde
bulunmaları hâlinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları
gerekmektedir.
213 ve 6183 sayılı
Kanunlar ile diğer kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle
mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme
borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutarlar dikkate alınarak ilgili
vergi dairesine yazılı başvuru yapmak suretiyle 7020 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Dolayısıyla bu kişilerin Kanundan
yararlanabilmek için Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi üzerinden
başvurmaları mümkün bulunmamaktadır.
Borçlular, Kanun
kapsamına giren toplam borçları için Kanundan yararlanabilecekleri gibi
talep ettikleri dönem ve türler açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir.
Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla
hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları zorunludur.
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm gereğince,
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup bu Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla yargı kararı ile kesinleştiği hâlde Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin mükellefe tebliğ
edilmemiş olması nedeniyle ödeme süresi oluşmamış alacaklar için maddeden
yararlanmak isteyen mükellefler, başvuru dilekçesinde bu hususu ayrıca
belirteceklerdir.
Diğer taraftan,
6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince Gümrük ve
Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri adına niyabeten takip edilen
alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki
taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması gerekmektedir.
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden
yararlanmanın şartlarından birisi de dava açılmaması, açılmış davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuran borçluların, takip ve tahsilat işlemlerinden
dolayı açtıkları davalardan da (ihtirazi kayıtla verilen beyannameye konu
alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak
açmış oldukları davalar dâhil) vazgeçmeleri gerekmektedir.
Öte yandan,
elektronik ortamda Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunan borçluların,
yararlanmak istedikleri borçlarıyla ilgili davalar bulunması hâlinde ilgili
vergi dairesine ayrıca yazılı olarak da başvurmaları şarttır.
B- ALACAK TUTARININ
TESPİTİ
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinde, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek
tutarın tespitinde uygulanacak esaslar belirlenmiş ve alacak asılları
üzerinden hesaplanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak hesaplanacak
Yİ-ÜFE tutarının alacak asılları ile birlikte ödenmesi kuralı getirilmiştir.
Madde kapsamında,
yapılandırılarak ödenecek alacakların tespitinde aşağıda yapılan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
1- Yİ-ÜFE Tutarının
Hesaplanması
Yİ-ÜFE tutarı,
fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemleri kullanılarak tespit
edilecektir.
Yİ-ÜFE tutarının
hesaplanmasında, 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183
sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve
hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme faizi/gecikme
zammı oranı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.
Yİ-ÜFE tutarı,
gecikme faizi veya gecikme zammı dışında Kanun kapsamına giren diğer fer’i
alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i
alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak ödenecek Yİ-ÜFE tutarı
bulunacaktır.
Ayrıca, Yİ-ÜFE
tutarı, 31/10/2016 tarihine kadar (bu tarih dâhil) Türkiye İstatistik
Kurumunun her ay için belirlediği aylık değişim oranları, 1/11/2016
tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı Mayıs 2017 ayı dâhil geçen süreye
her ay için aylık %0,35 oranı esas alınmak suretiyle hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE
hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas alınacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı,
alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan orandır. Alacağın
vade tarihinin ayın son günü olması hâlinde de hesaplamalarda başlangıç
oranı olarak kullanılacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, vade tarihinin
rastladığı ay için belirlenmiş oran olacaktır.
Türkiye İstatistik
Kurumunca, Ocak/1980 ayından Ekim/2016 ayına ait
açıklanan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları ile 1/11/2016
tarihinden itibaren esas alınacak aylık oran ekli tabloda (Ek:1) yer
almaktadır. Yİ-ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan Yİ-ÜFE aylık
değişim oranlarının eksi değer çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada
eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin
olarak Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde
alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken
Yİ-ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.
Örnek 1- 24/8/2015
vadeli bir verginin Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olması
hâlinde bu vergiye %29,4934 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE
Oranı ve Hesaplanacak Süre
*Gecikme
zammının ay kesrine isabet eden günleri için Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında,
ilgili ay Yİ-ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle
(Yİ-ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) bulunacak günlük oran kullanılacaktır.
Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak
olup, 7 nci ve devam eden hanelerde bir sayı bulunması hâlinde 6 ncı hane
bir üst sayıya tamamlanacak ve bulunan rakam 100 sayısı ile çarpılmak
suretiyle günlük Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün
sayısı ile çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam Yİ-ÜFE oranı bulunacaktır.
Toplam Yİ-ÜFE
aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine
ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi
aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Örnek 2- 30/6/2016
vadeli yıllık gelir vergisi ikinci taksitinin Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla ödenmemiş olması hâlinde bu vergiye %15,2142 oranında
hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam Yİ-ÜFE oranı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE Oranı ve Hesaplanacak
Süre
Toplam Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine
ödenmesi gereken Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi
aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yİ-ÜFE Tutarının Hesaplanmasında Esas Alınacak
Diğer Hususlar;
Gecikme zammının
günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması
gereken Yİ-ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel
Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.
6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme
zammı yerine alınacak Yİ-ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.
6183 sayılı
Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas
ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye Yİ-ÜFE
aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı Yİ-ÜFE uygulanan
süreyi de durduracaktır.
6183 sayılı
Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde
tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman
ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine,
tahsildarın ilk uğradığı aydaki Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı uygulanacaktır.
2-
Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Vadesi Geldiği Hâlde
Ödenmemiş
Vergiler
Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olan ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi
itibarıyla kesinleşmiş olup, bu tarihe kadar (bu tarih dâhil) vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş vergiler girmektedir.
Madde kapsamında
ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;
- vade tarihinden,
Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı yerine,
- daha önce hesaplanmış
gecikme faizi olması hâlinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak,
gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE tutarı,
vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.
Yapılandırılan
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi
aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi
cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Örnek 3- 26/1/2014
vadeli 13.400,00 TL gelir (stopaj) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu
Kanunun yayımı tarihine kadar 7.504,00 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 20.904,00 TL’dir.
Bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, vergi aslına uygulanan
gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, gecikme
zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Buna göre,
ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi
olacaktır.
Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 15.885,70 TL tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 7.504,00 TL tutarındaki
alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4-
2012 vergilendirme dönemine ilişkin olarak 25/3/2013 tarihine kadar
elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi
verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2012 dönemi için 42.000,00 TL
gelir vergisi tarh edilmesi ve bir kat vergi ziyaı cezası ile 1.170,00 TL
özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza
ihbarnamesi 17/4/2014 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. İnceleme
sonucu yapılan bu tarhiyat 17/5/2014 tarihinde tahakkuk etmiş ve Kanunun
yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata
göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası,
gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.
Bu Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarları aşağıdaki gibi olacaktır.
Vergi aslına bağlı
olmaksızın kesilmiş olan ve Kanun kapsamına giren vergi cezalarının
Kanundan yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi gereğince bu cezaların %50’sinin ödenmesi
şartıyla, cezanın geri kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi aslına
uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları kullanılarak, Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, örnek
olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu
sürelere ilişkin toplam Yİ-ÜFE oranları ve Yİ-ÜFE tutarları aşağıda
gösterilmiştir.
Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak
toplam Yİ-ÜFE oranı ve Yİ-ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 52.999,03 TL’nin Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 90.526,82 TL tutarındaki
alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
3- Kanunun
Yayımı Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Ödeme Süresi Henüz Geçmemiş
Vergiler
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun
yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleştiği hâlde ödeme
süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için de Kanun hükmünden
yararlanılabileceği belirtilmiştir.
Buna göre,
muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme
süresi henüz geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar
ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak
işlem tesis edilecektir.
a) 213 sayılı Kanunun Uzlaşma Hükümlerine Göre
Kesinleşen Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) 213
sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden
yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak ödeme süresi henüz geçmemiş borcu
olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile
hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 5-
24/6/2016 tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi
süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan
inceleme sonucu adına 60.000,00 TL katma değer vergisi tarh edilerek bir
kat vergi ziyaı cezası ile 1.370,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmesi
gerektiği tespit edilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 3/4/2017
tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
Mükellef,
12/4/2017 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 5/5/2017 tarihi uzlaşma
günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi
dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.
Mükellefin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde, Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların ödeme süresi henüz
geçmemiş (vade tarihi: 4/6/2017) olduğundan, Kanun hükmüne göre ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 52.475,00 TL’nin Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 13.685,00 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
b) 213 sayılı Kanunun 376 ncı Maddesinden
Yararlanılarak Ödenecek Alacaklar
213
sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376
ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla dava açma süresi
geçmiş, dolayısıyla kesinleştiği hâlde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak Kanun
hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Bu safhada bulunan
alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak
tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir ceza ya da
iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması durumunda ödenecek ceza
tutarının 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.
Örnek 6- 12/4/2017
tarihinde Bakanlığımız özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen
durmayan aracın sahibi adına 800,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve
vergi/ceza ihbarnamesi 17/4/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef söz
konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi hükmünden
yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 17/5/2017 tarihinde
vergi dairesine müracaat etmiştir.
Vergi dairesince
mükellefin talebi üzerine cezanın 1/3’ü indirilerek, kalan 533,33 TL özel
usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 17/6/2017
tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.
Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, 213 sayılı
Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan 533,33 TL özel usulsüzlük
cezası, 7020 sayılı Kanun hükümlerine göre %50 oranında indirilerek tahsil
edilecektir. Söz konusu cezanın %50’sine isabet eden (533,33 x %50=)266,67
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, özel usulsüzlük
cezasından kalan 266,66 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
c) 213 sayılı Kanunun 371 inci Maddesinde Yer
Alan Pişmanlık Hükümlerine Göre Beyan Edilen Matrahlar Üzerinden Tahakkuk
Eden Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla (bu tarih hariç)
pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve 15 günlük ödeme süresi henüz
geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu
takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, 7020 sayılı
Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması hâlinde pişmanlık
hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir. Dolayısıyla, kısmen
pişmanlık ihlali olamayacağından borçlular ödedikleri tutar kadar Kanun
hükmünden yararlanamayacaktır.
213 sayılı Kanunun
pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan
vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve vergi asılları
ile bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanun kapsamında
yapılandırılacaktır.
Örnek 7- Şubat/2016
vergilendirme dönemine ilişkin elektronik ortamda verilmesi gereken gelir
(stopaj) vergisi beyannamesi 15/5/2017 tarihinde pişmanlıkla verilmiş,
bunun üzerine 18.600,00 TL vergi tahakkuk etmiş ve alacağın vadesi
30/5/2017 tarihi olarak oluşmuştur. Ayrıca, beyannamenin süresinde
verilmemesi nedeniyle 1.370,00 TL tutarında özel usulsüzlük cezası
kesilerek aynı gün mükellefe tebliğ edilmiştir.
Kanunun yayımı
tarihi itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, Kanun hükmüne
göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi
olacaktır.
* Pişmanlık
zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.
Yukarıda
belirtilen 19.811,28 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi hâlinde, 3.645,60 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
Mükellefe kesilmiş
olan 1.370,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesinin 15/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olması ve 7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 30 günlük dava açma
süresinin geçmemiş olması nedeniyle bu alacak kesinleşmemiş olduğundan, bu
ceza için Kanun hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
Mükellefçe,
yapılandırılan tutarın tamamının Kanun hükümlerine göre ödenmemesi hâlinde,
pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve Kanun hükmünden
yararlanılamayacaktır.
ç) 213 sayılı Kanun Uyarınca İkmalen, Re’sen ya da
İdarece Yapılan Tarhiyata İlişkin Olarak Dava Açılmaksızın Kesinleşen
Alacaklar
İkmalen, re’sen ya
da idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi
itibarıyla kesinleşmiş olan ve ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan
alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutar
ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanundan
yararlanılabilecektir.
4- Kanunun Yayımı
Tarihinden Önce Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler
7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce asılları kısmen ya da
tamamen ödenmiş olan alacaklar Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi hükmüne göre yapılandırılacaktır.
Buna göre, Kanunun
yayımı tarihinden önce asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan
vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
a) Asılları Kısmen Ödenmiş Olan Vergiler
Asılları kısmen
ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,
- vade tarihinden
Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,
- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması hâlinde, gecikme faizinin hesaplandığı
süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Bu tutar,
ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak Kanuna göre yapılandırılan alacak
tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi
aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar
ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Asılları kısmen
ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme
faizinin ödenmemiş olması hâlinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
b) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin
Gecikme Faizi ve Gecikme Zammı
7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce asılları tamamen
ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;
- verginin vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı
yerine,
- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde vergi aslına uygulanan
gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Diğer taraftan,
Kanunun yayımı tarihinden önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan
gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması,
başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan
gecikme zammından ibaret olması hâlinde, herhangi bir şart aranmaksızın
vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
c) Asılları Tamamen Ödenmiş Vergilere İlişkin
Gecikme Faizi ve Gecikme Zamlarından, Kanunun Yayımı Tarihinden Önce Kısmen
Tahsil Edilenler
Asılları tamamen
ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun
yayımı tarihinden önce kısmen tahsilat yapılmışsa,
- verginin vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı
yerine,
- vergiye gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından fazla olması
hâlinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme faizi/gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş
gecikme faizi ve gecikme zammından red ve iade yapılmayacaktır.
Ödenmiş gecikme
faizi/gecikme zammı tutarının, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından az olması
hâlinde ise ödenecek tutar, Yİ-ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme
faizi/gecikme zammı çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde
belirlenen tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde,
kalan gecikme faizi/gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 8- Ocak,
Şubat, Mart/2016 vergilendirme dönemine ilişkin 22.850,00 TL kurum geçici
vergi tahakkuk etmiştir. Ancak, mükellef 17/5/2016 vadeli kurum geçici
vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu kurum geçici vergi borcu mükellefin
kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi
nedeniyle, 1/4/2017 tarihi itibarıyla terkin edilmiş ve 3.359,06 TL gecikme
zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin gecikme
zammı borcuna karşılık vergi dairesince 2/5/2017 tarihinde 350,00 TL
tahsilat yapılmıştır.
Mükellefin, 7020
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde geçici
verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için
hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %4,8855’dir.
Toplam Yİ-ÜFE
tutarı ise (22.850,00 x %4,8855=)1.116,34 TL olacaktır.
Mükellefin gecikme
zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması hâlinde, Kanun hükmünden
yararlanmak için ödemesi gereken tutar 1.116,34 TL’dir.
Ancak, mükelleften
Kanunun yayım tarihinden önce gecikme zammına karşılık 350,00 TL tahsilat
yapıldığından, 7020 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken Yİ-ÜFE tutarından,
daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak tahsili gereken Yİ-ÜFE tutarı
bulunacaktır.
Buna göre,
ödenecek Yİ-ÜFE tutarı; (1.116,34 - 350,00=)766,34 TL’dir.
Mükellefin bu
tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi hâlinde gecikme zammından
kalan (3.359,06 - 350,00=)3.009,06 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
5- Sadece Vergi
Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar
7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun
sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan olması durumunda bu Tebliğin
(II/F-14) bölümünde belirtilen açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
6- Bir Vergi Aslına
Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 31/3/2017
tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilmiş
olan vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları, Kanunun yayımlandığı
27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde
ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş olması hâlinde, anılan bent
kapsamında yapılandırılabilecektir.
Bu durumda, vergi
aslına bağlı olmayan vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük
cezaları ile özel usulsüzlük cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı
tarihinden önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde
ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.
Örnek 9- Mükellefe,
yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 210,00 TL özel
usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 10/2/2017 tarihinde
tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.
Mükellefin, 7020
sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde 210,00 TL özel
usulsüzlük cezasının %50’sine isabet eden (210,00 x %50=)105,00 TL’yi
ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi hâlinde kalan 105,00 TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden
vazgeçilecektir.
7- İştirak
Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak
nedeniyle kesilen, Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla
kesinleşmiş ve vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş vergi cezalarının %50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu
Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla, cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı
tarihinden önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar
üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.
8- İhtirazi Kayıtla
Beyan Edilen Vergiler
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, ihtirazi kayıtla verilen
beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında, maddenin
birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.
Buna göre, Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş
vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanun kapsamında
yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince
verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk
eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Ayrıca, alacağa
ilişkin açılmış olan davalardan vazgeçilmesi gerektiği tabiidir.
9- Motorlu Taşıtlar
Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasıyla, Kanun kapsamında ödenecek
olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, Kanun
hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla, 197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin
(d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar fenni
muayene yaptırılmasına ve uçuşa elverişli belgesi verilmesine imkân
sağlanmaktadır.
Ancak, taşıtın
satış ve devri hâlinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının
aranılacağı tabiidir.
10- 5736 sayılı
Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli
ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında
Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği hâlde Kanunun
yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan tutarların Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
5736 sayılı Kanun kapsamında
taksitlendirilen alacaklardan 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
ödenmemiş olanlar, Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve
ödenecek tutarın tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinin altıncı fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için
aylık olarak uygulanması gereken;
- %5 zammın yerine
ilgili aylara ait Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,
- 5736 sayılı
Kanunda öngörülen ve taksitlere %5 zammın uygulandığı süreden sonra
gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması
gereken gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları,
esas alınarak
Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
7020 sayılı Kanuna
göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere
ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri
için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanan faiz için herhangi bir Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki oranında hesaplanan tutar, 7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun
kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla terkin edilecektir.
Diğer taraftan,
5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak tahakkuk
ettirilen ve taksitler hâlinde vadelendirilen alacak tutarı içerisinde yer
alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında yapılandırılacak ve varsa
vergi cezaları hakkında da 7020 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
11- Kanunun 2 nci
Maddesi Kapsamındaki İdari Para Cezaları
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; 31/3/2017
tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilen ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme
süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi kapsamında olan idari para
cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.
Buna göre, Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün olan askerlik, seçim, nüfus, trafik,
karayolu taşıma, otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş idari para cezaları
ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilmiş olan idari para
cezalarından, 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce verilmiş olan ve
bu Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olup vadesi
geldiği hâlde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunanların
asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı
gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş
alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı
fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanun kapsamında
yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;
- 2918 sayılı
Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar,
- 4925 sayılı
Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından,
anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden
8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),
geçen her ay ve
kesri için aylık %5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının
da cezanın iki katını geçmemesi gerekmektedir.
7020 sayılı Kanun
kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının
yapılandırılmasında aylık %5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun
yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan Yİ-ÜFE tutarı da ilgili Kanun
gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı
Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden
önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren
on gün içerisinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak
ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içerisinde de ödenmeyen trafik
idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun
yürürlüğünden önce verildiği hâlde 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihine
kadar ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi
bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanmayacak ve yapılandırmada üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır.
Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29
uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para
cezaları için de üç katına çıkan tutar üzerinden Kanundan
yararlanılabilecektir.
7020 sayılı Kanun
kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin tutanakların ilgili vergi
dairelerine intikal etmemiş olması hâlinde, borçlular vergi dairelerine
idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek başvuruda bulunabilecek ve
bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları Kanun kapsamında
yapılandırılacaktır.
Örnek 10-
13/4/2016 vadeli 844,00 TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan
yararlanılmak suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı
ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 897,00 TL’nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 590,80 TL tutarındaki
faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
12- 6183 sayılı
Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile
Kanun kapsamına giren idari para cezaları dışında kalan ve bu Tebliğin
(I/B-1-c) bölümünde belirtilen amme alacaklarının yapılandırılmasına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi
kapsamında olan ve Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla
kesinleşmiş olup vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan asli alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu
alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i
amme alacakları yerine Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımı
tarihinden önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret
olması hâlinde ise fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla Kanun hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Söz konusu bent
kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun yayımı tarihinden önce kısmen
veya tamamen ödenmiş olması hâlinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin
(II/B-4) bölümüne göre tespit edilecektir.
Bu bölümde yer
verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği
takdirde dava açılmaması, dava açılmış olması hâlinde davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.
Örnek 11- Yurtdışından
7 ay vadeli ihracatın finansmanı için 13/3/2013 tarihinde kredi kullanan
mükelleften teşvik mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu
kesintisi yapılmamıştır.
İhracat taahhüdünü
süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük
beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka
tarafından 12.000,00 TL kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi takip
ve tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine 17/7/2014
tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi
24/9/2014 tarihi olan kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile
kredi kullanım tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için
Kanunun yayımı tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.
Mükellefin,
Kanundan yararlanmak üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması hâlinde,
kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi aslına;
- Kredi kullanım
(13/3/2013) tarihinden vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai
faiz yerine,
- Vade tarihinden
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen süre
için hesaplanan gecikme zammı yerine,
Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi ile cezai faiz ve gecikme zammı
yerine uygulanacak Yİ-ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.
Ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 15.117,10 TL tutarın Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, toplam 8.695,57 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
13- Tecilli
Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin onikinci fıkrasında “(12) Bu Kanun kapsamına
giren alacakların, bu Kanunun yayımı tarihinden önce 6183 sayılı Kanun ve
diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak
ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep
etmeleri hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde
tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile
ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunda öngörülen faiz
uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir
ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer
almaktadır.
Bu hüküm uyarınca,
7020 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımı tarihinden
önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar (4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi gibi) uyarınca
tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması hâlinde borçlular,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit
tutarları için Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Bu takdirde, tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi
ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz
uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi
bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya
tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 7020 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümleri uygulanacaktır.
İlgili kanunlara
göre tecil edilmesine rağmen alacağın varlığına ilişkin mahkemelerde
ihtilafın devam ediyor olması, dolayısıyla alacağın kesinleşmemiş bulunması
durumunda bu alacağın Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün
olmayacaktır.
Ayrıca, 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ondokuzuncu fıkrasında, bu Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu maddenin onikinci
fıkrası kapsamında olan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer
kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve
iadesinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, Kanun
hükümlerinden yararlanılarak ödenmek istenmesi hâlinde, 7020 sayılı Kanunun
yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce taksit tutarları ile birlikte
ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.
Bu durumdaki
alacaklar için Kanundan yararlanılmak istenilmesi hâlinde ödenmemiş alacak
aslına uygulanmış olan fer’i alacaklar yerine, vade tarihinden Kanunun
yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE
tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi hâlinde alacak asıllarıyla ilgili fer’i alacakları ile
asla bağlı vergi cezaları ve bu cezalara ilişkin gecikme zamlarının
tahsilinden vazgeçilecektir.
6183 sayılı
Kanunun 48 inci maddesi ile diğer kanunlar gereğince tecil edilen alacağın
gecikme zammı, gecikme faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması
hâlinde, bu Tebliğin (II/B-4 ila 6) bölümlerinde yapılan açıklamalar
çerçevesinde ödenecek Yİ-ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden
yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş
tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.
Örnek 12- Mükellef
tarafından 26/7/2016 tarihinde ödenmesi gereken 24.000,00 TL gelir (stopaj)
vergisi zamanında ödenmemiştir. 3/11/2016 tarihinde vergi dairesine
başvurularak toplam borç için tecil talebinde bulunulmuştur.
Vergi dairesi
mükellefin gecikme zammı dâhil 25.086,46 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve
bu tutarın, ilk taksit Kasım/2016 ayından başlamak ve 12 ayda 12 eşit
taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.
Aylık Taksit
Tutarı: 25.086,46 / 12 = 2.090,54 TL’dir.
Mükellef ilk yedi
taksitini zamanında ödemiş, 7/6/2017 tarihinde Kanundan yararlanmak için
bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk yedi taksit ile
birlikte toplam 573,51 TL tecil faizi ödenmiştir.
Bu örnekte, vergi
dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne
kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.
Örnek olayda;
Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre
tespit edilecektir.
Kalan vergi aslı
tutarı = 24.000,00 - 14.000,00 = 10.000,00 TL’dir.
Bu durumda, tecil şartlarına
uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli
sayılacaktır. Kalan 5 taksit tutarının toplamı 10.452,70 TL olup bunun
10.000,00 TL’si vergi aslı, 452,70 TL’si gecikme zammıdır.
Vergi aslından
kalan 10.000,00 TL tutara, Kanunun yayımı tarihine kadar hesaplanan
1.400,00 TL gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak
hesaplanacak 352,00 TL Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Kanuna göre
ödenmesi gereken vergi aslı ve Yİ-ÜFE tutarının (10.352,00 TL), Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde 10.000,00 TL vergi aslına
hesaplanan 1.400,00 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bununla birlikte,
tecil kapsamında ilk yedi taksit tutarı ile birlikte Kanunun yayımı
tarihinden önce tahsil edilen 573,51 TL tecil faizi red ve iade
edilmeyecektir.
14- Bazı Kanunlara
Göre Yapılandırılmış Olan ve Kanunun Yayımı Tarihi İtibarıyla Ödemeleri
Devam Eden Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendinde; bu Kanun
hükümlerinin, 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli
ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi
kapsamında uzlaşılan alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında
uygulanmayacağı hükme bağlandığından, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma ya
da yapılandırma hükümlerinden yararlanan kuruluşların bu borçları Kanun
kapsamında yapılandırılmayacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3
üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince;
- 13/2/2011
tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
- 6552 sayılı
Kanun,
- 3/8/2016 tarihli
ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun,
hükümlerine göre
yapılandırılan ve 7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit
ödemeleri devam eden alacaklar ile,
- 6736 sayılı
Kanuna göre tahakkuk eden alacakların (matrah ve vergi artırımı ile işletme
kayıtlarının düzeltilmesinden kaynaklanan vergiler),
7020 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmamaktadır.
6736 sayılı
Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası ile 6736 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu hâlde geçici 2 nci maddenin
yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarları
süresinde ödemeyerek anılan Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara, ihlale
neden olan tutarları, ödemeleri gerektiği tarihten bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihe kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için 6736 sayılı Kanunun
10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen ve ödemede gecikilen her
ay ve kesri için hesaplanması gereken geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs
2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri hâlinde 6736 sayılı Kanun
hükümlerinden yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Ayrıca, aynı
maddenin ikinci fıkrasına göre, 6736 sayılı Kanun kapsamında 2017 yılının
Ocak ayından itibaren (ödeme süresi bu aya tekabül eden taksitler dâhil)
ödenmesi gereken taksitlerin her birinin ödeme süreleri dörder ay uzatılmıştır.
Buna göre, 7020
sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı
Kanun kapsamında yapılandırılan ve taksit ödemeleri devam eden bu
alacakların 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması mümkün
bulunmamaktadır.
Örnek 13- Mükellef,
26/4/2013 vadeli katma değer vergisi borcunu 6736 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında 12 taksit ödeme seçeneğini tercih etmek suretiyle
yapılandırmış, 2012 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi borcunu ise
yapılandırmamıştır.
Mükellef, yapılandırılan
borcuna ilişkin olarak, 30/11/2016 tarihine kadar ödemesi gereken birinci
taksitini süresinde ödemediğinden, 6736 sayılı Kanundan yararlanma hakkını
kaybetmiştir.
Ancak, 6736 sayılı
Kanunun geçici 2 nci maddesiyle mükelleflere, ödenmeyen birinci taksit
tutarlarının, hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017
tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi hâlinde anılan Kanun hükümlerinden
yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Buna göre,
mükellefin, yapılandırılan borcuna ilişkin süresinde ödemediği birinci
taksiti 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine istinaden 31 Mayıs 2017
tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödeme imkânı bulunduğundan, 7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı Kanun
hükümleri ihlal olmamıştır. Bu nedenle, mükellefin 7020 sayılı Kanunun 3
üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince 6736 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan borcu için 7020 sayılı Kanundan yararlanma imkânı
bulunmamaktadır.
Diğer taraftan,
mükellefin 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmadığı 2012 takvim yılına
ilişkin yıllık gelir vergisi borcu için 7020 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanabilmesi mümkündür.
Örnek 14- 6736
sayılı Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak anılan Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce başlanılan vergi incelemesi sonucu tarh edilen vergi
ve kesilen cezalara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi mükellefe 10/11/2016
tarihinde tebliğ edilmiş olup, mükellef 6736 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci ila sekizinci fıkrası hükümlerinden yararlanmak için
peşin ödeme seçeneğini tercih ederek 6/12/2016 tarihinde başvuruda bulunmuş
ve borcun vadesi 31/12/2016 olarak belirlenmiştir. Ancak, mükellef
tarafından bu tarihe kadar ödeme yapılmamıştır.
Diğer taraftan,
6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, süresinde
ödenmeyen söz konusu borcun, 31/1/2017 tarihine kadar geç ödeme zammı ile
birlikte ödenmesi halinde anılan Kanundan yararlanma imkanı bulunmasına
rağmen mükellef bu süre içerisinde de ödeme yapmamıştır.
Bu durumda, 6736
sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırması 1 Şubat 2017 tarihi itibarıyla
ihlal olmuş ve 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümlerinden
yararlanamamıştır.
Buna göre,
mükellefin söz konusu vergi/ceza ihbarnamesine konu borcu için 7020 sayılı
Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 6736 sayılı Kanun
hükümleri ihlal edilmiş olduğundan, söz konusu borcun 7020 sayılı Kanun
hükümleri kapsamında yapılandırılması mümkün bulunmaktadır.
15- Kanunun Yayımı
Tarihi İtibarıyla Yargı Kararına Göre Kesinleştiği Hâlde Ödeme Süresi
Belirlenmemiş Alacaklar
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, bu Kanunun kapsadığı dönemlere
ilişkin olup, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla yargı kararı ile
kesinleştiği hâlde mükellefe ödemeye yönelik tebligatın yapılmadığı
alacaklar için mükelleflerce bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde başvuruda
bulunulması koşuluyla bu alacakların da bu madde hükümlerinden
yararlandırılacağı, bu hüküm kapsamına giren alacaklar için ayrıca tebligat
yapılmayacağı ve alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı tarihinin
kabul edileceği, bu kapsamda yapılandırılan tutarların Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmemesi hâlinde de vade tarihinde değişiklik
yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre, Kanunun
kapsadığı dönemlerle ilgili olup, tarhiyata ilişkin mahkemelerce verilerek
taraflardan birine tebliğ edilen ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu
tarih dâhil) kesinleşen yargı kararına istinaden vergi dairelerince
mükellefe ödemeye yönelik tebligatın (Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi) yapılmaması
nedeniyle borcun vadesinin belirlenmediği alacaklar için bu Kanunda
öngörülen süre ve şekilde başvuruda bulunulması koşuluyla Kanundan
yararlanılabilecektir.
Bu durumda,
borçlunun başvuru dilekçesinde bu fıkra kapsamına giren borçları için Kanun
hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmesi şartıyla, bu alacaklar için
ayrıca vergi dairesince mükellefe Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeyecek
ve alacakların vade tarihi Kanunun yayımı tarihi kabul edilecektir.
Fıkra kapsamındaki
alacakların yalnızca vergi aslı veya vergi aslı ile birlikte asla bağlı
vergi cezası olması durumunda, verginin tamamı ile bu tutar üzerinden
gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile Yİ-ÜFE
tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi şartıyla alacak asıllarıyla ilgili gecikme faizi ile asla
bağlı cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.
Fıkra kapsamındaki
alacağın yalnızca asla bağlı vergi cezası olması ve vergi aslının Kanunun
yayımı tarihinden önce ödenmiş olması durumunda, herhangi bir başvuruya
bağlı olmaksızın bu cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Fıkra kapsamındaki
alacağın yalnızca asla bağlı olmayan vergi cezası olması durumunda, bu
vergi cezalarının (I. ve II. derece usulsüzlük cezaları ile özel usulsüzlük
cezaları) %50’sinin Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla cezaların kalan %50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
7020 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden sonra bu fıkra kapsamına giren alacaklara yönelik
başvuru süresi içerisinde yapılmış ödemelere ilişkin tebligatlar hakkında
da başvurulması şartıyla bu fıkra hükmü uygulanacak ve alacakların vade
tarihi olarak Kanunun yayım tarihi kabul edilecektir.
Diğer taraftan,
Kanunun yayımı tarihinden önce fıkra kapsamına giren alacaklara karşılık
kısmi ödeme yapılmış olması hâlinde ödenmemiş kısım için bu madde hükümlerinden
yararlanılabilecektir. Ancak, fıkra kapsamına giren alacakların Kanunun
yayımı tarihinden önce tamamının ödenmiş olması hâlinde bu madde
hükümlerinden yararlanılamayacağı tabiidir.
Ayrıca, bu fıkra
hükmünden yararlanılması durumunda, fıkra kapsamına giren alacaklar için
tebligat yapılmayacağı gibi alacakların vade tarihi olarak Kanunun yayımı
tarihi kabul edileceğinden, madde hükümlerinin ihlal edilmesi hâlinde söz
konusu alacaklar için Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay
Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi tebliğ edilmeksizin ve Kanunun
yayımlandığı 27/5/2017 tarihi vade tarihi kabul edilmek suretiyle takip ve
tahsil işlemlerine devam edilecektir.
Ancak, borçlu
tarafından bu fıkra hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunulmaması durumunda
vergi dairesince alacağa yönelik Vergi Mahkemesi/Bölge İdare
Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesinin tebliğ edileceği
tabiidir.
16- Belediyelerin
Ücret, Su ve Atık Su Alacakları, Büyükşehir Belediyelerinin Katı Atık
Ücreti Alacakları ile Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon
İdarelerinin Su ve Atık Su Alacakları
7020 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları gereğince
yapılandırılacak ücret, su, atık su ve katı atık ücreti alacaklarından,
vadesi 31/3/2017 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler
(sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin
birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu
belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi hâlinde bu
alacaklara bağlı cezaların ve fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her
türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilecektir.
Söz konusu
alacakların yapılandırılmasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/B-12)
bölümünde yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
C- ÖDEME SÜRESİ VE
ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili
maddelerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) 30/6/2017 tarihine
kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Gümrük ve
Ticaret Bakanlığına, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk
taksitini 31/7/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), Sosyal
Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk
taksitini 31/8/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerini ise
bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit
taksitte ödemeleri,
şarttır.”
hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm
çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı
tahsil dairelerine borçlu olanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden
yararlanmak istemeleri hâlinde, 30 Haziran 2017 tarihine (bu
tarih dâhil) kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları
gerekmektedir. Kanun kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme
süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler hâlinde azami onsekiz
eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Temmuz
2017 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 3 üncü
maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş
olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de
bulunmaktadır.
Kanuna göre
ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması
hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar
uzayacaktır.
2- Ödeme ve Katsayı
Uygulaması
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak
tutarının peşin veya taksitle ödenmesi imkânı getirilmiş ve ödeme süresine
bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı
uygulamasının düzenlendiği Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “(3)
Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarlar peşin veya taksitler hâlinde
ödenebilir.
a) Hesaplanan
tutarların tamamının ilk taksit ödeme süresi içerisinde peşin olarak ödenmesi
hâlinde, bu tutarlara bu Kanunun yayımı tarihinden ödeme tarihine kadar
geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz ve fer’i alacaklar yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarlar üzerinden
ayrıca %50 indirim yapılır.
b) Hesaplanan
tutarların taksitle ödenmek istenmesi hâlinde, borçluların başvuru
sırasında altı, dokuz, on iki veya on sekiz eşit taksitte ödeme
seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit
süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle
yapılacak ödemelerde 2 nci ve 4 üncü maddelere göre belirlenen
tutar;
1) Altı eşit
taksit için (1,045),
2) Dokuz eşit
taksit için (1,083),
3) On iki eşit
taksit için (1,105),
4) On sekiz
eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile
çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık
dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit
süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak tercih edilen süreden daha kısa
sürede ödeme yapılması hâlinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre
düzeltilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükmün
uygulamasında aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Kanuna
göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde
peşin olarak tamamen ödenmesi hâlinde, bu tutara Kanunun yayımı
tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz, gecikme
zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı ya da katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu
ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi
içerisinde farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi hâlinde de bu
hükümden yararlanılacaktır.
b) Kanuna
göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde
peşin olarak tamamen ödenmesi hâlinde, fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutar üzerinden ayrıca %50
oranında indirim yapılacaktır.
Ancak, peşin ödeme
indirimi ilk taksit ödeme süresi içerisinde borcun tamamına karşılık
yapılan ödemelere uygulanacağından, Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı
fıkrası gereğince ilk taksiti izleyen ayın sonuna kadar geç ödeme zammı ile
birlikte yapılacak ödemelerde peşin ödeme indirimi uygulanması mümkün
bulunmamaktadır.
Örnek 15- Kanun
hükümlerinden yararlanmak için vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
peşin ödeme seçeneğini tercih etmiştir.
Vergi dairesi,
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak aslı tutarını 145.800,00 TL, fer’i alacaklar
yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan tutarı ise
38.250,00 TL olmak üzere toplam 184.050,00 TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef,
yapılandırılan borç tutarını peşin ödeme seçeneği ile ödemeyi tercih
ettiğinden, ayrıca bir katsayı hesaplanmamıştır.
Mükellef
tarafından ilk taksit ödeme süresi içerisinde yapılandırılan borcun
ödenmesi nedeniyle fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanan tutardan %50 oranında indirim yapılacaktır. Bu
durumda, mükellef Yİ-ÜFE tutarı olarak [38.250,00 - (38.250,00 x
%50)]=19.125,00 TL, toplamda 164.925,00 TL ödeme yapmak suretiyle Kanun
hükümlerinden yararlanacaktır.
Ancak,
yapılandırılan borcun mükellef tarafından Temmuz/2017 ayının sonuna kadar
ödenmeyip, hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte Ağustos/2017 ayı
içerisinde ödenmesi durumunda 38.250,00 TL Yİ-ÜFE tutarının tamamının
ödenmesi gerekmektedir.
Örnek 16- Örnek
5’de belirtilen yapılandırılan alacağın peşin ödenmek
istenmesi hâlinde ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilecek tutar aşağıda
gösterilmiştir.
Örnek 5’de yer
alan toplam 64.370,00 TL alacak, Kanun kapsamında yapılandırılarak peşin
ödenmesi hâlinde 51.580,00 TL’ye düşmekte ve 14.580,00 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilmektedir.
c)
Yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde,
borçlularca başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme
seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına
ilişkin bir tercihte bulunulmaması hâlinde, idarece Kanunda öngörülen en
uzun taksit sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri
taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.
ç) Taksitle
yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan
alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen
taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit
tutarı bulunacaktır.
Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte
ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı
6 eşit taksit için öngörülen (1,045) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan
tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18
eşit taksiti seçmesi hâlinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15)
katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.
d) 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara
seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkânı verilmekte
ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan
katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit
taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı hâlde borcun 9 eşit taksit
için öngörülen sürede tamamen ödenmesi hâlinde, (1,15) katsayısı esas
alınarak hesaplanan tutar, 9 eşit taksit için öngörülen (1,083) katsayısına
göre düzeltilecektir.
Kanunda genel
olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit
süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan
ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından
seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği
tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden
farklı olması gerekmektedir.
Örnek 17- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi
dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 36.000,00 TL olarak
hesaplamıştır.
Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
36.000,00 TL alacak tutarı (1,105) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan
tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit taksit
için taksitlendirmeye esas tutar
: 36.000,00 x 1,105= 39.780,00 TL
Taksit tutarı
: 39.780,00 / 12= 3.315,00 TL’dir.
Taksitlendirmeye
esas olan 36.000,00 TL’nin (39.780,00 - 36.000,00=)3.780,00 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.
Mükellef,
Temmuz/2017, Eylül/2017, Kasım/2017, Ocak/2018, Mart/2018 aylarında ödemesi
gereken taksit tutarları toplamı olan (3.315,00 x 5=)16.575,00 TL’yi
süresinde ödemiştir.
Nisan/2018 ayında
mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek
istediğini bildirmiştir.
Başvuru sırasında
12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra
6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde, borcun tamamı
ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,105)
katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,045) katsayısı
uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması
gerekmektedir.
Yapılan
hesaplamaya göre, (1,045) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan
daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken
tutar bulunacaktır.
Buna göre;
olacaktır.
Bu durumda,
mükellefin 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 36.000,00 TL borcu
için (37.620,00 - 36.000,00=)1.620,00 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken
ödeme mükellefe (3.780,00 - 1.620,00=)2.160,00 TL daha az ödeme imkânı
sağlayacaktır.
Örnek 18- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi
dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 22.000,00 TL olarak
hesaplamıştır.
Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
22.000,00 TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan
tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
Taksitlendirmeye
esas olan 25.300,00 TL’nin (25.300,00 - 22.000,00=)3.300,00 TL’si toplam
katsayı tutarıdır.
Mükellef, ilk 12
taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (1.405,56 x
12=)16.866,72 TL’dir.
Haziran/2019
ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten
ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef
tarafından borcun tamamı 18 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi
(Temmuz/2017 ila Mayıs/2020) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte,
ödemenin yapıldığı Haziran/2019 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı
uygulanmasını gerektiren 12 eşit taksit için öngörülmüş süreden
(Temmuz/2017 ila Mayıs/2019) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 12 eşit
taksit ila 18 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir.
Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 18 eşit taksit için belirlenmiş
katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkânı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, Haziran/2019 ayında mükellefin kalan altı taksit tutarını
defaten ödemesi hâlinde herhangi bir katsayı düzeltmesi
yapılmayacaktır.
Örnek 19-
Örnek 18’de belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 5 taksitini
süresinde ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Mayıs/2018 ayında ödediği
kabul edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarı 22.000,00 TL’dir. Katsayı uygulanmak suretiyle
taksitlendirilen tutara (25.300,00 TL) karşılık beş taksit tutarı olan
7.027,80 TL tahsil edilmiştir.
Başvuru sırasında
18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra
6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde borcun tamamı
ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,15)
katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,045) katsayısı
uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması
gerekmektedir.
Yapılan
hesaplamaya göre, (1,045) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan
daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken
tutar bulunacaktır.
olacaktır.
Bu durumda,
mükellefin 7020 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan 22.000,00 TL borcu için
(22.990,00 - 22.000,00=)990,00 TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken
ödeme mükellefe (25.300,00 - 22.990,00=)2.310,00 TL daha az ödeme imkânı
sağlayacaktır.
e) 7020
sayılı Kanun kapsamında ödenecek tutarlar, vergi dairelerine, anlaşmalı
bankalara ödenebileceği gibi, anlaşmalı bankaların banka kartı ve kredi
kartı kullanılmak suretiyle de ödenebilecektir.
3- Kredi kartı ile
ödeme
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı ve
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında
ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi
kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye
aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu
borç tutarının, taksitler hâlinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında
hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi
olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve
borçluya tahsilatın yapıldığını gösteren makbuz verilir. Bu
şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine veya Sosyal Güvenlik
Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden
itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi
bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü
yer almaktadır.
Bu hüküm, 7020
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı
kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkân vermektedir. Madde hükmüne göre
kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için aracılık yapan bankalarla
anlaşma yapılması gerekmektedir.
Bu Tebliğin yayımı
tarihi itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek
alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli
anlaşma sağlanmış olup kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler
Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden
yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri hâlinde,
internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat
işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı ile
yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya bir ya da birden fazla taksitin
defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit
aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.
Borçluların kredi
kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri hâlinde, 7020 sayılı Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun
hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla
birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi
kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç
ödenmiş kabul edilecektir.
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, kredi kartı
kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç
olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler, ilgili taksit ayının son
gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde
belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin, borçlu
tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk iki taksit
tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından
taksitler ilgili taksit ayları olan Temmuz/2017 ve Eylül/2017 aylarında
borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat
tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20 gün içerisinde Hazine
hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi kartıyla
yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu
dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı
uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında, Kanun hükümlerinden
yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan
alacaklarıyla yapılandırılan borçlarını ne şekilde ödeyebilecekleri hususu
düzenlenmiştir.
Madde hükmüne
göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme
alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için
başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade
alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu
taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi
içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak
ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin
gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli mali müşavir raporu veya vergi
inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi
dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir.
Bu takdirde,
ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu
Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine
konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması hâlinde, mahsuben ödeme
suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarının bir ay içerisinde ödenmesi
hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.
Bir aylık süre
içerisinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten
ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç
ödeme zammı ile birlikte ödenmesi hâlinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri
ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu
hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/E)
dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan,
mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya
yersiz mahsup yapıldığının tespiti hâlinde, haksız alınan iade tutarı için
vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda,
Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir
düzeltme işlemi yapılmayacaktır.
Ç- KANUN HÜKMÜNDEN
YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- Taksit Ödeme
Süresince Mükelleflerin Beyanı Üzerine Tahakkuk Edecek Vergilerin Zamanında
Ödenmesi
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında “(7) Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen yıllık gelir veya kurumlar
vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisi için bu Kanun hükümlerinden yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi
türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden bu vergileri,
çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında
ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde bu Kanun
hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme
haklarını kaybederler.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre,
Kanundan yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir
(stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel
tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin Kanunda öngörülen
diğer şartların yanı sıra; belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme
süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden
mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken
ödeme hâlinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri
vadesinde ödemeleri şarttır.
Bu hüküm, Kanuna
göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde uygulanacak hükümler
ile ilişkili olmayıp, taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine
tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.
Örneğin, gelir
vergisi mükellefi olan borçlunun, Kanundan bu vergi türü için 12 eşit
taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme
süresinin başladığı 1/7/2017 tarihinden 12 eşit taksitin sona erdiği
31/5/2019 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini,
katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması
hâlinde özel tüketim vergisini ödemesi gerekmektedir. Ancak, bu vergilerle
birlikte tahakkuk eden damga vergisinin vadesinde ödenmemesi hâlinde
yapılandırma ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Taksit ödeme
süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı,
bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal
edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma
haklarını kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi
türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi hâlinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin
rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dâhil) ödedikleri taksitler için
Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme
haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan,
mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde
ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum
hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini
ifade etmektedir.
Buna göre, 6183
sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan müracaatlara
istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda bulundukları
kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle
(Örneğin, özel tüketim vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun görülmeyen
vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için tecil
yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
2- Dava Açılmaması,
Açılmış Davalardan Vazgeçilmesi
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin onbeşinci fıkrasında, bu Kanun hükmünden
yararlanmak isteyen borçluların Kanunda belirtilen şartların yanı sıra dava
açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına
başvurmamalarının şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Kanun kapsamına,
alacağın varlığı hususunda ihtilaf olan alacaklar girmemekte olup,
münhasıran kesinleşmiş alacaklar girdiğinden, bu Kanundan yararlanmak
isteyen borçluların kesinleşmiş alacaklara ilişkin dava açmamaları, açılmış
davalardan vazgeçmeleri (ihtirazi kayıtla verilen beyannameye konu
alacaklar için Kanundan yararlanmak isteyenlerin alacağa ilişkin olarak
açmış oldukları davalar dâhil) ve kanun yollarına başvurmamaları
gerekmektedir. Bu nedenle, Kanun hükmünden yararlanmak isteyen borçluların
bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında yazılı olarak belirtmeleri
şarttır.
Tüzel kişiler ya
da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan
vazgeçme yetkisi, bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, Kanundan
yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı
şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen
davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni
temsilcilerin bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını
gösteren belgeyi eklemeleri icap etmektedir.
Kanunun 3 üncü
maddesinin onbeşinci fıkrası hükmü gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri
ilgili tahsil dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine
verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler
ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle, tahsil dairelerince
alınan dilekçenin bir örneğinin derhal davanın bulunduğu yargı merciine
gönderilmesi gerekmektedir.
Kanundan
yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunan borçluların, devam
eden ihtilaflardan vazgeçtiklerini gösterir ıslak imzalı dilekçelerini
başvuru süresi içerisinde ilgili tahsil dairesine vermeleri gerekmektedir.
Diğer taraftan,
mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi
hâlinde idarece de ihtilafların sürdürülmeyeceği tabiidir.
3- Kanunun Yayımı
Tarihinden Sonra Tebliğ Edilen Yargı Kararları İle Yargılama
Giderleri
7020 sayılı Kanunun
3 üncü maddesinin onaltıncı fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın
Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen yargı kararları uyarınca
işlem yapılmayacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3
üncü maddesinin onyedinci fıkrasına göre, Kanun hükümlerinden yararlanılmak
üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlarla hükmedilmiş yargılama
giderleri ve avukatlık ücreti ile fer’ilerinin bulunması hâlinde bu
tutarlar karşılıklı olarak talep edilmeyecek, bu alacaklar için icra takibi
yapılamayacak ve vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri
ve avukatlık ücretleri geri alınmayacaktır.
D- TAKSİTLERİN
SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacakların
taksitlerinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun
hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
1- Süresinde
Ödenmeyen Taksitler
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında “(6) Bu Kanuna göre
ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi
koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik
ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih
edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay
ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme
zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla
bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam
ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen
şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden
yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm alacaklı idareler açısından
taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır.” hükmü
yer almaktadır.
Bu hükme göre,
Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam
olarak ödenmek koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla
iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit
tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme
süresinin son taksitini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay
ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme
zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla
Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.
Dolayısıyla, Kanun
kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;
- İlk ikisinin
süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
- Bir takvim
yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
- Süresinde
ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son
taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
hâlinde Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bu durumda, Kanun
kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam
olarak ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu
olduğundan, taksitli ödeme seçeneğini tercih eden borçluların Temmuz/2017
ve Eylül/2017 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.
Bu hüküm, alacaklı
idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı
uygulanacaktır.
Ayrıca, Kanunun 3
üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası gereğince, aynı maddenin yirminci ve
yirmibirinci fıkra hükümlerine göre 213 sayılı Kanun kapsamında ilan edilen
mücbir sebep halleri ile ilgili olarak 7020 sayılı Kanuna göre ödenmesi
gereken taksitlerin ilk ikisinin ödeme süresinin uzatılması hâlinde, bu
taksitler için süresinde ve tam olarak ödenme şartı aranılmayacaktır.
Bununla birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler hakkında Kanun hükümlerinin
uygulanacağı tabiidir.
7020 sayılı Kanun
hükümlerine göre borçlarını yapılandıran belediyeler ve bunlara bağlı kamu
tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca ödenmesi gereken taksit tutarlarının,
2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel
Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna göre belediyelerin
genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılan paylarından
tahsil edilmesi gerekmekle birlikte, 5779 sayılı Kanuna göre yapılacak
kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde, aylık taksitlerin
ödeme süreleri kesinti yapılmayan aylar için de durdurulacağından taksit ödemeleri
yönünden bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
2- İhlal Nedeni
Olmayan Eksik Ödemeler
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Bu maddenin yedinci
ve sekizinci fıkraları uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların
veya taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 5 Türk lirasına (bu tutar
dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, Kanun
kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine
tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen
vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan ödemelerinde
5,00 TL’ye kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla
birlikte, tahakkuk eden alacağın %10’u 5,00 TL’nin altında ise yüzde %10
tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi
sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi
olarak değerlendirileceği tabiidir.
Örneğin, Kanun
hükmünden gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin Kasım/2017 dönemine
ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi 2.435,00 TL
olmasına rağmen bankaya 2.430,00 TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen
tutar, 5,00 TL’yi aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmayacaktır. Diğer taraftan, tahakkuk eden verginin %10’u olan
(2.435,00 x %10=)243,50 TL ise 5,00 TL’den daha fazla olduğundan tutarın
oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
3- İhlal Hâlinde
Kanun Hükümlerinden Yararlanma
7020 sayılı Kanun
kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine
tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen
vergilerin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde borçluların,
Kanundan ne şekilde yararlanabileceklerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer
almaktadır.
a) Kanunun
3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı
maddenin altıncı fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması
hâlinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden
yararlanacağı düzenlenmiştir.
Buna göre, Kanun
kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde
tamamen ödenmemesi hâlinde, bu Tebliğin (II/B-3-c) bölümlerinde yer alan
açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde
Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.
Örnek 20- Mükellef,
7020 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan
yararlanma talebinde bulunmuştur.
Mükellefin Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla kapsama giren borçları aşağıdaki şekildedir:
Vergi asıllarına
vade tarihleri ile Kanunun yayımı tarihine kadar gecikme zammı yerine
hesaplanacak toplam Yİ-ÜFE oranları ve tutarları aşağıdaki
gibidir:
Mükellef, vergi asılları
ile hesaplanan Yİ-ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 9 eşit taksitte
ödemeyi tercih etmiştir.
Ödenecek Taksit
Tutarları
= [(Vergi Asılları + Toplam Yİ-ÜFE Tutarı) x 1,083] / 9
= [(76.440,00 + 3.524,49) x 1,083 ] / 9
= 9.622,40 TL
Mükellef Kanuna
göre 8 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme
yapmamıştır.
Bu durumda,
mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi önce gelen borçlardan başlanarak her
bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen
şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği
dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde, kısmi ödeme
olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanundan
yararlanılacaktır.
Mükellefin
Kanundan yararlanacağı tutar hesaplanırken, yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, Kanun kapsamında
yapılandırılan toplam alacak tutarı 79.964,49 TL olup, bu tutara
karşılık 8 taksit içerisinde ödenen tutar [(79.964,49 / 9=)8.884,94 x
8=]71.079,52 TL’dir.
Mükellefin vadesi
önce gelen borcu yıllık gelir vergisi olduğundan, 71.079,52 TL yapılan ödeme
tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden Yİ-ÜFE tutarı
toplamına (64.000,00 + 3.122,68=)67.122,68 TL mahsup edilecektir. Bu
şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2016 ve 31/7/2016
vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan
yararlanmış olacaktır.
Mahsuptan sonra
kalan (71.079,52 - 67.122,68 =)3.956,84 TL tutar, gelir (stopaj) vergisi ve
bu vergiye ilişkin Yİ-ÜFE tutarı toplamı olan 12.841,81 TL’yi
karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılacaktır.
Bu durumda,
yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından
vergi aslına isabet eden tutar;
formülü ile
bulunacaktır. Buna göre;
Bu tutar, Kanun
hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (3.833,03 x
%3,23=)123,81 TL ile birlikte (3.833,03 + 123,81=)3.956,84 TL olarak alacak
aslı ve gecikme zammına mahsup edileceğinden, gelir (stopaj) vergisinin
kalan (12.440,00 -3.956,84=)8.483,16 TL’si vade tarihinden itibaren
uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Örnek 21- Temmuz,
Ağustos, Eylül/2016 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 158.000,00 TL
kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak,
mükellef 17/11/2016 vadeli kurum geçici vergi borcunu
ödememiştir. Söz konusu geçici vergi, mükellefin kurumlar vergisi
beyannamesini süresi içerisinde vermesi
nedeniyle, 1/4/2017 tarihinde terkin edilmiş ve 9.954,79
TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin,
Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması hâlinde kurum geçici
vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için
hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda
uygulanacak toplam Yİ-ÜFE oranı %1,5755’dir.
Toplam Yİ-ÜFE
tutarı ise (158.000,00 x %1,5755=)2.489,29 TL olacaktır.
Mükellefin söz konusu
tutarı 12 eşit taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam
ödenecek tutar (2.489,29 x 1,105=)2.750,67 TL olarak bulunacaktır.
Dolayısıyla, bir taksit tutarı (2.750,67 / 12=)229,22 TL olacaktır.
Mükellefin Kanun
kapsamında ilk 10 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise
ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanundan
yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin Kanundan yararlanacağı tutar
bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
formülü kullanılacak
ve hesaplanan 8.295,62 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kalan (9.954,79 -
8.295,62 =)1.659,17 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam
edilecektir.
Örnek 22- Bu
Tebliğin 4 numaralı örneğinde yer alan mükellefin Kanuna göre belirlenen
tutarı 9 taksitte ödemek istediğini, ancak 6 taksiti süresinde ödediğini,
kalan 3 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanun kapsamında
yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.
Mükellefin, Kanuna
göre yapılandırılan borç toplamı [(42.585,00 + 10.414,03) x 1,083=]
57.397,95 TL olup (57.397,95 / 9=) 6.377,55 TL, bir taksitte ödenecek
tutardır. Buna göre, mükellef 6 taksitte toplam (6.377,55 x 6 =)38.265,30
TL ödeme yapmıştır.
Ancak, mükellefin
Kanundan yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı
tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, katsayı
hariç olmak üzere yapılandırılan alacağa yönelik olarak taksitler
içerisinde ödenmiş olan tutar, katsayının tatbik edildiği tutarın taksit
sayısına bölünmesi ve ödenen taksit sayısı ile çarpılması sonucunda
bulunacaktır.
Taksitler
içerisinde katsayı hariç ödenen tutar [(52.999,03 / 9=)5.888,78 x 6=]
35.332,68 TL’dir.
Mükellefin
Kanundan yararlanacağı tutarın yapılandırılan borçlarına mahsubunda Seri:A
Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılanan açıklamaların dikkate
alınması gerekmektedir.
Mükellefin, 7020
sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutarın “A”
olduğu varsayılmıştır.
A =
27.999,99 TL olarak hesaplanacaktır.
Bu tutar, Kanun hükümlerine
göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (27.999,99 x
%13,6453=)3.820,68 TL ile birlikte (27.999,99 + 3.820,68=)31.820,67 TL
olarak alacak aslı ve gecikme zammına mahsup edileceğinden, yıllık gelir
vergisinin kalan (42.000,00 - 27.999,99=)14.000,01 TL’si vade tarihinden
itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Diğer taraftan,
42.000,00 TL vergi aslı için hesaplanan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık
değişim oranı uygulanarak hesaplanan 4.683,00 TL Yİ-ÜFE tutarına karşılık
kısmi ödeme nedeniyle mahsup edilecek tutar ile takip edilecek gecikme
faizi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Yıllık gelir
vergisi kanuni süresinde beyan edildiğinde iki eşit taksitte ödenmektedir.
Kanuni süresinden sonra tahakkuk ettirilen yıllık gelir vergisi için
gecikme faizi, taksitlerin kanuni ödeme süreleri dikkate alınarak
hesaplanmaktadır. Bu çerçevede örnek olayda gecikme faizi ve gecikme faizi
yerine tahsil edilecek Yİ-ÜFE tutarının hesabında da yıllık gelir vergisi
taksitlerinin kanuni ödeme süreleri esas alınmıştır.
Mükellefin, Kanun
gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar (F=F1+F2);
F1= Yıllık
Gelir Vergisi 1. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan
Yararlanacağı Tutar: (27.999,99 / 2=)14.000,00 x %12,53 = 1.754,20 TL’dir.
F2= Yıllık
Gelir Vergisi 2. Taksit Tutarına İsabet Eden Gecikme Faizinin Kanundan
Yararlanacağı Tutar: (27.999,99 / 2=)13.999,99 x %9,77 = 1.367,80 TL’dir.
F=
1.754,20+1.367,80=3.122,00 TL olacaktır.
Mükellefin,
6.468,00 TL gecikme faizi yerine hesaplanmış olan 4.683,00 TL tutarında
Yİ-ÜFE’ye karşılık 3.122,00 TL tahsil edildiği dikkate alındığında,
bu tahsilata isabet eden gecikme faizi tutarı;
F = 4.312,00
TL olarak hesaplanacaktır.
(6.468,00 -
4.312,00=)2.156,00 TL gecikme faizinin takibine devam edilmesi
gerekmektedir.
Mükellefin, Kanun
gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutarın “C” olduğu
varsayılmıştır.
C = 27.999,99
TL olarak hesaplanacaktır.
Bu tutar, Kanun
hükümlerine göre Yİ-ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan (27.999,99 x
%13,6453=)3.820,68 TL ile birlikte (27.999,99 + 3.820,68=)31.820,67 TL
olarak alacak aslı ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi ziyaı cezasından kalan (42.000,00 - 27.999,99=)14.000,01
TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte
tahsil edilecektir.
Mükellefin, Kanun
gereğince özel usulsüzlük cezasından yararlanacağı tutarın “U”
olduğu varsayılmıştır.
U =
389,99 TL olarak hesaplanacaktır.
Yapılandırılan
585,00 TL özel usulsüzlük cezasına karşılık 389,99 TL ödeyen mükellefin Kanundan
ödediği tutar kadar yararlandırılmasında yapılandırma öncesi tutarın da
dikkate alınması gerektiğinden, yapılandırma öncesi 1.170,00 TL tutarındaki
özel usulsüzlük cezasına karşılık Kanundan yararlanılacak tutar (Y)
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Y
= 779,98 TL Kanundan yararlanılacaktır.
Borçludan özel usulsüzlük
cezası olarak (1.170,00 - 779,98=)390,02 TL tutar takip
edilecektir.
Yapılan tahsilatlardan bakiye
2.932,62 TL ise katsayı tutarı olup bu tutarla ilgili herhangi bir düzeltme
yapılmayacaktır.
b) 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, Kanunun 3 üncü
maddesinin yedinci fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle yapılan ödemeler
nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.
Kanunun 3 üncü
maddesinin yedinci fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/Ç-1) bölümünde
gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Bu itibarla,
yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer
ve özel tüketim vergilerinin Kanun kapsamında yapılandırılarak
taksitlendirilmesi hâlinde, Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası
kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için taksit ödeme
süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk
eden bu vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.
Kanun hükümlerine
göre yapılandırılan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya bu
bölümde yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen, Kanunun 3 üncü
maddesinin yedinci fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin, taksit
ödeme süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir
takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın
ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi hâlinde, üçüncü
ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri
ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak
ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Örnek 23- Mükellef,
Kanun kapsamında yapılandırılan gelir (stopaj) vergisi borcuna ilişkin
Temmuz, Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz/2018 aylarında
ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla
birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını talep ettiği gelir (stopaj)
vergisi ile ilgili olarak Mart, Nisan, Mayıs/2018 aylarında beyanı üzerine
tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.
Bu durumda,
mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisini
bir takvim yılında üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal
ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği Mayıs/2018 ayına kadar ödediği Temmuz,
Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs/2018 taksit tutarları için 7020
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Temmuz/2018 taksit tutarları için
ise anılan Kanun hükümlerinden yararlanmayacaktır.
Diğer taraftan,
mükellefin Temmuz, Eylül, Kasım/2017 ile Ocak, Mart, Mayıs ve Temmuz/2018
taksitlerini 31/5/2018 tarihinden önce ödemiş olması hâlinde, bu taksit
tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı
tabiidir.
E- MÜCBİR SEBEP
HALLERİNDE KANUNDAN YARARLANMA
7020 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrasında “(21) Bu Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre mücbir
sebep hâli ilan edilmiş ve devam eden yerlerdeki vergi dairelerinde
mükellefiyet kaydı bulunanlardan mücbir sebep hâli devam edenler ile Sosyal
Güvenlik Kurumunca mücbir sebep hâli nedeniyle belge verme süresi ve prim
ödemelerinin ertelendiği yerlerdeki kayıtlı işveren, sigortalı ve diğer
prim ödeme yükümlülerinin, bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken
taksitlerden, mücbir sebep hâli süresi içerisinde ödenmesi gereken
taksitleri, mücbir sebep hâlinin bitim tarihini takip eden aydan başlamak
üzere altı ay içinde ödenir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 7020
sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla 213 sayılı Kanunun
15 inci maddesine istinaden mücbir sebep hâli ilan edilmiş ve devam
etmekte olan Diyarbakır İli Sur ve Silvan İlçeleri, Mardin İli Dargeçit,
Derik ve Nusaybin İlçeleri, Siirt İli Eruh İlçesi, Hakkari, Şırnak, Kilis
İlleri genelindeki vergi dairelerinde mükellefiyet kaydı bulunan
mükelleflerin, bu Kanun hükümlerinden yararlanması durumunda, Kanun
kapsamında yapılandırılan alacakların taksit ödeme süreleri bu fıkra
uyarınca belirlenecektir.
Diğer taraftan,
7020 sayılı Kanunun yayımı tarihi itibarıyla mücbir sebep hali devam eden
Van İli geneli, Bitlis İli Adilcevaz İlçesi, Ağrı İli Patnos İlçesinde
mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin mücbir sebep hali, bu Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrası gereğince 31/5/2017 tarihi itibarıyla sona
erdiğinden, Kanunun 3 üncü maddesinin yirmibirinci fıkra hükmünden
yararlanmaları söz konusu olmayacak, mücbir sebep halinin başladığı
tarihten önceki borçları ile mücbir sebep hali kapsamına girmeyen borçları
için Kanundan yararlanmaları durumunda yapılandırılan tutarlar, Kanunda belirtilen
süre ve şekilde ödenecektir.
Ancak, bu
yerlerdeki mükelleflerden 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin
ondokuzuncu fıkrası kapsamında ilgili vergi dairesine başvurmak suretiyle
mücbir sebep hallerini sona erdiren ve anılan fıkrada öngörülen sürede
beyanname ve bildirimlerini veren mükelleflerin bu beyan ve bildirimleri
üzerine tahakkuk eden vergiler hakkında 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
hükmü uygulanacaktır.
F- DİĞER HUSUSLAR
1- Tüzel
kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller için Kanun
hükümlerinden yararlanma başvuruları bunların kanuni temsilcileri
tarafından yapılacaktır.
2- 7020
sayılı Kanun hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer
alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket
ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu
oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabileceklerdir.
1/6/1989 tarihli
ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik
Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve
müteselsilen sorumluluğu bulunanların da bu Kanun hükmünden yararlanmaları
mümkündür.
Asıl amme borçlusu
ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması
hâlinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek
suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- Adi ve
kollektif şirketlerde ortak olanlar şirketin borçlarının tamamı üzerinden
müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından, bu ortaklar da sorumlu
oldukları bu borçlar için Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.
4- 7020
sayılı Kanunun yayımlandığı 27/5/2017 tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasın
açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden
yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili
vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Bununla birlikte,
iflas hâlindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin
213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca sorumlu oldukları borçlar
için Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
Ancak, iflas
hâlinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak
Kanundan yararlanmak için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuruda
bulunulmaması ve/veya bu alacakların 30/6/2017 tarihinden sonra iflas
masasına kaydedilmiş olması hâlinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere
ait olsa dahi 7020 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004 sayılı
Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin
hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya
kooperatife mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır.
Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma
verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini
kayyımın onayına bağlı kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas
ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 7020 sayılı Kanuna
göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre
temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.
Ayrıca, 2004
sayılı Kanun dışındaki mevzuatlar gereğince de borçlulara kayyım atanması
mümkün bulunmaktadır. Bu durumda, borçlu adına Kanundan yararlanmak için yapılan
başvuruların yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığının ilgili mevzuat
hükümleri ve kayyım atanmasına ilişkin kararlar dikkate alınarak
belirlenmesi gerekmektedir.
5- 7020
sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce, vergi mevzuatında yer alan
düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri
takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini
bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup
talepli borçları olması hâlinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak
için belirlenen başvuru süresi içinde ekte yer alan (Ek:2/F)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin kendi
borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup
talebi olması hâlinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna
mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı
aranılacaktır. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup
talebi hükümsüz kalacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise
mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunabileceği tabiidir.
Bununla birlikte,
mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade
alacaklarını 7020 sayılı Kanun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 3 üncü
maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında
yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep
etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımı
tarihinden sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer taraftan,
ilgili vergi mevzuatından doğan iade alacağının vergi borcuna mahsubunu
talep eden ve vergi borcunu 7020 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup
talebinden vazgeçen mükelleflere iade alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen
borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan
taksit tutarları toplamını aşan kısmı, ilgili mevzuat hükümleri ve 6183
sayılı Kanunun 23 üncü maddesi göz önünde bulundurularak nakden iade
edilebilecektir.
6- Kanundan
yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 3 üncü maddesinde
öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak üzere Kanunun yayımı tarihinden
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir
fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.
7- 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrasında, Kanuna göre
ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan
ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade
edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, Kanun
kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık
ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu
malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların,
ödenmemiş taksitlerin yapılandırma öncesi tutarını karşılayacak değerde
olması şartıyla ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.
Bu hüküm
çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin
teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.
Diğer taraftan, bu
Kanun kapsamında yapılandırılan borçlar muaccel olmaktan çıktığından, bu
borçlarla ilgili olarak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip işlemi
yapılmamaktadır. Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin ondördüncü fıkrası
hükmüne göre, bu Kanun kapsamında ödenecek alacaklar nedeniyle tatbik
edilen hacizlere konu mallar, borçlunun talebi hâlinde 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre alacaklı tahsil dairesince satılabilecektir. Satış
sonucunda elde edilecek tutarın, ilgili mevzuata göre öncelikli alacakların
mahsubundan sonra yapılandırmaya konu borçlara mahsup edilmesi icap
etmektedir.
Aynı fıkra
gereğince, borçlu tarafından hacizli malların satılmasının talep edilmiş
olması, alacaklı tahsil dairesince söz konusu malların satışa çıkarılamaması
ya da satışa çıkarıldığı hâlde satılamaması durumunda, borçluya Kanun
kapsamında ödenmesi gereken taksitleri süresinde ödememe hakkı
vermemektedir.
8- Borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak
suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin
gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler
yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme
nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.
Kredi kartıyla son
taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması hâlinde;
- Kredi kartıyla
yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve devrine izin
verilebilecektir.
- Kredi kartı ile
yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin yedinci
fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden
vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.
9- 7020
sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre
taksitlendirilen mükellefler tarafından, borcu olup olmadığına dair yazı
istenilmesi hâlinde Kanun hükümleri ihlal edilmediği sürece bu borçları
için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.
10- 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde, il özel
idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar ile Spor
Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına
tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor
kulüplerine, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını ikişer
aylık dönemler hâlinde azami 36 eşit taksitte ödenmesi imkânı verilmiştir.
Spor kulüplerinin
bu imkândan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Spor Genel Müdürlüğü,
Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş
spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu
kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması Kanun ile verilen
imkândan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden
aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan
kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir.
7020 sayılı Kanun
hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme
yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit
taksit için (1,194), otuz eşit taksit için (1,238), otuzaltı eşit taksit
için (1,318) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin
(II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer taraftan, il
özel idareleri ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar
dışında il özel idarelerine ait tüzel kişiler ise Kanunun tanıdığı azami 36
eşit taksit imkânından yararlanamayacaklardır.
11- 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ile
belediyeler ve bunlara bağlı kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların bu
Kanun kapsamında yapılandırdıkları borçlarına ilişkin taksit tutarları,
belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden
ayrılan paylarından, 5779 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü
fıkrasındaki %40 oranı dikkate alınmaksızın aylık dönemler hâlinde azami
yüz kırk dört eşit taksitte tahsil edilecektir. Bu kapsamda, kesinti tutarı
her hal ve takdirde bu idareler adına genel bütçe vergi gelirleri tahsilat
toplamı üzerinden ayrılan payların aylık tutarının %50’sini aşamayacaktır.
7020 sayılı Kanun
hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkânı kullanarak ödeme
yapmak istemeleri hâlinde, yapılandırılan alacak tutarına;
- altı eşit taksit
için (1,032),
- dokuz eşit
taksit için (1,053),
- oniki eşit
taksit için (1,064),
- onsekiz eşit
taksit için (1,086),
- yirmidört eşit
taksit için (1,109),
- otuzaltı eşit
taksit için (1,19),
- kırksekiz eşit
taksit için (1,247),
- altmış eşit
taksit için (1,304),
- yetmişiki eşit
taksit için (1,361),
- yüzkırkdört eşit
taksit için (1,703)
katsayısı
uygulanmak suretiyle bulunan tutar, taksit sayısına bölünerek ödenecek
taksit tutarları aylık dönemler hâlinde kesinti yoluyla tahsil edilecektir.
5779 sayılı Kanuna
göre yapılacak kesintilerin Bakanlar Kurulunca durdurulması hâlinde,
yapılandırılan borçlara ilişkin aylık taksitlerin ödeme süreleri kesinti
yapılmayan aylar için durdurulacak ve ödenmeyen taksitler tercih edilen
taksit ödeme süresinin sonundan itibaren ayrıca bir katsayı ve geç ödeme
zammı uygulanmaksızın aylık dönemler itibarıyla paylardan kesinti suretiyle
tahsil edilecektir. Bu kapsamdaki taksitlerin süresinde ödenmemiş olması
ihlal nedeni sayılmayacaktır.
Öte yandan, bu
idarelerin taksit tutarlarının, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat
toplamı üzerinden aktarılacak tutarlardan daha yüksek olması hâlinde, eksik
tutarların taksit ödeme süresini takip eden ay sonuna kadar borçlu
tarafından ödenmesi durumunda, bu tutarlara geç ödeme zammı
hesaplanmayacaktır. Bu suretle ödeme yapılmaması hâlinde eksik ödenen tutarlara
geç ödeme zammı hesaplanacağı tabiidir.
Bu bent kapsamında
kesinti yoluyla tahsil edilecek olan taksitlerin, bent hükmünde
belirtildiği şekilde bir takvim yılında ikiden fazla süresinde ödenmemesi
hâlinde Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Ayrıca,
belediyelerin peşin ödeme indirimden yararlanabilmesi için yapılandırılan
tutarın tamamını Temmuz/2017 ayı içerisinde ödemeleri gerekmektedir.
12- 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereğince, Kanun
hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı
kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin
yedinci fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların,
Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan
borçlarının ödeme süresince, beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini
vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.
13- 7020
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan
vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak
için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış
davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55
inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme
emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması hâlinde, ödeme emrine karşı açılmış
davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi
gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
14- 7020
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasında “(23) Bu Kanun
kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel
hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri
işlemez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 7020
sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunda yer
alan ceza kesme zamanaşımı sürelerinin işlememesini de sağlamaktadır.
Kanunun yayımı
tarihinden önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların
ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler üzerine
tahakkuk eden vergiler kesinleştiği halde bu vergilere bağlı olarak
kesilmesi gereken vergi ziyaı cezaları Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
farklı safhalarda bulunabilmektedir.
Vergi aslının bu
Kanuna göre yapılandırılması durumunda, Kanunun yayımı tarihi itibarıyla
vergi ziyaı cezasının bulunduğu hukuki aşama dikkate alınarak işlem tesis
edilecektir. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla;
a) Vergi ziyaı
cezasının henüz kesilmediği haller ile vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ
edilmediği hallerde vergi aslına ilişkin taksit ödemeleri devam ettiği
müddetçe vergi ziyaı cezası kesilmeyecek ve vergi/ceza ihbarnameleri tebliğ
edilmeyecektir. Vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi şartıyla,
vergi ziyaı cezalarının kesilmesinden ve tebliğinden vazgeçilecektir. 7020
sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ise Kanunun 3 üncü
maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına göre işlemeyen ceza kesme zamanaşımı
süresi dikkate alınarak gerekli işlemlerin tesis edileceği tabiidir.
b) Vergi ziyaı
cezası kesilerek vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği hallerde vergi
ziyaı cezası için;
-uzlaşma talep
edilmiş ve uzlaşma talebinden vazgeçilmemiş ise Kanunun yayımı tarihinden
sonra uzlaşma sağlanmış olsa dahi, vergi aslının tam ödenmesine müteakip
cezanın tahsilinden vazgeçilmesi, Kanunun yayımı tarihinden sonra tahsil
edilen bir tutarın bulunması halinde red ve iade edilmesi,
-ceza indirimi
talep edilmiş ve indirim talebinden vazgeçilmemiş ise, Kanunun yayımı
tarihinden sonra vergi ziyaı cezasına karşılık ödeme yapılmış olması
halinde vergi aslının bu Kanuna göre tam olarak ödenmiş olması şartıyla,
vergi ziyaı cezasının tahsilinden vazgeçilerek tahsil edilen tutarın red ve
iade edilmesi,
-dava açılmış ve
ihtilaftan vazgeçilmemiş ise, vergi aslının bu Kanuna göre tamamen ödenmesi
şartıyla, ödemenin tam yapıldığı tarihten sonra yargı kararları uyarınca
işlem yapılmaması ve idarece de ihtilafın sürdürülmemesi, Kanunun yayımı
tarihinden sonra tahsil edilen bir tutarın bulunması halinde red ve iade
edilmesi,
gerekmektedir.
Diğer taraftan, vergi
aslının Kanunun yayımı tarihinden önce tamamen ödenmiş olması halinde,
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla vergi ziyaı cezalarının;
- kesilmemiş
olması durumunda kesilmesinden, kesildiği halde vergi/ceza ihbarnamesi
tebliğ edilmemiş olması durumunda tebliğ edilmesinden,
- vergi/ceza
ihbarnamesinin Kanunun yayımı tarihinden önce kesilerek tebliğ edildiği
hallerde; uzlaşma talep edilmişse uzlaşma talebinden, ceza indirimi talep
edilmişse, indirim talebinden vazgeçildiği kabul edilerek söz konusu vergi
ziyaı cezalarının tahsilinden,
- kesilmiş ancak
ihbarnameye veya takibe ilişkin ihtilafın bulunması durumunda borçlunun
müracaat etmesi ve ihtilafından vazgeçmesi şartına bağlı olarak bu
cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,
- kesinleştiği
(Kanunun yayımı tarihinden sonra kesinleşenler dahil) halde takibe ilişkin
ihtilafın bulunmaması koşuluyla vergi dairesi tarafından re’sen, bu
cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden,
vazgeçilecektir.
15- 7020
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin zamanaşımı
süreleri 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının
onbirinci bendi hükmü dikkate alınarak tayin edilecektir.
16- 7020
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan ya
da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan amme
alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
17- 7020
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;
- Kanunun
yayımlandığı 27/5/2017 tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar,
- Kanun kapsamında
tahsil edilen tutarlar,
- Kanunun 3 üncü
maddesinin onikinci fıkrasında belirtilen tecile ilişkin olarak 6183 sayılı
Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,
red ve iade
edilmeyecektir.
18- Bu
Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların taahhütlü posta
veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile
gönderilmesi hâlinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih
başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan,
başvuruların Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılması
hâlinde, başvuru tarihi, elektronik ortamda başvurunun yapıldığı tarih
olacaktır.
19- 2918
sayılı Kanunun 48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasında, alkol,
uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç kullandığı tespit
edilen sürücülerin geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi
için ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla verilmiş
olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olmasının şart olduğu
hükme bağlanmıştır.
Anılan hüküm
çerçevesinde, 2918 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında geri alınan
sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için sürücü belgesi geri verilecek
olan kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla anılan Kanun
hükümlerine göre verilmiş olan tüm trafik idari para cezalarının ödenmiş
olması gerekmektedir.
Dolayısıyla, 7020
sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandıran borçlulara, 2918
sayılı Kanunun 48 inci maddesinin onüçüncü fıkrasına göre trafik idari para
cezası borcu bulunmadığına dair yazının verilebilmesi için bu borçların
tamamının ödenmiş olması gerekmektedir.
20- Bu
Tebliğin ekleri, çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.
21- 7020
sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, diğer
bazı alacakların da Kanun kapsamında yapılandırılacağı hüküm altına alınmış
olup Kanunun 4 üncü maddesinde Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek
alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli
tabloda (Ek:3) gösterilmiştir.
Tebliğ olunur.
Ekleri için tıklayınız.
|