|
BAZI
ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA 6111 SAYILI KANUN GENEL
TEBLİĞİ
(SERİ
NO: 1)
6111 sayılı
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 25/2/2011 tarihli ve 1. Mükerrer 27857
sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve Kanunun bazı alacakların yeniden
yapılandırılmasına ilişkin hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Beş kısımdan oluşan 6111 sayılı
Kanunun; Birinci Kısmında genel hükümler, İkinci Kısmında Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine
ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri su
ve kanalizasyon idarelerinin bazı alacaklarına ilişkin hükümler (birinci bölümünde
tahsilatın hızlandırılmasına ilişkin hükümler, ikinci bölümünde inceleme ve
tarhiyat safhasında bulunan işlemler, üçüncü bölümünde matrah ve vergi
artırımı, dördüncü bölümünde stok beyanları), Üçüncü Kısmında Sosyal
Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerince takip edilen alacaklara ilişkin
hükümler, Dördüncü Kısmında çeşitli ve ortak hükümler yer almakta olup,
Beşinci Kısmında ise bazı kanunlarda
değişiklik yapılmasına ilişkin hükümler ve son hükümlere yer verilmiştir.
Bu Tebliğ ile 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Kanunun; Birinci, İkinci, Üçüncü ve
Dördüncü Kısımlarında yer alan Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilen amme alacakları ile il özel idareleri ve belediyelere ait
alacaklara ilişkin hükümlerin uygulamasına dair usul ve esaslar
belirlenmiştir.
I- KAPSAM VE TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde kapsama giren
alacaklar, alacaklı idareler itibarıyla belirlenmiştir.
Kanun kapsamında alacakları yeniden yapılandırılan
idareler;
- Maliye Bakanlığı,
- Gümrük Müsteşarlığı,
- Sosyal Güvenlik Kurumu,
- İl özel idareleri,
- Belediyeler (Büyükşehir belediyeleri dahil),
- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idareleridir.
Aynı maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan ve 6111 sayılı Kanunun ilgili bölümlerinde geçen diğer alacaklar hakkında da bu Kanun
hükümleri uygulanacağından, ilgili bölümlerde geçen alacaklı idarelerce de
bu Kanun hükümleri uygulanacaktır.
A- MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE
TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a), (b) ve (c) bentlerinde; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilen amme alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar
düzenlenmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar,
tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
1- Alacağın Türü ve Dönemi
a) 213 Sayılı
Vergi Usul Kanunu Açısından;
(1) Alacağın
türü;
6111 sayılı Kanunun kapsamına, 4/1/1961 tarihli ve
213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile
bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları gibi fer’i alacaklar
girmektedir.
Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde vergi
tabirinin, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve fon payı
ile eğitime katkı payını ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle 6111 sayılı Kanunun kapsamına vergi tabirine dahil
olan tüm alacaklar girmekte olup bu Tebliğde de kapsama giren bu alacaklar
vergi tabiri ile ifade edilmiştir.
(2) Alacağın dönemleri;
Kanun kapsamına giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla
aşağıda açıklanmıştır.
i)
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan
vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve
bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun
kapsamındadır.
Buna ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
- Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler;
Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname/bildirim verme süresinin
son günü Aralık/2010 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte,
dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayına rastlamakla beraber
beyanname/bildirim verme süresinin son günü Ocak/2011 ayına sirayet edenler
kapsama girmemektedir.
Örneğin 1-15 Aralık 2010 vergilendirme dönemine ait petrol ve
doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin
bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Aralık/2010 ayına
rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Aralık 2010 vergilendirme dönemi ise
dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayında olmakla birlikte beyanname verme
süresi Ocak/2011 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.
Aynı şekilde,
1-15 Aralık 2010 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve
dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi
dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna
karşılık 16-31 Aralık 2010 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi aylık olarak
belirlenen mükellefiyetler;
Kasım/2010
vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Aralık/2010
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
-
Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;
Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Aralık/2010
ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Aralık/2010 ayından
sonraya rastlayanlar kapsama girmemektedir.
Örneğin; 2010
takvim yılına ilişkin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben ödenmesi gereken
geçici vergilerin 1, 2 ve 3 üncü dönemleri kapsama girmekte, 4 üncü dönemi
ise kapsama girmemektedir.
Özel hesap
dönemi tayin edilen mükelleflere ilişkin geçici vergilerde ise geçici vergi
dönemi ve beyanname verme süresi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olan
dönemler kapsama girmektedir.
7-8-9/2010
dönemi (3 aylık) gelir stopaj vergisi ve katma değer vergisi kapsama
girmekte, 10-11-12/2010 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir stopaj vergisi ve
katma değer vergisinin dönemi Aralık/2010 itibarıyla sonlanmakla birlikte
beyanname verme süreleri Ocak/2011 ayına rastladığından kapsama
girmemektedir.
- Yıllık
beyanname ile beyan edilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri;
Vergilendirme
dönemi yıllık olan vergilerde, 2009 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin
vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2010 takvim yılına ilişkin
vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
Özel hesap
dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih
ve beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce
olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama
girmemektedir.
2010 yılı
kıst dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı gereği 2010 yılı içerisinde
verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinden,
beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce
olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine ilişkin olarak
verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.
- Veraset ve
intikal vergisi mükellefiyetleri;
Bu vergi
türünde, beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu
tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.
-
Harç mükellefiyetleri;
2/7/1964
tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak
işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil
edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine
göre tarhiyata konu olabilmektedir.
492 sayılı
Kanuna göre genellikle gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri
nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap
tarihinden sonra tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri
nedeniyle, tarh edilip kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan alacaklar
ile Kanunun yayımlandığı tarihten önce inceleme ve tarhiyat safhasında
bulunan işlemler Kanunun kapsamına girmektedir. Aynı şekilde 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri
nedeniyle Kanunun 5 inci maddesi kapsamında beyanda bulunulması da
mümkündür.
Diğer
taraftan, 492 sayılı Kanunun 5838 sayılı Kanun ile değişmeden önceki (4)
sayılı Tarifesinin I-13/a bendi uyarınca Arsa ve Arazi Üzerine Yeniden İnşa
Olunacak Bina ve Sair Tesisler İçin Harç Beyannamesine (2 No.lu) dayalı
olarak tarh edilmiş olup, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ihtilaflı olan ya da kesinleşmiş bulunan tapu harçları da 6111 sayılı Kanun
kapsamına girmektedir.
492 sayılı
Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçlarından
vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar ile aynı Kanuna bağlı
(8) sayılı Tarife uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan vadesi
31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.
- Ücretlilerde vergi indirimi ve asgari geçim indirimi;
Ücretlilerde
vergi indirimi veya asgari geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler
adına tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar
da 6111 sayılı Kanun kapsamındadır. Bu alacaklar için de 31/12/2010 tarihi
esas alınacak, aylık ya da üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda
yapılan açıklamalar çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit
edilecektir.
ii) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce
tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri,
gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Buna göre;
2010 yılına
ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş sayılan motorlu taşıtlar vergisi,
yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.
18/2/1963
tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin
altıncı fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen
taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 31/12/2010 tarihi
veya bu tarihten önce olanlar Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra
olanlar ise girmemektedir.
2010 yılına
ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için
yapılan tarhiyatlardan 31/12/2010 tarihine kadar tahakkuk edenler kapsama
girmekte, bu tarihten sonra tahakkuk edenler ise kapsama girmemektedir.
iii) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere
ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun
kapsamındadır.
Buna göre; vergi
aslına bağlı olmayan vergi cezalarında 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen
ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; kesinleştiği halde
ödenmemiş ya da ödeme süresi geçmemiş, dava açılmış veya dava açma süresi
geçmemiş ya da tespit edildiği halde ceza ihbarnameleri düzenlenmemiş veya
düzenlendiği halde tebliğ edilmemiş olanlar kapsam dahilindedir.
Örneğin; Kasım/2010 dönemine ait olup 31/12/2010 tarihi saat 00:00’a
kadar elektronik ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin
bildirim formu (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin
bildirim formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en
erken bu tarihin bittiği 00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/1/2011
tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı
olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Kasım/2010 döneminden
önceki dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilecek cezalar ise
Kanun kapsamına girmektedir.
Vergi aslına
bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu dönem
dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.
b) 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip
Edilen Alacaklar;
21/7/1953
tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
kapsamında takip edilen ve
vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme
alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.
Ancak, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen;
- Adli ve idari para cezaları (Kanun kapsamına
girenler hariç),
- 7/3/1954
tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve
Devlet hakkı,
- Mülga
22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan şeker fiyat
farkı,
- Mülga
10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma Suçlarının Affına, Milli
Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler
İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat istikrar payı ve
akaryakıt fiyat farkı,
- 4/6/1985
tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel
idare payı ile madencilik fonu,
- 10/8/1993
tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan kılavuzluk ve
römorkörcülük hizmet payları,
6111 sayılı
Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur.
c) Kapsama
Giren İdari Para Cezaları;
Kanun kapsamına;
- 21/6/1927
tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,
- Mülga
11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun,
- 10/6/1983
tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,
- 13/10/1983
tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,
- 18/1/1984
tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve
İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,
- 23/5/1987
tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması
Hakkında Kanun,
- 10/7/2003
tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,
- 25/4/2006 tarihli
ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,
- 25/6/2010
tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun,
hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen
idari para cezaları girmektedir.
6111 sayılı
Kanun hükümlerine göre, söz konusu idari para cezalarından, 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce
verilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği
halde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş ya da dava açılmış veya dava açma
süresi geçmemiş olanlar kapsam dahilindedir. 31/12/2010 tarihinden önce
verilmekle birlikte 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ilgilisine tebliğ edilmemiş idari yaptırım kararlarına konu idari para
cezaları Kanunun kapsamına girmemektedir.
Diğer
taraftan, 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasının
uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin izleyen bölümlerinde yer
aldığından bu bölümde ayrıca açıklama yapılmamıştır.
d) Stok Beyanları
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (ğ) bendinde “ğ) İşletmede mevcut olduğu halde
kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kayıtlarda
yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan
alacaklar beyanı,” hükmüne yer
verilerek stok beyanı ile ilgili düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve
Kanunun İkinci Kısım Dördüncü Bölümünde de konuya ilişkin hükümlere yer
verilmiştir.
B- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince il özel
idarelerinin vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilen asli ve
fer’i amme alacakları Kanunun kapsamına girmektedir.
Ancak, aynı bent ile il özel idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı
Kanundan kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında
tutulmuştur.
C- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR
6111 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile belediyelerin
anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup bu alacaklar aşağıda
belirtilmiştir.
1- 213 sayılı
Kanun kapsamına giren alacaklar;
a) 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere,
beyana dayanan vergilerde bu tarihe
kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi
cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,
b) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce
tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri,
gecikme zamları,
kapsama girmektedir.
Belediyelerin 213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının
dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a) bölümünde açıklandığı şekilde tespit
edilecektir.
Örneğin, Kasım/2010 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama
girmekte, Aralık/2010 dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin
Ocak/2011 ayında verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı
şekilde, Kasım/2010 dönemine ait haberleşme vergisi kapsama girmekte,
Aralık/2010 dönemine ait haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.
Belediyelerce
2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce
tahakkuk ettirilen vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri,
gecikme zamları Kanun kapsamında olduğundan, 2010 yılına ilişkin olarak
31/12/2010 tarihinden önce tahakkuk etmiş emlak vergisi, çevre temizlik
vergisi, yıllık olarak tahakkuk eden ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı
Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı maddesine istinaden belediye
meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen ilan ve reklam vergisi
kapsama girmektedir.
2- 6183
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;
Belediyelerin
(I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun
kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil)
önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacakları da Kanun kapsamına
alınmıştır.
Ancak, 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte belediyelerce verilen
idari para cezaları ile 2464 sayılı
Kanunun mükerrer 97 nci
maddesinin (b) fıkrası gereğince belediye sınırları ve mücavir
alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince 3213 sayılı Maden
Kanununun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten belediyelere
ödenmesi gereken paylar 6111 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
3-
Belediyelerin ücret alacakları;
6111 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (2) numaralı alt
bendinde 2464 sayılı Kanunun 97 nci
maddesine göre tahsili gereken ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan ücret alacakları ile
bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanunun kapsamına alınmıştır.
Örneğin, belediyelere ait iş makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97
nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden kiralanması sebebiyle ödenmesi
gereken kira ücretinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih
dahil) önce ise Kanun kapsamına girmekte bu tarihten sonra ise
girmemektedir.
4-
Belediyelerin su alacakları;
6111 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt
bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki
belediyelerin su abonelerinden olan ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan su kullanımından kaynaklanan alacakları ile bunlara bağlı fer’i (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları da Kanun
kapsamındadır.
Örneğin, su kullanım dönemi 15 Kasım 2010 ila 15 Aralık 2010 olan
su alacağının faturada yer alan son ödeme tarihi Aralık/2010 ayı içerisine rastladığı
takdirde Kanun kapsamına girmekte, Ocak/2011 ayına rastladığı takdirde
Kanun kapsamına girmemektedir.
5- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerinin
su ve atık su alacakları;
6111 sayılı Kanunun
1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul
Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin
alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara bağlı faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü
ceza ve zamlar dahil) alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.
D- KANUNUN İLGİLİ BÖLÜMLERİNDE GEÇEN DİĞER ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile
anılan Kanunun kapsamının belirlendiği 1 inci maddesinde belirtilen
alacakların dışında Kanunun ilgili bölümlerinde yer alan alacakların da
Kanun kapsamında olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm çerçevesinde anılan Kanunun 17 nci maddesinde
Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de
belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:1) gösterilmiştir.
E- TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında
geçen;
a) Vergi tabiri, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim,
harç ve fon payı ile eğitime katkı payını,
b) Gümrük vergileri tabiri, ilgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali
veya ihracında uygulanan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı gümrük idarelerince
takip ve tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler
ve mali yüklerin tümünü,
c) TEFE/ÜFE aylık değişim oranları tabiri, Türkiye İstatistik
Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya
fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden
itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını,
ç) Beyanname tabiri, vergi tarhına esas olan beyanname ve
bildirimleri,
ifade eder.” hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğde yer alan tabirler, Kanunda geçen tanımlarıyla
kullanılmıştır.
II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde “(1) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine
ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından
bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dâhil);
a) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan vergilerin/gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı
ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın
sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere/gümrük
vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları
ve aslı bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olanlar dâhil olmak
üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
b) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi
cezaları ile iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan
vergi cezalarının ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında
gümrük yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın
kesilmiş olan idari para cezalarının; % 50’si ve bu tutara gecikme zammı
yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece
gecikme zammından ibaret olması halinde gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen
süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin ve bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
c) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret
olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının,
ç) Ödenmemiş olan ve yukarıdaki bentlerin dışında kalan (28/3/2002
tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairesine takip için intikal etmiş
olan amme alacakları dâhil) asli amme alacaklarının ödenmemiş kısmının
tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın;
ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i
alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacaklarının tamamının,
d) 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma
Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince
ödenmesi gerektiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş
olan tutarların bu madde kapsamında ödenmesi halinde 5736 sayılı Kanun
gereğince hesaplanan binde iki oranındaki faiz alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş
olan vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü
uygulanır.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında
tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici
vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır. Bu
takdirde, 2010 yılına ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu
müteakip ödenecek taksitlerde, vergi aslının ödenmesi şartı aranmaz.
(4) Bu Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve
bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal
edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar
18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü
maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmaz.
(5) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken
ücretler ile su kullanımından kaynaklanan alacaklardan vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının
(ç) bendi hükmü uygulanır.
(6) 2560 sayılı Kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş
bulunan; su ve atık su bedeli alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen
her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi
hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı
fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi halinde bu alacaklara bağlı cezaların
ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen
her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.
(7) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede
belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan
vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(8) 31/12/2010 tarihine kadar (bu tarih dâhil) dâhilde işleme rejimi
kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ancak bu Kanunda öngörülen başvuru
süresi sonuna kadar ihracat taahhüt hesabı müeyyideli kapatılan dâhilde
işleme izin belgesi/dâhilde işleme izni kapsamına giren takibe konu kamu
alacaklarına bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.” hükmü
yer almaktadır.
Söz konusu madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il
özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen
kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin
ve büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı
alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan
ve bu Tebliğin (I/D) bölümünde belirtilen alacaklar hariç olmak üzere (I)
numaralı bölümde yer verilen tüm alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinde, ilgili maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla
Kanundan yararlanmak için yapılacak başvuruların süreleri belirlenmiş ve
6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihi
izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunulması şartı
getirilmiştir.
Buna göre, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine,
belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı
tahsil dairelerine olan ve Kanunun 2 nci maddesi kapsamına giren alacakları
bu madde kapsamında ödemek isteyen
borçluların
2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları
tahsil dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.
Bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C), Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için
madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere
düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru
dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap
etmektedir.
Borçluların birden
fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde
bulunmaları halinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları
gerekmektedir.
Borçlular,
madde kapsamına giren toplam borçları için madde hükmünden
yararlanabilecekleri gibi sadece talep ettikleri dönem ve türler açısından
da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi
mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı
için başvuruda bulunmaları zorunludur.
Diğer
taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince
Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleri adına niyabeten takip edilen
alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki
taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması gerekmektedir.
Madde
hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, 6111 sayılı
Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuran borçluların, tahsilat
işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da vazgeçmeleri gerekmektedir.
B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ
1-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Bu Tarihe
Kadar (Bu Tarih Dahil) Vadesi Geldiği Halde Ödenmemiş Vergiler
Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu
tarih dahil) itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz
ödeme süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.
Madde
kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;
- vade
tarihinden, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı
yerine,
- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, bu faizin hesaplandığı süre
dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar,
vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.
Yapılandırılan
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi
aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi
cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
a) TEFE/ÜFE tutarının hesaplanması;
TEFE/ÜFE
tutarı, fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemi kullanılarak
hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE
tutarının hesaplanmasında; 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi
ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve
hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme zammı/gecikme
faizi oranı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004
tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranları,
1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim
oranları esas
alınacaktır.
Bu
hesaplamalarda ilk aya ilişkin esas alınacak TEFE/ÜFE aylık değişim oranı,
alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan oran olacaktır. Alacağın
vade tarihlerinin ayın son günlerine rastladığı hallerde de TEFE/ÜFE aylık
değişim oranı vade tarihinin rastladığı aydan başlamak suretiyle
hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanunun 20
nci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında Kanunun yayımlandığı
Şubat/2011 ayı için esas alınması gereken oran bir önceki ay olan Ocak/2011
ayına ait TEFE/ÜFE aylık değişim oranı olacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunca Ocak/1980 ayından Kanunun
yayımlandığı tarihten bir önceki aya ait ÜFE aylık değişim oranı dahil
açıklanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ekli tabloda (Ek:3) yer
almaktadır. TEFE/ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan TEFE/ÜFE
aylık değişim oranlarının eksi (negatif) çıkması durumunda bu oranlar da
hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme
ilişkin olarak TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu
takdirde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması
gereken TEFE/ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.
Örnek 1- 26/1/2010
vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması
halinde bu vergiye % 23,1043 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı
yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE
Oranı Hesaplanacak Süre
* Ay kesrine
isabet eden günler için TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmasında, ilgili ay TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle bulunacak günlük oran
kullanılacaktır. (TEFE/ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) Bulunacak rakamın
virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam
eden hanelerde bir sayı bulunması halinde 6 ncı hane bir üst sayıya
tamamlanacak ve bulanan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük
TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile
çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır.
Toplam TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine
ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar,
vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.
Örnek 2- 6/4/2010 vadeli
bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde
bu vergiye % 18,6906 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine
toplam TEFE/ÜFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE
Oranı Hesaplanacak Süre
Toplam
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme
zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi
aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı
bulunacaktır.
b) TEFE/ÜFE
tutarının hesaplanmasında esas alınacak diğer hususlar;
Gecikme
zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere
uygulanması gereken TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1
Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak
bulunacaktır.
6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme
zammı yerine alınacak TEFE/ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini
durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan
süreye TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı
TEFE/ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.
6183 sayılı
Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde
tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman
ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine,
tahsildarın ilk uğradığı aydaki TEFE/ÜFE aylık değişim oranı
uygulanacaktır.
TEFE/ÜFE
tutarı, bu bölümde belirtilen gecikme faizi veya gecikme zammı dışında
Kanunun ilgili maddeleri gereğince diğer fer’i alacaklar yerine de
hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi
kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Örnek 3- 26/1/2008
vadeli 2.500,-TL gelir (stp) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar 2.050,11 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 4.550,11 TL dir.
Bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, vergi aslına uygulanan
gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Buna
göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme
zammı yerine uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki
şekilde olacaktır.
Buna göre, ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 3.119,06 TL tutarın Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 2.050,11 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4- 2006
vergilendirme dönemine ilişkin 25/3/2007 tarihine kadar elektronik ortamda
verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. Yapılan
inceleme sonucunda, 2006 dönemi için 20.000,-TL gelir vergisi tarh edilmesi
ve vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit
edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi 8/4/2008 tarihinde mükellefe tebliğ
edilmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 8/5/2008 tarihinde
itirazsız tahakkuk etmiş ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir
ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı
cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu
şekildedir.
Bu Kanundan
yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde olacaktır.
Vergi aslına uygulanan
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre,
örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu
sürelere ilişkin toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıda
gösterilmiştir.
Gecikme
zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine
uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki
şekildedir.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 25.363,84 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 54.753,88 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.
2-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihinde Kesinleştiği Halde Henüz Ödeme
Süresi Geçmemiş Vergiler
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde,
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil)
kesinleştiği halde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için de
Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.
Bu hükme göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla henüz ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda
açıklanan hususlar ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar
dikkate alınarak işlem tesis edilecektir.
a)
213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerine göre kesinleşen alacaklar;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce 213
sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden
yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak henüz ödeme süresi geçmemiş borcu
olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile
hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Örnek 5- 24/5/2010 tarihinde
verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi süresinde verilmemiştir.
Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu adına
50.000,-TL katma değer vergisi tarh edilmiş, ayrıca verginin bir katı
tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesi 25/11/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
Mükellef,
10/12/2010 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 9/2/2011 tarihi uzlaşma
günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince
aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.
Katma
Değer
Vergisi
: 40.000,00 TL
Vergi
Ziyaı
Cezası
: 5.000,00 TL
Gecikme
Faizi
: 5.580,00 TL
TOPLAM
:
50.580,00 TL
Mükellefin
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların
henüz ödeme süresi geçmemiş olduğundan, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre
ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde
olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 40.824,-TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 10.580,-TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.
b)
213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesinden yararlanılarak ödenecek alacaklar;
213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun
376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi
geçmiş, henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza
tutarları dikkate alınarak 6111 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanılabilecektir.
Bu safhada bulunan
alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak
tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir ceza ya da
iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması durumunda ödenecek ceza
tutarının 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.
Örnek 6- 2010 yılına ilişkin belge basım görevi ile ilgili bildirim
ödevini yerine getirmeyen matbaa işletmecisine 570,-TL’lik özel usulsüzlük
cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 17/1/2011 tarihinde tebliğ
edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376
ncı maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan
16/2/2011 tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.
Vergi dairesince mükellefin talebi üzerine cezanın 1/3’ü indirilerek, kalan
380,-TL özel usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı
16/3/2011 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.
Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa
ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, 213
sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan 380,-TL özel
usulsüzlük cezası 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre % 50 oranında
indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın % 50’sine isabet eden
(380 x % 50=)190,-TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde,
özel usulsüzlük cezasından kalan 190,-TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
c)
213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerine göre
beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk eden alacaklar;
6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla pişmanlık
hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük ödeme süresi geçmemiş
olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu takdirde,
pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, 6111
sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması halinde pişmanlık
hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir.
213 sayılı
Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük
ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal
edilmiş olacak ve 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve
4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla vergi
asılları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş
olan vergi cezaları için Kanunun 3 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre
işlem yapılacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme
yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen veya kesilecek olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Örnek 7- Temmuz/2010
vergilendirme dönemine ilişkin olarak 10.000,-TL ödenecek katma değer
vergisini içeren ve elektronik ortamda verilmesi gereken katma değer
vergisi beyannamesi 15 Şubat 2011 tarihinde pişmanlıkla verilmiş ve
düzenlenen tahakkuk fişinde alacağın vadesi 2/3/2011 tarihi olarak
gösterilmiştir.
Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa
ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, Kanunun 2
nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı şu şekilde olacaktır.
* Pişmanlık
zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.
Yukarıda belirtilen
11.142,90 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde,
1.450,00 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
d)
213 sayılı Kanun uyarınca ikmalen, re’sen ya da idarece yapılan tarhiyata
ilişkin olarak dava açılmaksızın kesinleşen alacaklar;
İkmalen, re’sen ya da idarece tarh edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş ancak henüz
ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde
belirlenen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci
maddesi hükmünden yararlanılabilecektir.
3-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi (Bu Tarih Dahil) İtibarıyla Asılları
Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil)
itibarıyla asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan alacaklar da Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre
yapılandırılacaktır.
Buna göre, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla,
asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak
aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
a)
Asılları
kısmen ödenmiş olan vergiler;
Asılları
kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,
- vade
tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı
yerine,
- daha önce
hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, gecikme faizinin hesaplandığı
süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar,
ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan
alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına
bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.
Asılları kısmen
ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme
faizinin ödenmemiş olması halinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
b)
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı;
6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla asılları tamamen ödenmiş
vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;
- verginin
vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
gecikme zammı yerine,
- vergiye
gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanarak
yapılandırılacaktır.
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı esas alınarak yapılandırılan tutarın, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi,
gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Diğer
taraftan, Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi aslının, vergi aslına
uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş
olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına
uygulanan gecikme zammından ibaret olması halinde, herhangi bir şart
aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
c)
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme
zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsil edilenler;
Asılları
tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından,
Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa,
- vergi aslının vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için
hesaplanan gecikme zammı yerine,
- gecikme
faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ödenmiş
gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarından fazla
olması halinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme
zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte,
tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme faizinden red ve iade
yapılmayacaktır.
Ödenmiş
gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarından az
olması halinde ise ödenecek tutar TEFE/ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme
zammı/gecikme faizi çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde
belirlenen TEFE/ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
halinde, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek
8- Ocak,
Şubat, Mart/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 7.400,-TL kurum
geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/5/2009 vadeli kurum
geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin
kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi
nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.800,05 TL gecikme zammı
hesaplanmıştır.
Mükellefin
gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince 10/8/2010 tarihinde 350,-TL
cebren tahsilat yapılmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması
halinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe
kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,6742’dir.
Toplam
TEFE/ÜFE tutarı ise (7.400 x % 6,6742 =) 493,89 TL olacaktır.
Mükellefin gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması halinde,
Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi gereken tutar 493,89 TL’dir.
Ancak,
mükelleften Kanunun yayımlandığı tarihten önce gecikme zammına karşılık
350,-TL tahsilat yapıldığından; 6111 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken
TEFE/ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak
tahsili gereken TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Buna göre,
ödenecek TEFE/ÜFE tutarı; (493,89 - 350=) 143,89 TL’dir.
Mükellefin bu
tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde gecikme zammından
kalan (1.800,05-350,00=) 1.450,05 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
4-
Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından
İbaret Borçlar
6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun sadece
vergi aslına bağlı kesilen cezalardan (vergi ziyaı cezaları, kaçakçılık,
ağır kusur ve kusur cezaları) ve bunlara ilişkin gecikme zamlarından ibaret
olması halinde, bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bu hükmün uygulanmasında, vergi aslına bağlı kesilen cezaların ait olduğu
vergi türü ve dönemleri ayrı ayrı dikkate alınacaktır.
5- Bir Vergi
Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, bir vergi
aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla ödenmemiş olan vergi cezalarının (usulsüzlük cezaları) % 50’sinin, Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme
yapılmış olması halinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.
Örnek 9- Mükellefe, yaptığı
satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 160,-TL özel usulsüzlük cezası
kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 3/5/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.
Mükellefin,
6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde 160,-TL
özel usulsüzlük cezasının % 50’sine isabet eden (160 x %50=) 80,-TL ödemesi
gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
halinde kalan 80,-TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.
6-
İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle
kesilmiş olan vergi cezalarının % 50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine,
bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın;
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan
% 50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış
ise kalan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.
7- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında “(2)
İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler
hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtirazi
kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş vergiler dava konusu yapılıp
yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince
verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk
eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
8-
2010 Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere İlişkin Gecikme Zammı
Alacakları
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında tahakkuk eden
ve Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme
zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi suretiyle Kanunun 2 nci
maddesinden yararlanılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, 2010 yılına
ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek
taksitlerde, vergi aslının ödenmesine ilişkin şart aranılmayacaktır.
6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihinde yayımlandığından bu tarih
itibarıyla 2010 yılına ilişkin geçici vergi mahsup dönemi henüz
gelmemiştir. Geçici vergi mahsup döneminden önce Kanun hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin bu borçlarının
yapılandırılmasında geçici vergi tutarları ödenecek taksitler içerisinde
yer alacaktır. Ancak, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar
vergisi tahakkuk ettikten sonra, ödenecek taksitler içerisinde yer alan
geçici vergi asıllarının terkin edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar
vergisi tahakkuk ettikten sonra başvuran mükelleflerin geçici vergiden
kaynaklı borçlarının yapılandırılmasında geçici vergi aslına ödenecek
taksit tutarlarında yer verilmeyecektir.
Bir başka anlatımla, bu kapsamdaki geçici vergilerin yıllık gelir ve
kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi için mahsup tarihi itibarıyla
ödenmiş olması gerekmekte, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin
verilmesinden sonra ise ödenmemiş geçici vergiler terkin edileceğinden, bu
vergilerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi mümkün
bulunmamaktadır.
9-
Motorlu Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye
bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, Kanun
hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla 197 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi
sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa
elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.
Ancak,
taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi
şartının aranılacağı tabiidir.
10- 5736 sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile
20/2/2008
tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili
Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği
halde Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan tutarların Kanunun 2
nci maddesi kapsamında yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
5736 sayılı
Kanun kapsamında taksitlendirilen alacaklardan 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihte ödeme süresi geçmiş olanlar Kanunun 2 nci maddesine
göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın tespitinde, alacak asıllarına
5736 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince ödemede
gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak uygulanması gereken;
- % 5 zammın
yerine ilgili aylara ait TEFE/ÜFE aylık değişim oranları,
- 5736 sayılı
Kanunda öngörülen ve taksitlere % 5 zammın uygulandığı süreden sonra
gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması
gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları,
esas alınarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
6111 sayılı
Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca ödenecek
taksitlere ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay
ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanan faiz için herhangi
bir TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki oranında hesaplanan
tutar, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi
gereğince, Kanun kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi şartıyla terkin edilecektir.
Diğer
taraftan, 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak
tahakkuk ettirilen ve taksitler halinde vadelendirilen alacak tutarı
içerisinde yer alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında
yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da 6111 sayılı Kanun
hükümleri uygulanacaktır.
11- Kanunun 2
nci Maddesi Kapsamındaki İdari Para Cezaları
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu
tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının
yapılandırma usulü belirlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında ödenmesi uygun görülen
askerlik, seçim, trafik, karayolu taşıma, otoyollar ve köprülerden ihlalli
geçiş ve nüfus idari para cezalarından 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan veya ödeme süresi geçmemiş
bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i
alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Madde kapsamında yapılandırılması mümkün olan idari para
cezalarından;
- 2918 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para
cezalarına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar;
- 4925 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari
para cezalarından, anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara
vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),
geçen her ay ve kesri için aylık % 5 oranında faiz hesaplanması ve
hesaplanan faiz tutarının da cezanın iki katını geçmemesi
gerekmektedir.
6111 sayılı Kanun kapsamında trafik ve karayolu
taşıma idari para cezalarının yapılandırılmasında aylık % 5 oranında
hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak,
hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının
iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe
giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115 inci maddesi hükmüne göre,
ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde ödenmeyen trafik idari
para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu
süre içinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı.
5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi
bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanmayacak ve yapılandırmaya üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır.
Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29
uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış
karayolu taşıma idari para cezaları da üç katına çıkan tutar üzerinden
yapılandırılacaktır.
Madde kapsamına 31/12/2010 tarihi itibarıyla verilen
ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş veya ödeme
süresi geçmemiş olan idari
para cezaları girmekte olup, söz konusu idari para cezalarına ilişkin
tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması halinde,
borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek
başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para
cezaları madde kapsamında yapılandırılacaktır.
Örnek 10- 10/2/2009
vadeli, 537,-TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak
suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 638,33 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 671,25 TL tutarındaki faizin
tahsilinden vazgeçilecektir.
12- 6183
sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile bu Tebliğin
(I/A-1-c) bölümde belirtilen idari para cezaları dışında kalan diğer amme alacaklarının
yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Madde
hükmüne göre, vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu
halde Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan asli
alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz,
cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi adlarla uygulanan fer’i amme
alacakları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmemiş olan alacağın sadece
fer’i alacaktan ibaret olması halinde ise fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi şartıyla madde hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Söz konusu bent kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun
yayımlandığı tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması halinde
yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-3) bölümüne göre tespit edilecektir.
TEFE/ÜFE
tutarı, bu bölümde belirtilen faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer’i alacaklar yerine hesaplanacağından, ilgili fer’i alacağın
hesaplama yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE
tutarı bulunacaktır.
Kanunun
2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç)
bendi kapsamında;
-
Ecrimisiller,
-
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,
-
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,
-
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen ve süresinde
ödenmemesi nedeniyle vergi dairelerine takip için intikal ettirilen öğrenim
ve katkı kredisi alacakları,
-
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilen ve vergi
dairelerine tahsil edilmek üzere intikal ettirilen sulama tesisleri işletme
ve bakım ücreti, sulama tesisleri yatırım bedeli gibi alacaklar,
-
Doğrudan gelir desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,
-
30/6/1934 tarihli
ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak
Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında
Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,
gibi
alacaklar yer almaktadır.
Ayrıca,
28/3/2002
tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun kapsamında olup vergi
dairelerine takip için intikal etmiş olan amme
alacakları da 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılacaktır.
Öte yandan, 8/9/1983
tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi ile 6183
sayılı Kanuna göre tahsili öngörülen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla tahsil edilmemiş olan ecrimisiller Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırılabilecektir.
Bununla
birlikte, 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun
25 inci maddesi ile 2886 sayılı Kanuna eklenen geçici 3 üncü madde uyarınca
işlem yapılması gereken ecrimisiller hakkında, anılan Kanun hükümlerinin
tatbikinden sonra kalan alacaklar için 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükmü uygulanacaktır.
6183 sayılı
Kanun kapsamında takip edilen ve bu bölümde açıklanan diğer alacaklar için de 6111 sayılı
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ilgili vergi dairesine başvuruda
bulunulması gerekmektedir.
Madde
kapsamına giren bu alacaklara ilgili kanunları gereği hesaplanan fer’i
alacakların hesaplandığı süre ve hesaplama yöntemi dikkate alınarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Örneğin,
18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat
ve Vazifeleri Hakkında Kanun kapsamında doğan alacaklara vadesinde
ödenmediği takdirde sadece % 10 oranında bir zam hesaplanmakta ve başkaca
bir fer’i alacak tatbik edilmemektedir. Bu durumda 6200 sayılı Kanundan
kaynaklanan alacaklara % 10 oranındaki zam yerine hesaplanması gereken
TEFE/ÜFE tutarı, alacağın vadesinin rastladığı ayın TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı esas alınarak hesaplanacaktır.
6183
sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca
hesaplanan % 10 oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü
fıkrası ile 79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan % 10
oranındaki tazminatlar asli alacak olarak dikkate alınmak suretiyle madde
kapsamında yapılandırılacaktır.
Bu
bölümde yer verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak
istenildiği takdirde dava açılmaması, dava açılmış olması halinde davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.
Söz
konusu alacakların dava konusu yapılmış olması ve bu davalarda yargı
mercilerince alacağın tutarını etkileyen bir karar verilmiş olması halinde
de madde hükmünden ilk aşamada istenilen tutar üzerinden yararlanılacaktır.
Örnek 11- İhracatın
finansmanı için 2/1/2004 tarihinde kredi kullanan mükelleften teşvik
mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi
yapılmamıştır.
İhracat
taahhüdünü süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında
kullanılan gümrük beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması
üzerine ilgili banka tarafından 4.500,-TL kaynak kullanımını destekleme
fonu kesintisi takip ve tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi
dairesine 14/9/2006 tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan
tebliğ üzerine vadesi 20/10/2006 tarihi olan kaynak kullanımını destekleme
fonu kesintisi ile kredi kullanım tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan
cezai faiz için Kanunun yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede
bulunulmamıştır.
Mükellefin,
Kanundan yararlanmak üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması halinde,
kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi aslına;
-
Kredi kullanım tarihinden (2/1/2004) vade tarihine kadar geçen süre için
hesaplanan cezai faiz yerine,
-
Vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe (25/2/2011) kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna
göre, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ve cezai faiz için
uygulanacak TEFE/ÜFE aylık değişim oranları toplamı ve TEFE/ÜFE tutarları
aşağıdaki şekilde olacaktır.
Ödenecek
tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 7.109,77 TL tutarın Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 11.528,63
TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
13- Tecilli
Alacaklar
6111 sayılı
Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında “…bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte
olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri halinde
bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına
uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır.
Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi
arasında geçen süre için sadece ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır.
Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu
alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm
uyarınca, 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer
kanunlar (4/6/2008
tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2
nci maddesi gibi) uyarınca
tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması halinde borçlular,
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit
tutarları için Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Bu takdirde tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi
ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz
uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi
bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya
tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümleri uygulanacaktır.
Dava aşamasında olduğu halde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden
ve 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecilli olan alacaklar
hakkında bu Tebliğin “III- KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME
ALACAKLARI” bölümünde açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.
Ayrıca, 6111
sayılı Kanunun 21 inci maddesinde, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce
tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu
Kanunun 20 nci maddesinin
birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca
ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin
yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle,
Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödeme yapılmak istenmesi halinde,
Kanunun yayım tarihi olan 25/2/2011 tarihinden önce taksit tutarları
ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.
Bu durumdaki alacaklar için madde hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde
ödenmemiş alacak aslına; vade tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine, gecikme faizi bulunması
halinde gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi
yerine, TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile TEFE/ÜFE tutarı
toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi halinde Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile diğer Kanunlar gereğince tecil
edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi ve/veya vergi cezasından
ibaret olması halinde, bu Tebliğin (II/B-3 ila 5) bölümlerinde yapılan
açıklamalar çerçevesinde ödenecek TEFE/ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun
hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımlandığı tarihten
önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.
Örnek 12- Mükellef
tarafından 26/1/2010 tarihinde ödenmesi gereken 10.000,-TL gelir (stp)
vergisi zamanında ödenmemiştir. 8/10/2010 tarihinde vergi dairesine
başvurularak toplam borç için tecil talebinde bulunulmuştur.
Vergi dairesi
mükellefin gecikme zammı dahil 11.631,50 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve
bu tutarın, ilk taksit Ekim/2010 ayından başlamak ve 10 ayda 10 eşit
taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.
Aylık Taksit
Tutarı: 11.631,50 / 10 = 1.163,15 TL’dir.
Mükellef ilk
dört taksitini zamanında ödemiş, 28/2/2011 tarihinde Kanundan yararlanmak için
bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk dört taksit ile
birlikte toplam 107,02 TL tecil faizi ödenmiştir.
Bu örnekte,
vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne
kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.
Örnek olayda;
Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre
tespit edilecektir.
Kalan vergi aslı
tutarı = 10.000 – 4.000 = 6.000,-TL’dir.
Bu durumda,
tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri
geçerli sayılacaktır. Kalan 6 taksit tutarının toplamı 6.978,90 TL olup
bunun 6.000,-TL’si vergi aslı, 978,90 TL’si gecikme zammıdır. Vergi
aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak 652,34 TL TEFE/ÜFE tutarı ile vergi
aslı toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.
Madde hükmüne
göre ödenmesi gereken vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde 6.000,-TL vergi aslına Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar hesaplanan 1.386,26 TL gecikme zammının
tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk dört
taksit tutarı ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen
107,02 TL tecil faizi red ve iade edilmeyecektir.
14-
Belediyelerin Ücret ve Su Alacakları
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, belediyelerin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre
tahsil ettikleri ücretler ile su kullanımından kaynaklanan
alacaklarından vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar
ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü zamlar dahil) hakkında 2 nci maddenin birinci
fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanacağı öngörüldüğünden, belediyelerce
bu tür alacaklar bu Tebliğin (II/B-12) bölümünde yapılan açıklamalara göre yapılandırılacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
6111 sayılı
Kanunun “Başvuru ve ödeme süresi ile şekli” başlıklı 18 inci
maddesinin birinci fıkrasında “(1) Bu Kanunun ilgili
bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar
ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il
özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerine bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi
Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya Geliştirme Destekleme
Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk Bankası A.Ş., T. Emlak
Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası
A.Ş. ve
tarım kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım
Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik
dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri
uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı
tarihi izleyen üçüncü aydan, Sosyal
Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk
taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi
izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami
onsekiz eşit taksitte ödemeleri,
şarttır.”
hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm
çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il
özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine borçlu
bulunanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri
halinde, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu
bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Madde
kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme süresi içerisinde
tamamen ya da ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte
ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Mayıs 2011 tarihi
mesai saati bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 18 inci maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit
olarak belirlenmiş olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme
seçenekleri de bulunmaktadır.
Kanuna göre ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son
gününün resmi tatile rastlaması halinde süre, tatili izleyen ilk iş günü
mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.
2- Taksitle
Ödeme ve Katsayı Uygulaması
6111 sayılı Kanunun
18 inci maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının
taksitle ödenmesi imkanı getirilmiş ve ödeme süresine bağlı olarak katsayı
uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı
uygulamasının düzenlendiği 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında “(3) Bu Kanun
hükümlerine göre hesaplanan tutarın;
a) İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen
ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı
tarihten ödeme tarihine kadar geçen
süre için herhangi bir faiz uygulanmaz.
b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili
maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru
sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme
seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden
daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere
göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,05),
2) Dokuz eşit taksit için (1,07),
3) Oniki eşit taksit için (1,10),
4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit
sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit
tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda
bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı
verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması
halinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir…” hükmü yer almaktadır.
Bu hükmün uygulamasında aşağıda yapılan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Madde hükmüne
göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara
Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için
herhangi bir faiz, gecikme
zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı ya
da katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu ödemenin defaten yapılması zorunlu
olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde farklı zamanlarda borcun
tamamının ödenmesi halinde de bu hükümden yararlanılacaktır.
b)
Yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde,
borçlularca başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme
seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına
ilişkin bir tercihte bulunulmaması halinde, idarece Kanunda öngörülen en
uzun taksit sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin
açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun
bir sürede ödeme yapamayacaktır.
c)
Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı,
yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu
tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler halinde
ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında
yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih
kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6 eşit taksit için öngörülen
(1,05) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan 6
sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit taksiti seçmesi
halinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15) katsayısı kullanılarak
tespit edilecektir.
d) 6111 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit
süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkanı verilmekte ve daha kısa
sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan katsayının
düzeltilmesi öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih
kullanıldığı halde borcun 6 eşit taksit için öngörülen sürede tamamen
ödenmesi halinde, (1,15) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar 6 eşit
taksit için öngörülen (1,05) katsayısına göre düzeltilecektir.
Kanunda genel olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit
süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu süreler için dört farklı
katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle katsayı
düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit süresine
uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk geldiği
taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması
gerekmektedir.
Örnek 13- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18
eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 3.600,-TL
olarak hesaplamıştır.
Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
3.600,-TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde
bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
18 eşit
taksit için taksitlendirmeye esas tutar
: 3.600 x 1,15= 4.140,-TL
Taksit
tutarı
: 4.140/18= 230,-TL’dir.
Taksitlendirmeye
esas olan 4.140,-TL’nin (4.140-3.600=) 540,-TL’si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, Mayıs,
Temmuz, Eylül, Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksit tutarları
toplamı olan (230 x 4 =) 920,-TL’yi süresinde ödemiştir.
Aralık/2011
ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten
ödemek istediğini bildirmiştir.
Başvuru
sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte,
daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde, borcun
tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına
(1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı
uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması
gerekmektedir.
Yapılan
hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan
daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken
tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit
için taksitlendirmeye esas tutar : 3.600 x 1,05= 3.780,-TL.
Ödenen toplam
taksit tutarı
: 230 x 4 = 920,-TL.
Tahsil
edilecek toplam tutar
: (3.780-920=) 2.860,-TL olacaktır.
Bu durumda,
mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan 3.600,-TL borcu için
(3.780-3600=) 180,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak
erken ödeme mükellefe (540-180=) 360,-TL daha az ödeme imkanı
sağlayacaktır.
Örnek 14- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 12.000,-TL
olarak hesaplamıştır.
Mükellef,
yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden,
12.000,-TL alacak tutarı (1,10) katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde
bulunan tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit
taksit için taksitlendirmeye esas tutar
: 12.000 x 1,10= 13.200,-TL
Taksit
tutarı
: 13.200/12= 1.100,-TL’dir.
Taksitlendirmeye
esas olan 13.200,-TL’nin (13.200-12.000=) 1.200,-TL’si toplam katsayı
tutarıdır.
Mükellef, ilk
9 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (1.100 x
9=) 9.900,-TL’dir.
Ekim/2012
ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten
ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef
tarafından borcun tamamı 12 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi
(Mayıs/2011 ila Mart/2013) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin
yapıldığı Ekim/2012 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını
gerektiren 9 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Mayıs/2011 ila
Eylül/2012) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 9
eşit taksit ila 12 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı
belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 12 eşit taksit
için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkanı
bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ekim/2012 ayında mükellefin kalan üç taksit
tutarı olan toplam 3.300,-TL’yi ödemesi gerekmektedir.
Örnek 15- Örnek 14’de
belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 4 taksitini süresinde
ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Ocak/2012 ayında ödediği kabul
edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarı 12.000,-TL’dir. Katsayı uygulanmak
suretiyle taksitlendirilen tutar olan 13.200,-TL’ye karşılık dört taksit
toplam tutarı olan 4.400,-TL tahsil edilmiştir.
Başvuru
sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte,
daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde borcun
tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına
(1,10) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı
uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması
gerekmektedir.
Yapılan
hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan
daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken
tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit
için taksitlendirmeye esas tutar : 12.000 x 1,05= 12.600,-TL.
Ödenen toplam
taksit tutarı
: 1.100 x 4 = 4.400,-TL.
Tahsil
edilecek toplam
tutar
: (12.600-4.400=)8.200,-TL olacaktır.
Bu durumda,
mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
12.000,-TL borcu için (12.600-12.000=) 600,-TL katsayı tutarı tahsil
edilecektir.
Yapılacak
erken ödeme mükellefe (13.200-12.600=) 600,-TL daha az ödeme imkanı
sağlayacaktır.
3- Kredi kartı ile ödeme
6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı ve
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine
bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü
takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi
kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve
taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler
için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve
borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Bu şekilde tahsil
edilen tutarların bankalarca Hazine/Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına
aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen
süre, taksit aylarının son gününü izleyen
günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle
ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm,
6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı
kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkan vermektedir. Madde hükmüne göre
kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için alacaklı kurumlar olan
Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsilata aracılık yapan
bankalarla anlaşma yapması gerekmektedir.
Bu Tebliğin
yayımlandığı tarih itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine
ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla
gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak
ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr)
üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri
halinde, internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla
tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı
ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya birden fazla taksitin defaten
ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit aylarına
yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.
Borçluların
kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri halinde, 6111 sayılı
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun
hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla
birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi
kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç
ödenmiş kabul edilecektir.
6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kredi kartı kullanılmak
ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak
yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili taksit ayının son gününü izleyen
günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen sürede
Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin,
borçlu tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk üç taksit
tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka
tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Mayıs, Temmuz, Eylül/2011
aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan
tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20 gün içerisinde
Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi
kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli
olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı
uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin
beşinci fıkrasında Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını yapılandıran
mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla yapılandırılan
borçlarının ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun
hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları
ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben
ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için
başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve
belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek
olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat,
yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan
durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş
olması gerekmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci
fıkrasına ilişkin Tebliğin (VI/C-5-b ve g) bölümünde yapılan açıklamalar
saklıdır.
Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup
talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup
işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda
mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen
taksit tutarı için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın
bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.
Bir aylık süre içerisinde eksik ödenen taksit
tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her
ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen
gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi
halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu
Tebliğe ekli (Ek:2/D) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri
yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti halinde,
haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın
yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış
olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır.
Öte yandan,
84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “II. Özel Esaslar” bölümü uyarınca iade
taleplerinde özel esaslar uygulanan mükelleflerin, iade alacaklarının
yapılandırılan borçlarına mahsubuna ilişkin iade taleplerinde, iade
alacağının dayanağı iade hakkı doğuran işlem bazında ilgili KDV Genel
Tebliğlerinde belirlenen genel esaslar uygulanacaktır.
D- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar
vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu
vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim
yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde
belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan
taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek taksitlerin süresinde
ödenmemesi halinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp taksit ödeme
süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk edecek vergilerin zamanında
ödenmesi ile ilgilidir.
Buna göre, Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere yıllık
gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi,
katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan
mükelleflerin maddede öngörülen diğer şartların yanı sıra; maddede
belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk
taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son
taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme halinde borcun tamamen
ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri şarttır.
Örneğin, gelir vergisi mükellefi olan bir borçlu, Kanunun 2 nci
maddesinden bu vergi türü için 18 eşit taksitte ödeme seçeneği ile
yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme süresinin başladığı 1/5/2011
tarihinden 18 eşit taksitin sona erdiği 31/3/2014 tarihine kadar beyanı
üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir
(stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması halinde özel tüketim
vergisini ve bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisini vadesinde
ödemesi gerekmektedir.
Taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde
ödenmesi şartı, bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki
defa ihlal edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden
yararlanma haklarını kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde
ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde mükellefler üçüncü ihlale konu
verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dahil) ödedikleri
taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun
kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan, mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle
borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok
zor durum” halini ifade etmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce
yapılan müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok
zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali
dışındaki nedenlerle (Örneğin, katma değer vergisi gibi taksitlendirilmesi
uygun görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler
için tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit
edilmişse madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Vergi dairelerince, mükelleflere hangi vergi türlerinden Kanundan
yararlandıkları konusunda ayrıntılı bilgi verilecektir.
2- 6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü
maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların
veya taksit tutarının % 10’unu aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil)
kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme
süresince beyan üzerine tahakkuk edecek vergilerde 5 liraya kadar yapılacak
eksik ödemeler konusunda ne şekilde işlem yapılacağı konusunu
düzenlemektedir.
Buna göre, taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen vergilerin (her
bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan ödemelerinde 5 liraya kadar
eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla birlikte, tahakkuk
eden alacağın %10’u 5 liranın altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden
tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu
tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği
tabiidir.
Örneğin, Kanun hükmünden gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin
Temmuz/2011 dönemine ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer
vergisi 2.855,-TL olmasına rağmen bankaya 2.850,-TL olarak ödeme
yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5 lirayı aşmadığından Kanun hükümleri ihlal
edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan tahakkuk eden verginin % 10’u olan
(2.855 x % 10=) 285,50 TL ise 5 liradan daha fazla olduğundan tutarın
oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
3- Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanmak isteyen
borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış
davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına
başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden
yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında
belirtmeleri gerekmektedir.
E- DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin
hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk
düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar
dikkate alınarak yararlanabileceklerdir. 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca
mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen
sorumluluğu bulunan yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden
yararlanmaları mümkündür.
Asıl amme borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin
sorumlu olması halinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit
seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde
ortakların şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil
sorumluluğunun bulunması nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve
cezalar ile hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizleri için ortaklık
adına Kanun hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
hükümlerine göre iflasının açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel
kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini
yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat
etmesi zorunludur.
Bununla birlikte, iflas halindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve
kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca
haklarında bu sıfatları nedeniyle yapılan takip işlemlerinden dolayı tüzel
kişiliğin vergi dairesine olan borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
Ancak, iflas halinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu
alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak için başvuru süresi
içerisinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve bu alacakların 2/5/2011
tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması halinde, alacaklar
Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004
sayılı Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine
ilişkin hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya
kooperatife mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır.
Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma
verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini
kayyımın onayına bağlı kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas
ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 6111 sayılı Kanuna
göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre
temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.
4- 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler
nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde
mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden
yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini
bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli
borçları olması halinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için
belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin
kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına
mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için
borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı
aranılacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin
irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği
tabiidir. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi
hükümsüz kalacaktır.
Bununla
birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu
iade alacaklarını 6111 sayılı Kanunun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 18
inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında
yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep
etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımlandığı
tarihten sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer
taraftan, katma değer vergisi iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep
eden ve vergi borcunu 6111 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup
talebinden vazgeçen mükelleflere anılan alacaklarının, mahsubundan
vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra
hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı ilgili mevzuat hükümlerine
göre ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de göz önünde bulundurularak
nakden iade edilebilecektir.
5- 6111 sayılı
Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanuna göre ödenecek
alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler
nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği
hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına
karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen
hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği
malların amme alacağını karşılayacak değerde olması halinde, ödemeler
nispetinde kaldırılacaktır.
Bu
hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen
mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.
6- 6111 sayılı Kanuna
göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler
tarafından, vergi borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde
taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş
borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.
7- 6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi ile il özel
idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz kuruluşlara, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak
tutarlarını genel taksit süresinden daha uzun sürede ikişer aylık dönemler
halinde 36 eşit taksitte ödenmesi imkanı verilmiştir.
Aynı bent ile
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor
federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda
faaliyette bulunan spor kulüplerine de Kanun kapsamında yapılandırılan
alacaklarını ikişer aylık dönemler halinde 42 eşit taksitte ödeme imkanı
tanınmıştır. Spor kulüplerinin bu imkandan yararlanabilmeleri için başvuru
sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve
özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten
belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek veya şirket
şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen imkandan yararlanmalarına
engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme alacaklarıyla
ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden
yararlanabilecektir.
6111
sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkanı kullanarak
ödeme yapmak istemeleri halinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört
eşit taksit için (1,20), otuz eşit taksit için (1,25), otuzaltı eşit taksit
için (1,30) ve kırkiki eşit taksit için (1,35) katsayısı uygulanacaktır.
Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer
taraftan, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil
bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında il özel idareleri
ve belediyelere ait tüzel kişiler Kanunun tanıdığı 36 eşit taksit
imkanından yararlanamayacaklardır.
8- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü
fıkrasında “(4) 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004
tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü
maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri
uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma
hükümlerinden yararlanan kuruluşlardan aranılan amme alacaklarının 6111
sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmamasına özellikle dikkat edilecektir.
9- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin altıncı
fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri,
belediyeler ve bunlara
bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini
haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu
fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2
ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine
yapılandırılan borçlarını ödeme süresince beyanları üzerine tahakkuk eden
vergilerini vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.
10- Borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılan
ödemelerin kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılması durumunda borç kredi
kartı ile ödeme işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu
şekilde yapılmış olan ödemeler yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin
tatbik edilmiş hacizler ödeme nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar
iade edilecektir.
Kredi
kartıyla son taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması halinde;
- Kredi
kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve
devrine ait ilişik kesme belgesi verilebilecektir.
- Kredi kartı
ile yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin
vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.
11- 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart
olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan
başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh
yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi
uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı
açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da
vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10
oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
12- 6111 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi hükümlerinden
yararlanma talebinde bulunmayan ancak Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
13/11/2008
tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması
Hakkında Kanun kapsamında tahakkuk eden vergilerini ödememiş bulunan
mükellefler, bu borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
ödeyebileceklerdir.
13- 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrasında; 351 sayılı Kanunun geçici 4
üncü maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve
Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) olan öğrenim ve katkı kredisi borçlarını
yapılandırmak üzere başvuruda bulunan ancak Kanunun öngördüğü şartları
yerine getiremeyen borçlulara, 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi
çerçevesinde borçlarını ödeme imkanı getirilmiştir. Bu hükümden yararlanmak
isteyenlerin 31/5/2011 tarihine kadar YURTKUR’a başvurmaları gerekmektedir.
Diğer
taraftan, gerek Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmünden
yararlanmak istemeyen gerekse daha önce 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü
maddesinden yararlanmayan borçlular 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
hükümlerinden yararlanabilecektir.
14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda
bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan
amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
III– KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN
AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “(1) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece yargı mercileri
nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen,
resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine
ilişkin tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si ile bu tutara
ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si, faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para
cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilir. Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla gümrük vergilerine ilişkin gümrük
yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz süresi geçmemiş veya idari itiraz
mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu fıkra hükmü
uygulanır.
(2) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine
göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya temyiz yoluna
başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme
yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi
tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda, bu maddeye göre
ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun
bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
a) Terkine ilişkin karar olması halinde, ilk tarhiyata/tahakkuka esas
alınan vergilerin/gümrük vergilerinin % 20’si ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla, verginin/gümrük vergilerinin kalan % 80’inin, faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi
cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının
tamamının,
b) Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde, tasdik
edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir. Ancak, verilen en son kararın bozma kararı
olması halinde birinci fıkra hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması
halinde ise onanan kısım için bu fıkranın (b) bendi, bozulan kısım için
birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari
para cezalarına ilişkin dava açılmış olması halinde;
a) Asla bağlı cezaların, verginin/gümrük
vergilerinin bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci
maddeye ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla, tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının,
b) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezalarından/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarından bu maddenin
birinci fıkrasında belirtilen safhada olanlarda cezanın % 25’inin, ikinci
fıkrasının; (a) bendinde belirtilen safhada olanlarda cezanın % 10’unun, (b) bendinde belirtilen safhada bulunanlarda tasdik edilen ceza
tutarının % 25’inin, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla kalan cezaların,
tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın (b) bendi hükmü tarh edilen vergi
ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezaları için de uygulanır.
(4) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla üçüncü fıkra kapsamı
dışında kalan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı
dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması halinde; kesilen idari
para cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarda cezanın %
50’si, ilk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya
temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın %
20’si, ilk derece yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda
onaylanan kısmın % 50’si ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i
alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(5) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş
olan vergi cezaları için üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
(6) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak, teşvik ve
yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi cezalarında, cezaya muhatap olanlar
bu madde hükmünden üçüncü fıkranın (b) bendinde açıklandığı şekilde
yararlanır.
(7) Bu
maddeye göre ödenecek alacakların tespitinde esas alınacak olan en son
karar, tarhiyata/tahakkuka ilişkin verilen ve bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önce (bu tarih dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş olan karardır.
(8) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden
yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya
uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış
ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar da bu madde hükmünden
yararlanır.
(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar
vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu
vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim
yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde
belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan
taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.
(10)
Bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava
açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına
başvurulmaması şarttır.
(11) Bu madde
hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak bu Kanunda belirtilen
ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan ilk tarhiyata/tahakkuka göre
belirlenen alacaklar başka bir işleme gerek olmaksızın takip edilir. Şu
kadar ki, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en son yargı
kararının, tarhiyatın/tahakkukun tasdikine ilişkin olması halinde bu karar
üzerine tahakkuk eden alacaklar takip edilir.” hükmü yer
almaktadır.
Söz konusu madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmemiş
veya dava safhasında bulunan amme alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan
ve bu Tebliğin (I/A-1-a ve c, I/C-1) bölümlerinde
belirtilen vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları, faiz, gecikme
faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
Madde hükmünün uygulanılabilmesi için, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011
tarihi itibarıyla;
a) İkmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyatın
bulunması ve tarhiyata karşı;
- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açma süresi geçmemiş veya dava
açılmış bulunması,
- Bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre
itiraz, temyiz veya karar düzeltme talep sürelerinin geçmemiş olması ya da
bu yollara başvurulmuş olması,
b) Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına
giren idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması ya
da ilk derece yargı merciinin verdiği karara karşı kanun yoluna başvurma
süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,
gerekmektedir.
Kanunun 3
üncü maddesinden yararlanılmak için 2 Mayıs 2011 tarihine kadar
bağlı bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması ve
başvuru dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan vazgeçileceği
yönünde iradenin belirtilmesi şarttır.
Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerince ikmalen, re’sen veya idarece yapılan
tarhiyatlarla ilgili davalara konu alacaklar açısından madde hükmünden
yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun
dilekçeyi (Ek: 4/A, 4/B, 4/C) iki örnek hazırlayarak 2
Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı bulundukları vergi
dairesine vermeleri gerekmektedir.
Kanunun 20
nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince, davadan vazgeçme
dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin vergi
dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle,
vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneği derhal davanın bulunduğu
yargı merciine gönderilecektir.
6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmünden yararlanmak isteyen
borçluların, Kanunun 20 nci maddesinin beşinci fıkrasının Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden, idari para cezalarına karşı dava açtıkları
idarelere başvuruda bulunmaları ve 3 üncü maddesi kapsamında Kanun
hükmünden yararlanmak istediklerini ve davadan vazgeçtiklerini belirtir bu
Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:4/D-1, 4/D-2,
4/D-3) 3 örnek olarak hazırlayarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai
saati bitimine kadar ilgili idarelere vermek suretiyle başvurmaları uygun
görülmüştür.
Davadan
vazgeçme dilekçelerini alan bu idarelerce dilekçelerin alındığı tarih ilgili
yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine
derhal gönderilecektir. Bu dilekçeler cezayı veren idarelere verilmekle
birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili
vergi dairesine yapılacaktır. Bu nedenle, ilgili idarelerce alınan davadan
vazgeçme dilekçesinin bir örneği de başvuruyu müteakip 3 iş günü içerisinde
ilgili vergi dairesine gönderilecektir.
Birden fazla
dava dosyası bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi dava dosyası için
Kanun hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirteceklerdir.
Tüzel kişiler
ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan
vazgeçme yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, madde
hükmünden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından
yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı
devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir.
Kanuni temsilciler bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci
sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
1- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava
Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler
Kanunun 3
üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına, ikmalen, re’sen veya idarece
tarh edilmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih (bu tarih dahil) itibarıyla
vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş
bulunan vergiler girmektedir.
Bu safhada vergiler
henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde hükmünden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulması halinde, dava konusu yapılmış olan vergiler, ilk
tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak
dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten
itibaren 1 ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.
Madde hükmüne
göre, vergi aslının % 50’si ile bu tutara; yukarıda belirtilen şekilde
belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak hesaplanması gereken
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması ve açılan
davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin % 50’sinin, gecikme faizi,
gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemesinde dava açma süresi henüz
geçmemiş olan vergilere gecikme faizi yerine hesaplanması gereken TEFE/ÜFE
tutarı, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacaktır.
Madde
hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, vergi
mahkemeleri nezdinde devam eden dava sırasında vergilerini tahakkuk etmeden
önce ödemiş olmaları halinde, tahsil edilen bu tutarlar Kanunun 21 inci
maddesine dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi ve
TEFE/ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesi de gözönünde bulundurularak red ve iade edilecektir.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi hükmü
gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulması nedeniyle
yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu
alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine
alacaklar, bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara
karşılık Kanunun yayım tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar da madde
hükmüne göre ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve
iade edilebilecektir.
Örnek 1- Mükellefin
defter ve belgelerinin Ocak/2008 vergilendirme dönemi katma değer vergisi
yönünden incelenmesi sonucu mükellef adına 80.000,-TL katma değer vergisi
tarh edilmiş ve 80.000,-TL vergi ziyaı cezası kesilmiştir.
Bu tarhiyata
ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi, 3/2/2010 tarihinde mükellefe tebliğ
edilmiş, yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış
ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.
Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükellefin, vergi
aslının % 50’si ile bu tutara tahakkuk
ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
halinde, verginin kalan % 50’si ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi
ziyaı cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Buna göre;
Gecikme zammının
hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ve TEFE/ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 48.926,12 TL’nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 196.659,68
TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
2-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla, Bölge İdare Mahkemeleri
veya Danıştay Nezdinde İlgisine Göre İtiraz veya Temyiz Süreleri Geçmemiş
ya da Bu Yollara Başvurulmuş ya da Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş
veya Karar Düzeltme Yoluna Başvurulmuş Vergiler
6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve
idarece tarh edilmiş olup Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare
mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz
süreleri geçmemiş ya da bu yollara başvurulmuş ya da karar düzeltme talep
süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler girmektedir.
Bu fıkra
hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas
alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun
yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar
dikkate alınarak tespit edilecektir.
a)
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın terkin kararı
olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, madde
hükmünden yararlanılması için terkin edilen vergilerin ilk tarhiyat tutarı
esas alınarak % 20’si ile bu tutara ilişkin gecikme faizi
ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
gerekmektedir. Bu takdirde, verginin kalan % 80’inin, gecikme faizi,
gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Madde hükmüne
göre ödenecek vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının tespitinde bu Tebliğin
(III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır. Bu safhadaki
vergilere karşılık daha önce tahsilat yapılmış olması halinde de aynı
bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
Örnek
2- Örnek
1’de vergi mahkemesince davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine
karar verildiği ve 15/12/2010 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal
eden karara karşı temyiz yoluna gidildiği ve Kanunun yayımlandığı tarihten
önce temyiz talebine ilişkin herhangi
bir kararın verilmediği kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak tutarı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihte verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine
ilişkin olduğundan ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi
aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade
tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin % 80’i ile gecikme
zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan
gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna
göre;
Gecikme
zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine
hesaplanan TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 19.570,45 TL’nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 220.659,68 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, ilk derece mahkemesinin
tarhiyatı terkin ettiği kararın üst yargı merciince onaylanmış ve ihtilafın
karar düzeltme aşamasında olması halinde de bu bölümdeki açıklamalara göre
işlem yapılacaktır.
Örnek 3- Örnek 2’de
belirtilen ihtilafla ilgili olarak Danıştay tarafından vergi mahkemesinin
terkine ilişkin kararının onandığı ve Danıştay’ın söz konusu kararına karşı
vergi dairesince yapılan karar düzeltme başvurusu hakkında Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla herhangi bir karar verilmediği kabul
edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk
tarhiyata esas olan vergi aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü
gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde,
verginin % 80’i ile gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi ziyaı cezası ve
bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
b) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen
tasdik kararı olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen
vergilerin tamamı ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı
yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına
bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Tadilen tasdike ilişkin kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarı
üzerinden Kanun hükümlerine göre yapılandırmaya esas alacak tutarı
belirlenecektir. Bu tür kararlarda tasdik edilmeyen alacaklar açısından
Kanun kapsamında ödeme öngörülmemiştir. Bu alacaklar, tadilen tasdik edilen
alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesine bağlı olarak
terkin edilecektir.
Vergi
mahkemesinin tasdik veya tadilen tasdik kararı üzerine hesaplanmış olan
vergilerin Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş
olması halinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar bu Tebliğin (II-B/3) bölümündeki
açıklamalara göre tespit edilecektir.
c) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
- Bozma kararı olması halinde,
ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne göre tespit edilecektir.
- Onama
kararı (tarhiyatı tasdik eden karar) olması halinde,
ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.
- Kısmen
onama, kısmen bozma kararı olması halinde, onanan kısım için ödenecek
tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin
(III/B-1) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.
6111 sayılı
Kanun uygulamasında;
- Bozma kararları, üst yargı mercilerinin ilk derece mahkemelerinin
tarhiyata ilişkin olarak verdikleri kararların bir bütün olarak bozulmasını
sağlayan,
- Kısmen
onama, kısmen bozma kararları ise, üst yargı mercilerince ilk derece
mahkemesinin tarhiyata ilişkin verdiği tasdik veya tadilen tasdike ait
kararın bir kısmının onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,
kararlardır.
Bu itibarla,
tarhiyata ilişkin verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.
3-
Kanunun Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan
Davalar
Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ihtilaflı olan vergi cezalarının Kanun kapsamında ne şekilde
yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
a) Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara
ilişkin olması halinde, bu cezaların bağlı olduğu vergilerin, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması ya da Kanunun 2 nci maddesine
göre ödenmesi şartına bağlı olarak vergi aslına bağlı ceza ve bunlara
ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
b) Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun
sadece vergi aslına bağlı olmayan ceza olması halinde Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla;
- Vergi
mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olan
cezaların % 25’inin,
- Verilmiş en
son kararın terkin kararı olması halinde cezaların %10’unun,
- Verilmiş en
son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması halinde tasdik edilen
ceza tutarının % 25’inin,
bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların
tahsilinden vazgeçilecektir.
Sadece vergi
aslına bağlı olmayan cezalara yönelik açılmış davalarda üst yargı
mercilerince Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla verilmiş bulunan en son
kararın onama veya kısmen onama-kısmen bozma kararı olması halinde,
ödenecek tutar onanan kısmın % 25’i, bozulan kısmın % 10’u, bozma kararı olması
halinde % 25’i esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
c) Tarh edilen
vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezaları için de bu bölümün (b) alt bölümündeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
d) Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için de mükelleflerin 3 üncü
maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre Kanundan yararlanabilecekleri
düzenlenmiştir. Bu durumda, kesilen cezanın türüne göre bu bölümün (a) veya
(b) alt bölümlerinde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
4-
İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
Kanunun 3
üncü maddesinin altıncı fıkrasında, iştirak, teşvik ve yardım fiilleri
nedeniyle kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla yargı
mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme
yapılmıştır.
Buna göre,
belirtilen fiiller nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla bu konuda yargı mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan
kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre Kanun
hükmünden yararlanabileceklerdir.
5- Kanunun
Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar
Kanunun 3 üncü
maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla 213
sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden
yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya
uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi
geçmemiş alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanılacağına yönelik düzenleme yapılmıştır.
Bu safhada
bulunan alacaklar için Kanun hükmünden yararlanılmak istendiği takdirde, bu
Tebliğin “1- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi
Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler”
başlıklı (III/B-1) bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.
Bu takdirde,
madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin uzlaşma talebinden
vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.
6- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya
İhtilaf Konusu Olan İdari Para Cezaları
Kanunun 3
üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava açma süresi geçmemiş
bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin
düzenleme yapılmıştır.
Madde hükmüne
göre, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına
giren idari para cezalarına ilişkin olarak;
- Dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış
olması halinde, kesilen idari para cezalarından ilk derece yargı merciinde
ihtilaflı olanlarında cezanın % 50’si,
- İlk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı
ancak itiraz veya temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada
olanlarında cezanın % 20’si,
- İlk derece yargı merciinin kısmen veya
tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın % 50’si,
ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan
cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i alacakların tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Örnek 4- Trafik
kurallarını ihlal nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca
kesilen 1.321,-TL tutarlı trafik idari para cezası
10/5/2010 tarihinde ilgilisine tebliğ edilmiştir. Söz konusu para cezasına
karşı cezaya muhatap olan kişi 14/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde
dava açmıştır. Ancak, ilk derece yargı merciinde dava devam ederken
yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari
para cezası ödenmek istenmiştir.
Bu durumda,
cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanma talebinin ve
davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin bulunduğu başvuru dilekçesini 2/5/2011
tarihine kadar cezayı veren emniyet müdürlüğüne vermesi gerekmektedir.
Emniyet
müdürlüğü, verilen bu dilekçelerin bir örneğini 3 iş günü içerisinde
davanın devam ettiği sulh ceza mahkemesine, bir örneğini de cezayı takiple yetkili
vergi dairesine gönderecektir.
İlk derece
yargı merciinde derdest olan davadan vazgeçildiğinden, idari para cezasının
% 50’si ile bu tutara isabet eden faiz yerine trafik idari para cezasının
vade tarihi olan 10/6/2010 tarihinden 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla trafik idari para cezasının
kalan % 50’si ile bu cezaya bağlı faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna göre,
Kanun kapsamında ödenecek trafik idari para cezası tutarı ile bu tutara
isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 712,88 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.254,95 TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 5- 20/4/2010
tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan 2.763,-TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali
amacıyla 3/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açılmış ve
mahkemece söz konusu idari para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu
karara karşı ilgili emniyet müdürlüğü tarafından ağır ceza mahkemesine
itiraz edilmiştir.
Bu safhada
cezaya muhatap olan kişi, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere davasından
vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili emniyet müdürlüğüne vermiştir.
Emniyet
müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş günü içerisinde
yargılamanın devam ettiği ağır ceza mahkemesine bir örneği de cezayı
takiple yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.
Bu durumda
vergi dairesince, idari para cezasının %20’si ile bu tutara isabet eden ve
idari para cezasına vade tarihinden 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar geçen süre için hesaplanan faiz yerine TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Buna göre
Kanun kapsamında ödenecek idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet
eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.
Yukarıda belirtilen
şekilde hesaplanan toplam 590,07 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi durumunda, toplam 3.591,90 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.
C-
ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
Kanunun 3
üncü maddesine göre yapılandırılan alacakların, 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine
kadar tamamen ya da 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca yapılan taksitlendirmeye
istinaden ilk taksiti aynı tarihte olmak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi
gerekmektedir. Bu ödemelerde, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7)
bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
D-
MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi,
kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için
Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
mükelleflerin taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen
beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri, çok zor durum olmaksızın her
bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde
ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde yapılandırılan borçlarına ilişkin
kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybedecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu hükmün uygulanması ile ilgili açıklamalar bu Tebliğin (II/D-1) ve
(II/D-2) bölümlerinde yapılmış olup bu madde uygulamasında da aynı şekilde
işlem yapılacaktır.
2- 6111 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında
yapılandırılan alacak tutarına yönelik olarak borçlular ayrıca 213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklar için anılan Kanunun uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaklardır.
3- 6111
sayılı Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarının Kanunun
3 üncü maddesinden yararlanılarak ödenmesine imkan veren hükümlerde kesilen
idari para cezaları tutarı ile yargı mercilerinin bu tutara yönelik verdiği
kararlar esas alınarak düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, bu alacaklar için
3 üncü madde kapsamında ödeme yapılmak üzere başvurulması halinde,
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinde
düzenlenmiş olan indirimli ödeme hükümlerinden yararlanılmayacaktır.
E- DİĞER
HUSUSLAR
1- Kanunun 3
üncü maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanılması için
madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının şart olduğu
belirtilmiştir. Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere
davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.
2- Kanun hükümlerinden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ
edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare
aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti bulunması
halinde bu tutarlar idareden talep edilemeyecektir. Aynı şekilde, Kanunun
yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar üzerine işlem
yapılamayacağından, idare lehine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet
ücreti de borçludan talep edilemeyecektir.
3- Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak
tutarının tespitinde esas alınacak olan en son karar, tarhiyata ilişkin
verilen ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce (bu tarih dahil) taraflardan
birine tebliğ edilmiş karar olacaktır.
4- Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunan
ancak Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan;
- 213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza
tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri,
-
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren
idari para cezaları için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar
üzerinden hesaplanan fer’ileri,
6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir.
Ancak,
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en son yargı kararının
tarhiyatın tasdikine ilişkin olması halinde bu karar üzerine tahakkuk eden
alacak tutarları esas alınacaktır. Bir başka anlatımla, tasdik kararı
üzerine yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.
213 sayılı
Kanun kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat tutarı esas alınarak takip
edilecek olanları vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih esas alınarak
dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten
itibaren 1 ay sonrası ise alacakların vade tarihi olacaktır. Gecikme
zamlarının, amme alacağının vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen
süre için hesaplanacağı tabiidir.
Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezaları ise idari yaptırım kararının tebliğine bağlı olarak oluşan vade
tarihleri esas alınmak suretiyle ve özel kanunlarında düzenlenmiş olan
fer’i alacakları da dikkate alınarak takip edilecektir.
5- Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak
verilmiş bulunan kararlara karşı, mükelleflerce kanun yollarına
başvurulmayıp idarece başvurulduğu hallerde, mükelleflerin bu Kanundan yararlanmak
üzere yazılı başvuruda bulunmaları üzerine, idarece sürdürülen
ihtilaflardan vazgeçilecektir. Kanun hükümlerine uygun ödeme yapılmaması
halinde ise ilk tarhiyata esas alınan tutarlar takip ve tahsil edilecektir.
6- Ödeme emri
tebliği üzerine açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımlandığı
tarihten önce dava konusu ödeme emri ile istenilen amme alacağının
tarhiyatına ilişkin karar verilmiş olması ve davanın Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla devam ediyor olması halinde, bu mükellefler
söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili olarak Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde bir kararın bulunmaması
halinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu alacaklar Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında değerlendirilecektir.
7- 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce tarhiyata karşı açılmış olan ve
25/2/2011 tarihi itibarıyla devam eden dava ile ilgili olarak ilk derece
mahkemesinin veya üst yargının verdiği tasdike veya tadilen tasdike ilişkin
kararlar üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara
hesaplanan gecikme faizi ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine
göre tecil edilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecil
şartlarına uygun olarak ödenmekte olması durumunda da mükellefler
isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir.
Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun
olarak ödenen tutarlar Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasına göre
tecilli sayılacaktır.
Kanunun 3
üncü maddesi hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarından tecil
şartlarına uygun olarak ödenen tutar mahsup edilecek, bakiye tutarın Kanun
hükümlerine göre ödenmesi gerekecektir. Tecil şartlarına uygun ödenen
tutar, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarından fazla olması
halinde ise herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bu kapsamda tahsil edilen
tecil faizlerinin mahsuba ve nakden iadeye konu olmayacağı tabiidir. Bu
alacaklara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat
yapılmışsa da aynı şekilde işlem yapılacaktır.
8-
Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan alacaklarla ilgili olarak
gerektiği takdirde bu Tebliğin (II/E) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate
alınarak işlem yapılacaktır.
IV–
İNCELEME VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinde “(1) Bu
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde, tamamlanamamış
olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanunun
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam
edilir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin % 50’si
ile bu tutara gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutar ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği
üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak
gecikme faizinin tamamının, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %
25’inin; ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı
başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının % 50’sinin,
vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın % 75’inin, vergilere bu
Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar uygulanan gecikme faizinin ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının
tahsilinden vazgeçilir.
(2) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle
kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın %
25’ini birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde cezanın
kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilir.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında bu madde hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, asla bağlı
vergi cezalarının bu madde kapsamında tahsilinden vazgeçilebilmesi için
verginin bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi
şarttır.
(4) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tamamlandığı halde, bu tarihte
ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir
komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve
tebliğ işlemleri yapılır. Yapılan tarhiyat üzerine bu maddenin birinci ve
ikinci fıkralarında belirtilen şekilde belirlenen tutarın, birinci fıkrada
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden
yararlanılır.
(5) Bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında
ödeme başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması şarttır.
(6) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine
göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da
uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe
tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü uygulanır.
(7) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile bu madde hükmünden yararlananlar,
ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
(8) Bu madde uygulamasında incelemeye başlama, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde; vergi
incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması, vergi
incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi, kanuni defter
ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması, matrah tesisine
yönelik tutanak düzenlenmesi ya da kanuni defter ve belgelerin incelenmek
üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması hallerini
kapsar.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm ile
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi türleri
açısından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe
kadar tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk
işlemleri ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, matrah artırımına ilişkin
hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlayan
ancak tamamlanmamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh ve tahakkuk
işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükümden yararlanmak
için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı olarak
düzenlenmiştir.
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu işlemlerin
tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin
ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde bu Tebliğ
ekinde yer alan dilekçe (Ek:5) örneğine uygun şekilde yazılı olarak
başvurmaları gerekmektedir.
Kanunun 18
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde
kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan
bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri
icap etmektedir.
Mükellefler bu madde hükmünden, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için
yararlanabilecekleri gibi sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de
yararlanabileceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce başlanıldığı halde bu
tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve tarh
işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan vergi ve ceza tutarı dikkate
alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit edilecektir.
Madde hükmüne göre, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen
verginin % 50’si ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarı ve Kanunun yayım
tarihinden sonra (bu tarih dahil) ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma
süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen
aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte
ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı ile bu vergilere uygulanan gecikme
faizi ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Öte yandan bu
işlemlerin sonucunda vergi aslına bağlı olmayan bir cezanın kesilmesinin
gerektiği hallerde, bu ceza için Kanun
hükmünden cezanın % 25’inin ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte tamamen
ödenmesi şartıyla yararlanılacak ve cezanın kalan % 75’inin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle
kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın %
25’ini ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere
ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri halinde cezanın kalan % 75’inin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların
ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için
kesilen ve Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi aslına bağlı olmayan cezalar
da bu madde hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına
bağlı vergi cezalarının Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında tahsilinden
vazgeçilebilmesi için verginin Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun
2 nci maddesine göre ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda, pişmanlık
hükümlerinin ihlali üzerine kesilmesi gereken vergi ziyaı cezasına ilişkin
ihbarname tanzim edilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin maddenin
öngördüğü şartları (vergi aslının ödenmiş olması) yerine getirmesi halinde
kesilen ceza terkin edilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun
tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş,
ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte
vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar da Kanunun 4
üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir.
Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi
uzlaşma temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış
ya da mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş olması
hallerinde düzenlenen inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine
madde hükmü uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde,
tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen
tutarlar dikkate alınacaktır.
Kanun kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihinden önce tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten
sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve
vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri
yapılacaktır.
Yapılan tarhiyat üzerine maddede öngörülen süre ve şekilde ödeme
yapılması halinde madde hükmünden yararlanılabilecektir.
Diğer taraftan, vergi inceleme raporlarına veya takdir komisyonu
kararlarına dayanmamakla birlikte, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak,
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla
tamamlanamamış olan tarh işlemlerine de devam edilecek ve Kanunun
yayımlandığı tarihten sonra yapılan bu tarhiyatlar için de 4 üncü madde
hükmünden yararlanılabilecektir.
İnceleme
raporu veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece vergi ziyaı cezası
kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra
yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı cezası gibi)
vergi aslına uygulanan gecikme faizi yerine Kanuna göre hesaplanacak
tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu cezanın
tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 1- Mükellefin defter ve belgeleri Ekim/2008
vergilendirme dönemine ilişkin gelir (stp) vergisi yönünden incelemeye
alınmış ve 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla inceleme
sonuçlanmamıştır.
Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun uyarınca söz konusu vergi türünden
matrah artırımında da bulunulmamıştır.
İnceleme
sonucu düzenlenen vergi inceleme raporunun 27/10/2011 tarihinde vergi
dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine mükellef adına 1.800,-TL
gelir (stp) vergisi tarh edildiği, 1.800,-TL vergi ziyaı cezası kesildiği
ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 4/11/2011 tarihinde
mükellefe tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef 6111 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinden aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.
Mükellef,
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde 6111 sayılı Kanundan
yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunacaktır.
Bu durumda,
mükellefin 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Vergi aslının
% 50’si = 1800/2
= 900
TEFE/ÜFE
Tutarı
= 900 x % 10,81 (Normal
vade tarihinden Kanunun yayım tarihine kadar)
= 97,29 TL’dir.
Gecikme Faizi*
= 900 x % 12,60
= 113,40 TL’dir.
* Gecikme
faizi Kanunun yayımlandığı tarihten, ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma
süresinin son gününe kadar ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uygulanmakta
olan gecikme zammı oranı esas alınarak hesaplanmıştır.
Buna göre
ödenecek toplam tutar,
Vergi Aslının
%
50’si
= 900,00 TL
TEFE/ÜFE
Tutarı
= 97,29 TL
Gecikme
Faizi
= 113,40 TL
TOPLAM
= 1.110,69 TL’dir.
Tahsilinden
vazgeçilen tutar ise,
Vergi Aslının
%50’si
= 900,00 TL
Gecikme
Faizi
= 1.253,70 TL
Vergi Ziyaı
Cezası
= 1.800,00 TL
TOPLAM
= 3.953,70 TL’dir.
Bu örneğe
göre mükellefin ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen ayda (Aralık/2011)
yapılandırılan alacak tutarını defaten ödemesi halinde bu tutara faiz ya da
katsayı uygulanmayacaktır. Ancak, mükellefin Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne
göre yapılandırılan alacağı ikişer aylık dönemler halinde azami 6 eşit
taksitte ödemesi mümkün olup, bu takdirde taksitler halinde ödenecek
alacağa Kanunun 18 inci maddesi gereğince (1,05) katsayısı uygulanacaktır.
Mükellefin
yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi halinde taksit ayları;
Aralık/2011, Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim/2012 ayları olacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı
başvuruda bulunmaları ve madde hükmüne göre yapılandırılan tutarı ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen
aydan başlamak üzere peşin veya ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit
taksitte ödemeleri gerekmektedir.
Örneğin,
madde kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 25/5/2011
tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmüne göre ödenecek
tutarın ilk taksiti Haziran/2011 ayında, diğer taksitleri ise sırasıyla
Ağustos, Ekim, Aralık/2011, Şubat, Nisan/2012 aylarında ödenecektir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan
borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan
alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödemeleri mümkündür.
D-
MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına, Kanunun yayımlandığı tarihten
önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk
işlemlerine konu vergiler girdiğinden, Kanunun 4 üncü maddesinin sekizinci
fıkrasında incelemeye başlama ifadesine açıklık getirilmiştir.
Buna göre, incelemeye başlama Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde;
- Vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması,
- Vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi,
- Kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması,
- Matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi,
- Kanuni defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine
yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,
hallerini kapsamaktadır.
Madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere, defter ve belgelerin
incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibrazı gerektiğinden,
Kanunun yayımlandığı tarihten önce defter ve belgelerin vergi inceleme
yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi incelemesine başlama olarak kabul
edilmeyecektir.
2- Mükelleflerin bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi
için madde kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava
açmamaları şarttır.
3- Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükellefler
ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
4- Düzeltme
taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin
düzeltme istediği yıl için 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine
göre matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden
vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.
V–
PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun yayımlandığı tarihten 2 Mayıs 2011
tarihine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık
ve ıslah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin
dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden beyanname
verilmesi ile 2010 yılı ve önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunulması ve 31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan
diğer ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine ilişkin
düzenlemeler yapılmıştır.
A-
PİŞMANLIKLA BEYAN
6111 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt
bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine
göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin
tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı
yerine bu Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçileceği belirtilmektedir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/A)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar
bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.
6111 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde pişmanlık hükümlerine göre verilecek
beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya
kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur.
Kanunun 18
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde
kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan
bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri
gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili
vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde
hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve
tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile
hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre
ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.
Örnek 1- (T) Ltd. Şti.
tarafından 24 Kasım 2009 tarihine kadar verilmesi gereken Ekim 2009
dönemine ait katma değer vergisi beyannamesi 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanmak suretiyle 8 Mart 2011 tarihinde pişmanlıkla vergi
dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi
gereken katma değer vergisi 1.200,-TL damga vergisi ise 19,90 TL’dir.
Bu durumunda;
katma değer vergisinin tamamı ile pişmanlık
zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi halinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı olmayan
cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna
göre;
Yukarıda
belirtilen şekilde hesaplanan toplam 1.374,70 TL’nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.324,60 TL tutarın tahsilinden
vazgeçilecektir.
3- Ödeme Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt
bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7)
bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.
4-
Diğer Hususlar
Mükelleflerce
Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş
sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemler tesis
edilecektir.
Kanunun 19
uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, borçluların Kanun kapsamında
taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi halinde ödedikleri
tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına alınmış
olmakla birlikte, Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen pişmanlıkla beyan
hükümleri 213 sayılı Kanunun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi
hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden 6111 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş
sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler
ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde
yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen
alacaklara mahsup edilecektir. Bu Tebliğin (II/B-2-c) bölümünde belirtilen
alacaklar için de bu açıklamaya göre işlem yapılacaktır.
Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi
kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali halinde,
kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü
maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 20 nci maddesinin
dokuzuncu fıkrası gereğince taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden,
pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi
bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.
Diğer
taraftan, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre pişmanlıkla beyanname
verilmesinin bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmasına engel teşkil etmeyeceği tabiidir.
B-
KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR
Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai
saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve
tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile
hesaplanacak gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçileceği belirtilmiştir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/B)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar
bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.
6111 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde kendiliğinden verilecek beyannamelerden
elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile
katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini
elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.
Kanunun 18
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde
kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan
bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri
gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili
vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde
hükmünden, 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre
kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh
ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile
gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır. Bu hükme göre yapılan ödemeler
üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler
üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve
mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmasını müteakip
terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca
yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde
yapılan açıklamalara göre ödenecektir.
4- Diğer
Hususlar
a) 6111 sayılı Kanuna
göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi
incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza
tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.
b) 6111 sayılı
Kanun vergiler açısından, 31/12/2010 tarihinden önceki dönemleri, beyana
dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri
kapsamaktadır.
Buna göre,
2010 takvim yılı 1, 2 ve 3 üncü geçici vergi dönemleri ile daha önceki
dönemler Kanunun kapsamına girmekte, 2010 takvim yılı 4 üncü geçici vergi
dönemi girmemektedir.
Kanun
kapsamına giren bu dönemlere ilişkin beyannamelerin kanuni sürelerinde
verilmemiş olması veya eksik beyanda bulunulmuş olması halinde de
mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
Bu takdirde, ödenecek taksit tutarları içerisinde geçici vergi asıllarının
yer alıp almayacağı yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni
süresinde verilmesi şartına bağlı olarak, Kanun kapsamında beyannamelerin
verildiği tarih esas alınarak belirlenecektir.
C- EMLAK
VERGİSİ BİLDİRİMİ
Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak
vergisi bildiriminde bulunmayan
veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce
bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE
tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla,
bu alacaklara bağlı gecikme
faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru dilekçesiyle birlikte
kapsama giren dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili belediyelere vermeleri
gerekmektedir.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde
hükmünden, 2010 yılı ve önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde
bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde
bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının
korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.
Bu hükme göre
yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına
katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler
üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve
mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemelerini yapmasını müteakip
terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5
inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yapılandırılan
alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara
göre ilgili belediyelere ödenecektir.
D- DİĞER
ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI
Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 193 sayılı Kanunun 64 üncü
maddesinde sayılan diğer ücret mükelleflerinin; 2011 yılı Mart ayı sonuna
kadar vergi dairelerine başvurarak, 2011 takvim
yılına ilişkin gelir vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine
işlettirmeleri kaydıyla (2011 yılı Şubat ayı içerisinde vergilerini tarh
ettiren diğer ücret mükellefleri dahil) önceki dönemlere ilişkin olarak
herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme bağlanmıştır. İşverenlerin diğer
ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi karnesi ile yapacakları
başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir.
Diğer
taraftan, diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını
yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları
müracaat tarihi esas alınacaktır.
Daha önceki yıllarda başka vergi dairelerine karnelerini ibraz ederek
vergilerini tarh ettiren mükellefler, başvurularında bu vergi dairelerini
de belirteceklerdir.
VI–
MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı
Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan gelir vergisi, kurumlar
vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve vergi
artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
A- MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER
Yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar
vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri 2006, 2007, 2008
ve 2009 takvim yılları için 6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu
maddelerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.
Aynı şekilde,
- Hizmet
erbabına ödenen ücretlerden,
- Serbest
meslek ödemelerinden,
- Yıllara
sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,
- Kira
ödemelerinden,
- Çiftçilerden
satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,
- Esnaf
muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden
gelir
veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu ödemelerine
ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında bulunabileceklerdir.
Adi
ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit şirketlerde
komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar da
anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.
Sözü edilen
yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk
edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler
de matrah ve vergi artırımından faydalanabileceklerdir.
Beyanname vermekle
birlikte zarar, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah ve vergi beyan
etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş
olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında
bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan gelir ve
kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve vergi artırımı
yapabileceklerdir.
Kurumlar
vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları
beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici
61 inci maddesine göre veya aynı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci
fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre
tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu tevkifat
matrahlarını da artıracaklardır.
Diğer
taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k)
bendine göre kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle kurumlar
vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler de
6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Öte yandan,
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunmayan gelir,
kurumlar ve katma değer vergisi mükelleflerinin, Kanunun 5 inci maddesine
göre, kapsama giren dönemlere ilişkin olarak pişmanlık hükümlerinden
faydalanarak beyanda bulunmaları da mümkün bulunmaktadır. Ancak idarenin,
pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunan mükellefler hakkında,
pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulundukları dönemler için vergi incelemesi
ve bu yıllara ilişkin olarak tarhiyat hakkı saklıdır.
B- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDAN
YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Başvurunun Süresi
6111 sayılı
Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerinde başvuru süresi,
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonu olarak belirlenmiş
bulunmaktadır.
Buna göre,
matrah ve vergi artırımında bulunmak isteyen gelir veya
kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri,
Kanunda ve bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar dahilinde, 2 Mayıs
2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer
vergisi yönünden artırımda bulunabileceklerdir.
Mükellefler,
en geç 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi
dairesine başvurmadıkları takdirde, 6111 sayılı Kanunla getirilen matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.
2- Başvurunun
Şekli
6111 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri uyarınca verilmesi
gereken bildirimlerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir
veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur.
Artırıma
ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle bu kapsamda olan
mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini elektronik
ortamda göndermek zorundadırlar.
Elektronik
ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve
vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar veya katma değer
vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar
beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine kağıt ortamında
yapılabilecektir.
Bu Tebliğin
yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler ile hakkında mükellefiyet
tesis edilmemiş olanların, 6111 sayılı Kanun kapsamında verilecek söz
konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme zorunlulukları
bulunmamaktadır.
Matrah ve
vergi artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya
da tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi tarafından birlikte
verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu bildirimlerin kağıt
ortamında verilmesi gerekmektedir.
Kanunun 18
inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan mükelleflerin,
matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını, bağlı bulundukları vergi
dairelerine kağıt ortamında yapmaları ve artırım üzerine hesaplanan
vergileri anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini de başvuruları
sırasında belirtmeleri icap etmektedir.
Diğer
taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi artırımına ilişkin olarak yapılacak
başvuruların, esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi temsile yetkili
kişilerce yapılması gerekmektedir.
6111 sayılı
Kanun kapsamındaki 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında gelir, kurumlar veya
katma değer vergileri ile muhtasar beyanname yönünden değişik vergi
dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin
bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine verilmesi
gerekmekte olup, bu bildirimlere dayanılarak tarh edilecek vergiler
hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili kılınmıştır.
Öte yandan,
vergi artırımı kapsamına giren dönemler için muhtasar beyanname yönünden
merkez veya şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi artırımından
yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için ayrı ayrı
vergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.
C- GELİR VE
KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM
1-
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah
Artırımı
a)
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan
Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı
2006, 2007,
2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak
verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir
(matrah) beyan eden gelir vergisi mükelleflerinin bu yıllara ilişkin
vergi matrahlarının;
2006
yılı için ................................................... %30,
2007
yılı için ................................................... %25,
2008
yılı için ................................................... %20,
2009
yılı için ................................................... %15
oranlarından
az olmamak üzere artırılması gerekmektedir. (Ek:7) Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak
matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.
Ancak, anılan
yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;
aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri
ile serbest meslek erbabı için;
2006
yılı için ..................................................
9.550 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 10.320 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 11.220 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 12.230 TL’den,
ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit
edilen gelir
vergisi mükellefleri için;
2006
yılı için .................................................. 6.370 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 6.880 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 7.480 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 8.150 TL’den,
ac) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi
mükellefleri için;
2006
yılı için
.................................................. 955
TL’den,
2007
yılı için .................................................. 1.032 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 1.122 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 1.223 TL’den,
ad) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi
mükellefleri için;
2006
yılı için .................................................. 1.910 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 2.064 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 2.244 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 2.446 TL’den,
ae) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri için;
2006
yılı için .................................................. 6.370 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 6.880 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 7.480 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 8.150 TL’den
az
olmayacaktır.
af) Özellik
arzeden durumlar
Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya
işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi
mükellefleri ile serbest meslek
erbabının, beyannamelerinde diğer gelir unsurlarının bulunması halinde söz
konusu mükellefler, durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari
matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır.
Beyannamelerinde,
ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek
kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat
(bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) beyan
eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme hesabı esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar esas alınacaktır.
Ticari
kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında
beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan eden mükellefler
ile gayrimenkul sermaye iradının
yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat beyan eden
gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.
Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de
dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine
Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah
ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate
alınacaktır.
Ayrıca,
ilgili yıllar için 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken
olarak kiraya verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak
üzere o yıl için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken
dikkate almayacaklardır.
Verdikleri
yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan
mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam
matrah üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla
artırımda bulunmayacaklardır.
Matrah
artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi
mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu mükelleflerin varisleri,
muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm
mirasçıların birlikte matrah
artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin
faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi halinde, bu faaliyeti
devam ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması
yeterli olacaktır.
ag) Konuya
ilişkin örnekler
Örnek 1- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)’nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 40.000 TL,
2007 yılı için 50.000 TL, 2008 yılı için 70.000 TL ve 2009 yılı için ise
90.000 TL’dir.
Mükellef,
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru
süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı
bu Tebliğin (VI/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki
gibi hesaplanacaktır.
Gelir
Vergisinin Hesabı
Mükellefin
ilgili yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan artırım oranları sonucu
asgari matrahlardan yüksek tutarda matrah artırımı yaptığı görülmektedir.
Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 10.400 TL
olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme
durumunda; 10.400 TL defaten ödenecektir.
Ödemenin
taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;
- 6 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,05)/6=]
1.820 TL,
- 9 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,07)/9=]
1.236,44 TL,
- 12 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,10)/12=] 953,33
TL,
- 18 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,15)/18=] 664,44
TL
olacaktır.
Mükellefin
tercihte bulunduğu taksit tutarlarını süresinde ödememesi, matrah artırımı
hükümlerinden yararlanmasına engel teşkil etmemekle birlikte, süresinde
ödenmeyen taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen
oranın bir kat fazlası oranında gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle
takip ve tahsil edilecektir.
Örnek 2- Serbest meslek erbabı (C)'nin 2008 yılı gelir vergisi
beyannamesinde beyan ettiği gelir vergisi matrahı 85.000 TL’dir. Mükellefin
bu matraha ilişkin beyan ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.
Mükellef,
2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
matrah artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
2008
yılı Gelir Vergisi
Matrahı
85.000 TL
2008
yılı için Artırım
Oranı
%20
Artırılan
Matrah Tutarı (85.000 x %20=)
17.000 TL
Kanunla
Belirlenen Asgari
Matrah
11.220 TL
Mükellefin
beyanına göre hesaplanan matrah 17.000 TL’dir. Mükellefin beyanı, Kanuna
göre serbest meslek mükelleflerinin 2008 yılı için belirlenmiş asgari
matrah tutarından (11.220 TL) fazla olduğundan, mükellefin beyanı esas
alınacaktır.
Matrah
artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi
süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin süresinde ödendiği ve
mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden
yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.
Mükellefin
matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 2.550 TL
olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme
durumunda; 2.550 TL defaten ödenecektir.
Ödemenin
taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;
- 6 taksitle ödenmesi
durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,05)/6=]
446,25 TL
- 9 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,07)/9=]
303,17 TL
- 12 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,10)/12=] 233,75 TL
- 18 taksitle
ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,15)/18=] 162,92 TL
olacaktır.
Örnek 3- Serbest
meslek erbabı (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi
matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL, 2007 yılı için 24.000 TL, 2008 yılı için
60.000 TL ve 2009 yılı için ise 50.000
TL’dir.
Mükellef,
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı
aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.
Mükellefin
matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 8.820 TL
olacaktır.
Ödeme
Ödemenin
peşin yapıldığı varsayıldığında, 8.820 TL defaten ödenecektir.
Örnek 4- Sadece basit
usulde vergilendirilen (A)’nın ticari kazancına ilişkin olarak 2006 yılı
için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 5.000 TL’dir.
Mükellef,
2006 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Mükellefin
artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 300 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18
taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(300 x 1,15)/18=] 19,17
TL olacaktır.
Örnek 5- Ticari
kazancı basit usulde vergilendirilen (A)’nın 2008 yılı için beyan ettiği
gelir vergisi matrahı 4.800 TL’dir. Mükellefin matrahının 2.000 TL’si basit
usulde ticari kazanç, 2.800 TL’si konut kira gelirinden oluşmaktadır.
Mükellef,
2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
2008
yılı Gelir Vergisi
Matrahı
4.800 TL
2008
yılı İçin Artırım
Oranı
%20
Artırılan
Matrah Tutarı (4.800 x
%20=) 960 TL
Kanunla
Belirlenen Asgari
Matrah
7.480 TL
Mükellefin beyanına
göre hesaplanan matrah 960 TL’dir. Ancak, 6111 sayılı Kanuna göre basit
usul mükelleflerinin beyana tabi gelirinin yanında beyan edilen başka bir
gelirinin de bulunması nedeniyle artırımda bulunacakları asgari matrahın
tespitinde, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenen asgari matrah tutarları esas alınacaktır. Buna göre asgari
matrah tutarı, 7.480 TL’den aşağı olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.
Mükellefin
artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 1.496 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18
taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.496x1,15)/18=] 95,58
TL olacaktır.
Örnek 6- Üç ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı
yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş olan mükellef (G)’nin 2009
yılındaki vergi matrahı 65.000 TL’dir. Ücret gelirinin tamamı tevkif
yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.
Mükellef,
2009 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin
gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Matrah
artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde
verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri için
6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmadığından vergi
oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.
Mükellefin
matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi 1.462,50 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18
taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.462,50x1,15)/18=]
93,44 TL olacaktır.
b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan
Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu
veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olanların Matrah
Artırımı
2006, 2007,
2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak,
-Yıllık gelir
vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden
mükellefler,
-Yıllık
gelir vergisi beyannamelerinde indirim
ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,
-Mükellefiyet
kayıtları olup da beyanname vermemiş
olan mükellefler,
-İlgili
yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu
faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar
bu bölümdeki
açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:7).
ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına
göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı;
2006
yılı için ..................................................
9.550 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 10.320 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 11.220 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 12.230 TL’den
az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi
gereken gelir
vergisi mükellefleri ile serbest meslek
erbabının, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da
bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari
matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.
bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı
esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;
2006
yılı için .................................................. 6.370 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 6.880 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 7.480 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 8.150 TL’den
az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit
edilmesi gereken gelir
vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları
arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu
mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah
artırımında bulunacaklardır.
bc) Ticari kazancı sadece basit usulde
vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri;
2006
yılı için
.................................................. 955
TL’den,
2007
yılı için .................................................. 1.032 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 1.122 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 1.223 TL’den
az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
bd) Geliri sadece gayrimenkul sermaye
iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;
2006
yılı için .................................................. 1.910 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 2.064 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 2.244 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 2.446 TL’den
az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
be) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri;
2006
yılı için .................................................. 6.370 TL’den,
2007
yılı için .................................................. 6.880 TL’den,
2008
yılı için .................................................. 7.480 TL’den,
2009
yılı için .................................................. 8.150 TL’den
az olmamak
üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen
asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan
ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya
iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) elde eden gelir
vergisi mükellefleri, işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda
yer alan asgari matrahları esas alacaklardır.
bf) Özellik
arzeden durumlar
Ticari
kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında
vergiye tabi başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret,
menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükellefleri de işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrahları esas alacaklardır.
Diğer
taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun uyarınca birinci sınıf
tüccar olarak değerlendirildiklerinden, kollektif şirketlerde ortaklar ile
komandit şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah artırımında
bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde
eden komanditer ortakları da bu iratlarla ilgili olarak matrah artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Adi
ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda
olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uyan
şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.
bg) Konuya
ilişkin örnekler
Örnek 7- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)’nın yıllık
beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL ve
2007 yılı için 44.000 TL’dir. Mükellef diğer yıllar için beyanname
vermemiştir.
Bu mükellef,
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını 6111
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde
bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Mükellefin,
6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi
tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.
Mükellefin matrah
artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 8.800 TL
olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18
taksitle yapılacağı varsayıldığında, taksit tutarı: [(8.800x1,15)/18=]
562,22 TL olacaktır.
Örnek 8- Gerçek kişi
(B), 2009 yılında kira geliri elde etmiş
olduğu halde, bu gelirini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve
mükellefiyet tesis ettirmemiştir.
Mükellef,
2009 yılı için gelir vergisi matrahını, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi
dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini belirterek
başvurmuştur.
Bu mükellefin
ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az olmamak üzere matrah beyan
etmesi gerekmektedir.
Buna göre,
mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Mükellefin
ödeyeceği vergi tutarı 489,20 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18
taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(489,20x1,15)/18=]
31,25 TL olacaktır.
2-
Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı
a)
Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin
Matrah Artırımı
2006, 2007,
2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde
vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden kurumlar vergisi
mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;
2006
yılı için ................................................... %30,
2007
yılı için ................................................... %25,
2008
yılı için ................................................... %20,
2009
yılı için ................................................... %15
oranlarından
az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:8). Dilerlerse
mükellefler ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi
mükelleflerince 6111 sayılı Kanun çerçevesinde artırıma esas olacak matrah,
doğrudan üzerinden kurumlar vergisi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı
olacaktır.
Ancak, anılan
yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi mükelleflerince artırılan
matrahların tutarı;
2006
yılı için .................................................19.110 TL’den,
2007
yılı için .................................................20.650 TL’den,
2008
yılı için .................................................22.440 TL’den,
2009
yılı için .................................................24.460 TL’den
az
olmayacaktır.
Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de
dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine
Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah
ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate
alınacaktır.
b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar
Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette
Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan
Kurumların Matrah Artırımı
2006, 2007,
2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermek
mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa
olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda
faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak
üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin
olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah
beyan etmeyen ya da zarar beyan eden kurumlar vergisi mükellefleri;
2006
yılı için .................................................19.110 TL’den,
2007
yılı için .................................................20.650 TL’den,
2008
yılı için .................................................22.440 TL’den,
2009
yılı için .................................................24.460 TL’den
az olmamak
üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek: 8).
Tasfiye halinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin
yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi
üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne
göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah
artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye karı üzerinden hesaplanan
vergilerden mahsup edilebilecektir.
5520 sayılı Kanun uyarınca yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm
hak ve yükümlülükleri devir alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle
infisah eden ve ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları
kapatılan kurumlar adına devir alan kurumlar tarafından matrah ve vergi
artırımında bulunulması ve Kanunun öngördüğü imkanlardan yararlanılması
mümkündür.
Aynı şekilde anılan Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme
işlemlerinde de bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen
kurum adına matrah ve vergi artırımında bulunulabilecektir.
Diğer taraftan, 5904 sayılı Kanunla 5520
sayılı Kanunun 17 nci maddesine eklenen
dokuzuncu fıkraya göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi mükellefleri
hakkında 5904 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 3/7/2009 tarihinden
itibaren kesilecek vergi cezaları dahil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,
-Tasfiye öncesi dönemler için, müteselsilen
sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına,
-Tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya
birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına
yapılmaktadır.
Artırım
talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak kurumlar vergisi mükelleflerinin
tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olmaları halinde, tasfiye
edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına 6111
sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunmak üzere bildirim
veya beyanda bulunulması mümkün değildir.
Ancak, söz
konusu kurumların kanuni temsilcilerinin veya tasfiye memurlarının, anılan
Kanun kapsamında kendileri tarafından (tasfiye edilerek ticaret sicilinden
silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına
dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya beyanlar ile artırımdan yararlanmaları mümkün
bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye
öncesi dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden
fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah ve
vergi artırımında bulunabilecektir.
3-
Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah
Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları
Gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerince bu Tebliğin (VI-C/1) ve (VI-C/2) bölümlerinde
belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara % 20 vergi oranı
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.
6111 sayılı
Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden
hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi ya da
fon hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.
Artırılan bu
matrahlar üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.
Öte yandan,
matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya
kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler
üzerinden anılan beyannamelere ilişkin damga vergisi de dahil olmak üzere
tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu vergi türlerine ilişkin olarak
herhangi bir dönem için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri
hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, Kanunun 6 ncı madde hükmüne
göre artırdıkları matrahlara % 20 yerine % 15 vergi oranı uygulanmak
suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. % 15 oranının
belirlenmesinde, maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate
alınması gerekmektedir.
Örneğin, 2006
yılına ilişkin olarak matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi
mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini süresinde
verip, beyanname üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini süresinde
ödemesi halinde, bu vergi türü için diğer dönemler de dahil olmak üzere
6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri
hükümlerinden yararlanmamış olması şartıyla, bu mükellef, matrah
artırım tutarı üzerinden %15 oranında vergilendirilecektir. Söz konusu
mükellefin anılan döneme ilişkin olarak daha sonra pişmanlık hükümlerine
göre veya kendiliğinden düzeltme beyannamesi vermesi de artırılan matraha
%15 oranının uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş oldukları yıllık
beyannamelerde, zarar beyan edilmiş olması veya ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması, indirim ve mahsuplar
nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da bu mükelleflerce
artırılan matrahlara da % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek
vergi hesaplanacaktır.
Bu şekilde
indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında, bu
hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri
gerekmektedir.
4- 193 sayılı Kanunun Geçici 61 inci Maddesi ve Geçici
67 nci Maddesinin Sekizinci Fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları
Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
a)
Yatırım İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan
müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki
yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten
sonra ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar hariç),
yatırım indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten
önce yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde yatırım
indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten önce
gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması
nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan
kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi
tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğin (VI-C/2)
bölümüne göre matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin,
aynı zamanda 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi
tevkifatına tabi kazançlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlar hakkında da aşağıdaki
esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları
gerekmektedir (Ek: 9).
Bir başka
ifade ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi
beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan
etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi
kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah beyanında
bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde
kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.
Buna göre,
yukarıda belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.
Diğer
taraftan, yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden
anılan hüküm uyarınca yapılan vergi tevkifatı, ilgili yılın kurumlar
vergisi beyannamesinin verildiği vergilendirme dönemine ait muhtasar
beyannameyle bu vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü günü
akşamına kadar beyan edilmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılacak vergi artırımı ve matrah
beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla ilişkin olarak
anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi halinde, bu
yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden indirilen
yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi tevkifatı yönünden
vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Örneğin,
hesap dönemi takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar
vergisi matrah artırımı ile birlikte, 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
beşinci ve altıncı fıkralarına göre 2006 yılı için vergi artırımı ve matrah
beyanında bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2007
vergilendirme dönemine ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım
indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata
muhatap olması söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan,
6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların,
yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle
indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden araştırılabileceği
tabidir.
aa)
Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını
muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar
vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar
vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle
kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine
göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde,
bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;
2006
yılı için ..........................................................................%30,
2007
yılı için
..........................................................................%25,
2008
yılı için
..........................................................................%20
oranlarından
az olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Yukarıda
açıklandığı üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61
inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce beyan
edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta,
vergileri artırılmaktadır.
ab)
Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde yatırım indirimi
istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç
bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan
mükellefler
Verdikleri
kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım
indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını
muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin,
bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, bu kazanç ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;
2006 yılı için .................................................
9.555 TL’den,
2007 yılı için
.................................................10.325 TL’den,
2008 yılı için
.................................................11.220 TL’den
az
olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar
üzerinden % 15 oranında vergi hesaplamaları ve ödemeleri gerekmektedir.
b) Yatırım Fon ve Ortaklıklarında
Kurum Bünyesinde Yapılan Vergi Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
5520
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile kurumlar
vergisinden istisna edilen;
-
Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım
ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,
-
Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli
madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy
işletmeciliğinden doğan kazançları,
-
Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,
-
Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,
-
Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları
dağıtılsın
dağıtılmasın, 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile
vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunmaktadır.
193
sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile menkul
kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansman
fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile yatırım ortaklıklarının
kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy işletmeciliğinden doğan
kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın vergi tevkifatına tâbi
tutulmaktadır.
2006/10731
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile borsa yatırım fonları ile konut finansman
fonları ve varlık finansman fonları için tevkifat oranı ilgili dönemde %0
olarak uygulanmış olup, menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul
kıymetler yatırım ortaklıkları için 1/10/2006 tarihine kadar tevkifat oranı
%10, 1/10/2006 tarihinden itibaren ise %0 olarak uygulanmıştır.
Öte
yandan, portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli
madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy
işletmeciliğinden doğan kazançları için tevkifat oranı 2006 ve 2007 yılları
için %15 oranında uygulanmış bulunmaktadır.
Bu
nedenle, anılan fon ve ortaklıkların, kurum bünyesinde yapılması gereken
söz konusu vergi
tevkifatına ilişkin olarak, vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre
vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).
Anılan fon ve
ortaklıkların ilgili yıllarda münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde
bulunmuş olmaları halinde, portföy işletmeciliği kazançlarının tamamı 5520
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendine göre kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan
beyannamede kurumlar vergisi matrahı oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon
ve ortaklıklar, kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaksızın, vergi
tevkifatına tabi portföy işletmeciliği kazançları üzerinden kurum
bünyesinde yapılacak vergi tevkifatı için matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.
Diğer
taraftan, anılan fon veya ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançlarının
dışında istisna kapsamında olmayan kazanç ve iratlarının bulunması
halinde, bu kazançları bakımından vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde matrah ve
vergi artırımı yapmaları zorunludur.
Öte yandan,
6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların,
kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen
tutarlara uygun olup olmadığı yönünden idarece araştırılabileceği tabiidir.
ba) 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci
fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre
vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini
muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar
vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, 5520
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan
istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı
Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun
15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş
olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler, anılan kazançlar
üzerinden tevkif edilen vergilerini;
-Menkul
kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının
portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30
oranından,
-Portföyü
Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı
yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları
nedeniyle 2006 yılı için %30, 2007 yılı için % 25 oranından
az
olmamak üzere artırarak ödemeleri suretiyle 6111 sayılı Kanunun matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
bb)
Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna uygulaması nedeniyle
kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve iratları bulunan ve bu
gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler
Verdikleri
kurumlar vergisi beyannamelerinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum
kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin
sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü
fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulması gereken kazançları
bulunduğu halde, bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan
kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi
incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlara ilişkin
tevkifat matrahlarını;
-Menkul
kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının
portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555
TL’den,
-Portföyü
Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı
yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan
kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den, 2007 yılı için 10.325
TL’den
az
olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar
üzerinden % 15 oranında vergi ödemeleri gerekmektedir.
c) Dağıtılan
Kar Paylarından Yapılan Vergi Tevkifatının Durumu
193
sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin
(b) alt bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci ve 30 uncu maddesinin
üçüncü ve altıncı fıkralarında kar dağıtımına bağlı vergi tevkifatı ile dar
mükelleflerce ana merkeze aktarılan tutarlar üzerinden yapılacak vergi
tevkifatı hükümleri
yer almaktadır.
6111 sayılı
Kanunda, anılan hükümler yönünden matrah ve vergi artırımına ilişkin bir
hükme yer verilmediğinden, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde
yazılı kar paylarının dağıtımı sırasında yapılmakta olan vergi tevkifatı,
tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre
matrah ve vergi artırımına konu edilemeyecektir.
d) Konuya
İlişkin Örnekler
Örnek 9- (K) Anonim
Şirketinin 2008 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi
beyannamesinde beyan ettiği kazanç 800.000 TL’dir. Kurum aynı yılda,
400.000 TL yatırım indirimi uygulamış olduğundan kurumlar vergisi matrahı
olarak 400.000 TL beyan etmiştir.
193
sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği vergi tutarı olan (400.000 x
%19,8=) 79.200 TL vergi kesintisini, muhtasar beyanname ile beyan ederek
zamanında ödemiştir.
Bu şirketin
2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi yönünden
başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi halinde, artırım
dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
Gelir
(Stopaj) Vergisinin Hesabı
Bu mükellef,
kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar vergisini birlikte artırmak
zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olamayacaktır.
Mükellefin
matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam
vergi 31.840 TL’dir.
Taksit tutarı
ise (18 taksit imkanından yararlandığı varsayıldığında) [(31.840x1,15)/
18=] 2.034,22 TL olacaktır.
Örnek 10- (M) A.Ş.’nin
2006 yılı için beyan ettiği kurum
kazancı
15.000 TL’dir. Aynı yılda 15.000 TL yatırım indirimi istisnası indirim konusu
yapıldığından matrah beyan edilmemiş, 15.000 TL istisna uygulaması
nedeniyle tevkif edilip muhtasar beyanname ile beyanı gereken (15.000 x
%19,8=) 2.970 TL kurumlar vergisi tevkifatı da muhtasar beyanname ile beyan
edilmemiştir.
Bu kurumun
başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunması halinde ödeyeceği
vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
Gelir
(stopaj) Vergisinin Hesabı
Mükellefin
matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi (3.822+1.433,25=)
5.255,25 TL’dir.
Taksit tutarı
ise (18 taksit imkanından yararlandığı varsayıldığında) [(5.255,25x1,15)/18
=] 335,75 TL olacaktır.
5-
Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar
a) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111 sayılı Kanun
kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulması durumunda, matrah ve
vergi artırımında bulunulan yıllar için gelir veya kurumlar vergisi
yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
b)
Daha Önce Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu
Gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak
suretiyle matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, artırılan bu
matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri
gerekmektedir.
Mükelleflerin
matrah veya vergi artırımında bulundukları
yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri,
matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri
mümkün değildir.
c) Geçmiş Yıl
Zararları
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında, “Gelir
ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara
ait zararların %50’si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.”
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre
mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim
konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2010 ve müteakip yıl
karlarından mahsup edemeyeceklerdir.
Söz konusu
zararların ilgili yılların mali bilançolarına göre doğmuş olması veya
indirim ve istisna uygulamalarından kaynaklanmış olması, durumu
değiştirmemektedir. Dolayısıyla söz konusu fıkra hükmü uyarınca matrah
artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin
zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun, gerekse
indirim ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden tutarının sadece
%50'si, 2010 yılı ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar Vergisi
Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup
edilebilecektir.
Diğer
taraftan, matrah artırımında bulunulan yıllara ait olmakla birlikte 2009 ve
önceki yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl zararlarına yönelik
herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Örnek 11- Kurumlar
vergisi mükellefi (A) A.Ş., 2006 yılında 10.000 TL, 2007 yılında 12.000 TL
zarar, 2008 yılında 21.000 TL kar, 2009 yılında ise 15.000 TL zarar beyan
etmiştir. Mükellef, 2008 yılında beyan ettiği kar tutarından 2006 ve 2007
yıllarından devreden geçmiş yıl zararlarını mahsup etmiştir.
Söz konusu
mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için matrah artırımından
yararlandığı durumda 2010 ve müteakip yıllarda mahsup edebileceği geçmiş
yıl zarar tutarı 2007 yılından devreden (1.000 / 2 =) 500 TL, 2009 yılından
devreden (15.000 / 2 =) 7.500 TL olmak üzere toplam 8.000 TL olacaktır.
d)
Gelecek Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak İstisna ve İndirim
Tutarları ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan İndirilememesi
Kurumlar vergisinden
istisna edilen bazı kazançlar, ilgili yıl faaliyet sonucu zararla
sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde indirim
olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar, müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere zarar olarak
müteakip yıllara devredilmektedir.
6111
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin onuncu fıkrası gereğince matrah artırımında
bulunan mükelleflerin, devreden söz konusu zararları, bu Kanuna göre
artırdıkları matrahlardan indirmeleri söz konusu değildir.
Aynı
şekilde mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle
indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği
dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile
geçmiş yıl zararlarını da 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre
artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak
önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, 193 sayılı
Kanunun ilgili hükümleri ile 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen
kazançlardan indirilebileceği tabiidir.
Diğer
taraftan, matrah artırımında bulunulan cari yılda zarar beyan edilmiş
olması halinde, 6111 sayılı Kanuna göre artırılan matrahlar üzerinden
hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamının ödenmesi gerekeceğinden, söz
konusu cari yıl zararının da artırılan matrahlar üzerinden mahsubu veya
indirimi söz konusu olmayacaktır. Bahse konu zararlar hakkında,
mükelleflerin bu Tebliğin
(VI-C/5-c) bölümündeki
açıklamaları dikkate almaları gerekmektedir.
e) Tevkif Yoluyla Ödenmiş Bulunan Vergilerin İadesinin Talep
Edilmesi
Matrah
ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla
ilgili olarak yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif
yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin
bulunması halinde bu talepleri, 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğindeki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle bu
mükellefler hakkında tevkif yoluyla ödenen vergilerin iadesi ile ilgili
talepleri ile sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
f) Kıst
Dönemde Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı
6111
sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara
göre matrah ve vergi artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin,
matrah ve vergi artırımında bulundukları yıllarda işe başlama ve işi
bırakma gibi nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde,
ilgili yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar,
faaliyette bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu
hesaplamada ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.
Örneğin,
15 Nisan 2006 tarihinde işe başlayan ve bilanço esasına göre defter tutan
bir gelir vergisi mükellefinin 2006 yılı için matrah ve vergi artırımda
bulunmak istemesi halinde, bu yıl için dikkate alacağı asgari matrah;
[(9.550/12)
x 9=] 7.162,50 TL’den az olamayacaktır.
Diğer
taraftan, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri halinde kıst
dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret
sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi
ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde kıst dönem hesaplaması
yapılacaktır.
g) Yıllara
Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan Mükelleflerin
Durumu
Yıllara
sari inşaat ve onarım işi yapan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri,
bu faaliyetleri dolayısıyla 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için 6111
sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Yıllara
sari inşaat ve onarım işi bulunan mükellefler, her bir inşaat itibarıyla
işin bittiği yıl esas alınmak suretiyle 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve
vergi artırımında bulunabileceklerdir.
Öte
yandan, önceki yıllarda başlayan, ancak 2010 yılında bitmiş veya halen
devam etmekte olan, yıllara sari inşaat ve onarım işleri için gelir vergisi
mükellefleri Mart 2011, kurumlar vergisi mükellefleri Nisan 2011 ve
müteakip yıllarda beyanda bulunması gerektiğinden 6111 sayılı Kanunun
matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.
Diğer
taraftan, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve
2009 yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi
beyannamelerinde beyan ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma işine ait
istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede mahsubu sonucu vergi iade
haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili olarak
matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, iadesi gereken bu vergilerin,
mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden
mahsubu mümkün değildir.
h)
Özel Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu
213 sayılı
Kanunun 174 üncü maddesi çerçevesinde,
kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen gelir veya kurumlar
vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap dönemlerinin kapandığı yıl
itibarıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Örnek 12- Öteden beri 1
Haziran - 31 Mayıs özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi
(A), söz konusu özel hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap döneminin
kapandığı takvim yılını izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25’i arasında beyan
etmektedir. Bu mükellef;
- 1/6/2005 – 31/5/2006
özel hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,
- 1/6/2006 –
31/5/2007 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,
- 1/6/2007 –
31/5/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,
- 1/6/2008 –
31/5/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için
belirlenen
matrah artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak
suretiyle matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.
Örnek 13- Takvim
yılı esasına göre hesap dönemine tabi
olan (B) Ltd. Şti.’ne, 1 Temmuz 2007 tarihinden itibaren
özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;
- 1/1/2006 –
31/12/2006 hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,
- 1/1/2007 –
30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,
- 1/7/2007 –
30/6/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,
- 1/7/2008 –
30/6/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için
belirlenen
artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle
matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.
1/1/2007 –
30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak beyan edilen matrahların
toplamı üzerinden ilgili yıl için belirlenmiş oranda matrah artırımı
yapılması gerekecek olup asgari matrahlar üzerinden matrah artırımı
yapılmasının gerekmesi halinde ise asgari matrahlar kıst hesaplamaya tabi
tutulmayacaktır.
D- KATMA
DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM
6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde, 2006, 2007, 2008 ve
2009 yıllarına ilişkin olarak maddede belirtildiği şekilde belirlenecek
katma değer vergisini, vergi artırımı olarak, Kanunun yayımlandığı tarihi
izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan eden mükellefler nezdinde, söz
konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri
ile ilgili olarak katma değer vergisi (KDV) incelemesi ve tarhiyatı
yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre,
KDV mükellefleri, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için maddede belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmayı kabul
etmeleri halinde, artırımda bulundukları dönemler için haklarında, 6111
sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında hükme bağlanan
durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
KDV artırım
uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yürütülecektir.
1-
Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin
Tamamını Vermiş Olan Mükellefler
a)
Artırıma Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları
aa) KDV mükellefleri,
ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak
verdikleri 1 No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan KDV Toplamı”
satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı için …………….%3,
2007 yılı için …………….%2,5,
2008 yılı için.…………….%2,
2009 yılı için.…………….%1,5
oranında
hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü şekilde ödemeyi kabul etmeleri
halinde vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.
ab) İhtirazı kayıtla
verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda
belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dahil edilecektir.
Mükelleflerce
ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de
dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine
Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili
dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.
Öte yandan,
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun (11/1-c) ve geçici 17 nci
maddeleri uyarınca tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan
mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan
“Hesaplanan KDV Toplamı” satırındaki tutardan düşülecek ve yıllık toplama
dahil edilmeyecektir.
Bu şekilde
hesaplama yapılabilmesi için, 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi
kapsamında teslim edilen malların süresi içinde ihracının gerçekleştirilmiş
olması gerekmektedir. Aynı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında
teslimleri bulunanlarda ise bu şart aranmayacaktır.
“Tecil edilen
vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İhraç Kayıtlı
Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil Edilebilir KDV” satırındaki tutardır.
Örnek 14- 14/5/2006
tarihinde mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (A) Ltd.
Şti., 2006 ve 2007 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından
yararlanmak için yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd.
Şti., söz konusu dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını
vermiştir. Mükellefin bazı dönemlerinde (Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim/2007)
3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de
bulunmakta olup, söz konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.
(A)’nın, 2006
ve 2007 yılı “Hesaplanan KDV” beyanları her bir dönem itibariyle aşağıdaki
gibidir.
Bu verilere göre,
mükellefin toplam KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
b)
Kısmi Tevkifat Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda Bu İşlemlerine İlişkin
Olarak, Yıllık Hesaplanan KDV Tutarının Hesabında Dikkate Alınacak Tutar
3065 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca
bazı işlemler "kısmi vergi tevkifatı” kapsamına alınmıştır. Bu
uygulamada, işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin, Maliye Bakanlığınca
belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı
tarafından beyan edilmektedir.
Bu tür
işlemleri bulunan satıcıların yapacakları KDV artırımları ile ilgili
“Yıllık Hesaplanan KDV" tutarının belirlenmesinde, alıcı tarafından
sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV dikkate alınmadan, kendileri tarafından
beyan edilen kısım hesaplamaya dahil edilecektir.
c) Sorumlu
Sıfatıyla Beyan Edilen KDV
2 No.lu KDV
beyannameleri için 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmünden
yararlanılması mümkün değildir.
Bu çerçevede,
2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler,
yukarıda belirtildiği üzere satıcılar tarafından yıllık toplama dahil
edilmeyeceği gibi, alıcılar tarafından da yıllık toplama dahil
edilmeyecektir.
d) Artırımın
Takvim Yılı Bazında Yapılacağı
Mükelleflerin,
artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için
artırımda bulunmaları gerekmektedir.
Ancak, mükelleflerin
yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.
e)
Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte, Vergiye Tabi İşlemlerin
Bulunmaması Halinde Artırım Tutarı
Mükelleflerce
verilen KDV beyannamelerinde, vergiye tabi işlem bulunmaması nedeniyle hiç “Hesaplanan
KDV” beyan edilmemesi durumunda, bu Tebliğin (VI/D-3-a) bölümündeki
açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.
f) Özel
Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu
213 sayılı
Kanunun 174 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca gelir veya kurumlar
vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler bu Tebliğin
(VI/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili takvim yılı bazında
yapacaklardır.
g)
Kullanılacak Bildirim
Vergi
artırımında bulunulan yılda vermeleri gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin
tamamını vermiş olan mükellefler (bu Tebliğin VI/D–3 bölümü kapsamında
olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:10) yer
alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde
yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
2-
Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerini
Vermemiş Olan Mükellefler
a) En Az Üç
Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar
Verilmiş olan
1 No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan
tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek
ortalaması bulunacaktır.
Bulunan bu
ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi
artırımına esas olacak “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır.
Bulunan bu
vergi tutarı üzerinden bu Tebliğin (VI/D-1-aa) bölümünde belirtilen
oranlarda KDV ödenmesinin kabul edilmesi halinde, mükellefler KDV artırımı
hükümlerinden faydalanabileceklerdir.
Bu kapsamdaki
mükelleflerin, KDV artırım imkânından yararlanmaları için ilgili yıla
ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında
bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Örnek 15- Mükellef 2007
yılı içinde sadece 5 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi
vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki “Hesaplanan KDV”
tutarları toplamı 22.000 TL’dir.
Buna göre,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (9 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Artırımda
bulundukları takvim yılı içinde 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını
vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş olan
mükellefler (bu Tebliğin VI/D–3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV
artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:11) yer alan bildirimi
kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
b)
Hiç Beyanname Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olanlar
Artırımın
ilgili olduğu yıl içindeki dönemlere ait 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiç
verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının sadece bir veya iki
vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması halinde, KDV artırımı
hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıla ilişkin
olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları
zorunludur.
Bu durumda
olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların
tamamının gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları
gerekmektedir.
Mükellefler,
artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %18
oranında hesaplanacak KDV’yi ödemeyi kabul etmeleri halinde, KDV artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 16- Mükellef (X)
A.Ş., 2007 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak
söz konusu yıla ilişkin olarak sadece 2 vergilendirme dönemine ilişkin
olarak KDV beyannamesi vermiştir.
Mükellef, aynı
takvim yılı ile ilgili olarak 40.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.
Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (12 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Öte yandan,
5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca
kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler, KDV artırımında bulunmak
istemeleri halinde, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar
dikkate alınmak suretiyle, KDV artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca
kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı
aranmayacaktır. Ancak, kurumlar vergisi yönünden de ilgili yıl için matrah
artırımında bulunulmuş olması halinde, KDV artırım tutarı, matrah artırım
tutarı esas alınarak belirlenecektir.
Artırımda
bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV
beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en fazla iki dönemde beyanname
vermiş olan mükellefler KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ
ekinde (Ek:12) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu
Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.
3-
1 No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV
Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin
Olanlar
a) İlgili
takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı;
- İstisnalar
kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan veya diğer nedenlerle hesaplanan
KDV beyanı bulunmayan mükellefler ile
-
Tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan mükellefler
ilgili yıl
için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları
şartıyla KDV artırımından faydalanabileceklerdir.
Buna
göre, ilgili yıl içinde en az üç dönemde 1 No.lu KDV beyannamesi veren ve
hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı
bulunan mükelleflerin artırım taleplerinde, bu Tebliğin bu bölümüne göre
işlem yapılacaktır.
Bu
mükelleflerin, KDV artırımı talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir
veya kurumlar vergisi bakımından artırılan matrahlara %18 oranı uygulanmak
suretiyle hesaplanacaktır.
Örnek 17- (Y)
A.Ş., 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak
söz konusu yıldaki işlemleri KDV'den müstesna olan ve tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2008 yılı KDV
beyannamelerinin üçünde “Hesaplanan KDV” beyanı bulunmakta ancak, bu
beyanlar tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden
kaynaklanmaktadır.
Mükellef,
aynı takvim yılı ile ilgili olarak 45.000 TL kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunmuştur.
Mükellefin
2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.
Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı
varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
b) 6111 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin (2/c) bendinde, “…Şu kadar ki, ilgili takvim
yılı içinde yukarıdaki işlemlerin yanı sıra vergiye tabi işlemlerin de
mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin bu madde
hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda
belirtildiği şekilde hesaplanacak % 18 oranındaki katma değer vergisi
tutarından aşağı olamaz…” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre,
mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı
dönemlere ait beyannamelerinde, tecil-terkin uygulaması kapsamındaki
teslimler dışındaki işlemleri dolayısıyla "Hesaplanan KDV" yer
alması durumunda, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri gereken verginin
tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulundukları
tutarın %18 i ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Artırım talebi
nedeniyle ödenmesi gereken vergi, önce mükellefin beyanname verme durumuna
göre bu Tebliğin (VI/D-1) veya (VI/D-2) bölümlerine, daha sonra bu bölüme
göre hesaplanacaktır. Bu tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle
ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilecektir.
Bu çerçevede,
yıl içindeki beyannamelerinin tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin
sadece bir veya birkaçında hesaplanan vergisi bulunup diğer dönemlerde
bulunmayan mükelleflerin artırım talebinde bulunmaları halinde, hesaplanan
vergi bulunan beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu
toplama, ilgili yıl için öngörülen artırım oranı uygulanarak artırım tutarı
hesaplanacaktır. Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar vergisi matrah
artırımına %18 oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük olursa
büyük olan tutar dikkate alınacaktır.
Bu kapsama
giren mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında
bulunmaları zorunludur.
Örnek 18- Gelir vergisi
mükellefi (A), 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir.
Söz konusu yılda, KDV'den istisna işlemlerin yanı sıra bazı dönemlerde
(Şubat, Nisan, Mayıs ve Eylül/2008 dönemlerinde) vergiye tabi (KDV beyanını
gerektiren) işlemler de bulunmaktadır.
Mükellef,
aynı takvim yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir vergisi matrah
artırımında bulunmuştur.
Mükellefin
2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.
Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV
Artırım Tutarı:
Taksit Tutarı
ise [(2.700 x 1,15) / 18 =] 172,5 TL olacaktır.
Örnek 19- 2008 takvim yılına
ilişkin olarak sadece 3 dönemde vergili işlemleri bulunan ve yılın 9
döneminde beyanname verip, 3 döneminde vermemiş olan gelir vergisi
mükellefi (B)’nin KDV beyan durumu aşağıdaki gibidir.
Mükellef 2008
yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir vergisi matrah artırımında
bulunmuştur.
Bu durumda,
mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından
yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV
Artırım Tutarı:
Taksit Tutarı
ise [(2.700 x 1,15) / 18 =] 172,50 TL olacaktır.
c) Tebliğin bu
bölümü kapsamında olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ
ekinde (Ek:13) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin
(VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması
gerektiği tabiidir.
4-
Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu
a) Bir, İki
veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması
Üç aylık
beyan dönemine tabi mükelleflerin; 1, 2 veya 3 dönem için 1 No.lu KDV
beyannamesi vermiş olmaları halinde, “Yıllık Hesaplanan KDV” toplamı, bu
Tebliğin (VI/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde
hesaplanacaktır.
Buna göre;
-1 dönem
beyanname verilmişse, bu beyannamenin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırındaki
tutarın 4 katı alınarak,
-2 dönem için
beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki “Hesaplanan KDV Toplamı”
satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı alınmak suretiyle,
-3 dönem için
beyanname verilmişse, 3 dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan
KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların toplamına, bu tutarın 1/3'ü
ilave edilerek
yıllık
hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır.
Bulunan tutar
üzerinden, bu Tebliğin (VI/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranda KDV
hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.
b) Üç Aylık
Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması
Bu
mükelleflerin KDV artırımından yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar
vergisi matrahlarını artırmaları şarttır.
Bunların KDV
artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi, artırılan gelir veya kurumlar
vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.
c)
Kullanılacak Bildirim
KDV
vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan mükellefler, KDV artırım
taleplerinde bu Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında kullanılabilecek
bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır. Ancak, bu
Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.
5- Yıl İçinde
İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri
Vergi
artırımında bulunacak mükelleflerin, vergi artırımında bulundukları
yıllarda (işe başlama veya işi bırakma gibi nedenlerle) kıst dönemde
faaliyette bulunmuş olmaları halinde, bu Tebliğin (VI/D-1, 2, 3 ve 4)
bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, kıst dönem itibarıyla
hesaplama ve artırım yapılacaktır.
Bu kapsamda,
kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri halinde kıst dönem
hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret
sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi
ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl için kıst dönem
hesaplaması yapılacaktır.
KDV
artırımında kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili bölümlerine göre
belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
6- Artırımda
Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması
6111 sayılı Kanuna
göre vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde, artırımda
bulundukları yıl veya yılların kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden
vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Ancak;
-Artırımda
bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin
olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV”
yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda
bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecek, elde edilen bulgular
artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir.
-Artırımda
bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla
teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi
incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda bulunulan dönemler
için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat
yapılabilecektir.
Buna göre,
KDV artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında
sonraki dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden
veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile
sınırlı olmak üzere, 6111 sayılı Kanunun (9/4) maddesinde düzenlenen 1
aylık inceleme süresi şartı aranmaksızın, inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
7-
Ödenen KDV’nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilememesi, İade
Konusu Yapılamaması
6111 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre, vergi artırımı sonucu
ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya
maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz.
Ayrıca bu
tutarlar, KDV beyannamelerine indirim olarak ithal edilemeyeceği gibi, 1
No.lu KDV beyannamelerine göre ortaya çıkan “Ödenmesi Gereken KDV”
tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların herhangi bir şekilde
iade edilmesi de mümkün değildir.
8- KDV
Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler
KDV artırım
başvuruları, mükelleflerin kendileri veya mükellefi temsile yetkili olanlar
tarafından yapılacaktır.
Diğer taraftan, devir, tam bölünme ve tasfiye işlemleri ile ölüm veya
gaiplik hallerinde, bu Tebliğin (VI/C) bölümünde yapılan açıklamalar
geçerli olacaktır.
E- GELİR
(STOPAJ) ve KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM
Vergi
tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar, 193 sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır. Bunlar, kamu idare ve
müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların
iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek
gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,
zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit
eden çiftçilerdir.
6111
sayılı Kanunun 8 inci maddesinde;
-
Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
-
Serbest meslek ödemelerinden,
-
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait hakediş ödemelerinden,
-
Kira ödemelerinden,
-
Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan
ödemelerden,
-
Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden
gelir
veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanların, 2006, 2007,
2008 ve 2009 yılları ile ilgili olarak artırımda bulunabilecekleri hüküm
altına alınmış bulunmaktadır.
Bu
kapsamda artırımda bulunacak olanların, 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3), (5), (11) ve (13) numaralı
bentleri ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
ve (b) bentleri ile 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
uyarınca yapılan gelir veya kurumlar vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar
beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine, 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar müracaat etmek suretiyle artırım
hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
1-
Ücret Ödemeleri
193 sayılı
Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca
hizmet erbabına ödenen ücretlerden, Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine
göre sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Hizmet
erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu
sorumlulukları ile ilgili olarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince aşağıdaki
esaslara göre vergi artırımı yapmaları gerekmektedir
(Ek: 14).
Spor
kulüpleri ile Türkiye
Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre vergilendirilen ödemeleri için vergi
artırımından yararlanabilecektir.
a)
Artırıma İlişkin Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Muhtasar
Beyanname Verilmiş Olması
193
sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına
ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her
bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar
beyannamelerinde beyan edilen ücret ödemelerinin gayrisafi tutarlarının
yıllık toplamı üzerinden;
2006
yılı için ............................................%5,
2007
yılı için ........................................... %4,
2008
yılı için ............................................%3,
2009
yılı için ............................................%2
oranında hesaplanan
gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde;
vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili
olarak ücret ödemeleri yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
b)
Artırıma İlişkin Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar Beyanname Verilmiş
Olması
Vergi
artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme dönemlerinin en az bir
döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, bu beyannamede yer
alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak suretiyle
(1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas alınacak olan yıllık ücretler
üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunacak ve bu
matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.
Öte yandan,
birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, verilen
beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı, verilen
beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunacak ve
bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas
alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu matraha bu Tebliğin
(VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi hesaplanacaktır.
c)
Artırıma İlişkin Yılda Hiç Muhtasar Beyanname Verilmemiş Olması
Mükellefler
(sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın
vergilendirme dönemlerinin hiç birisinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar
beyanname vermemiş iseler, bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan
açıklamalar çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi halinde, 6111
sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Vergi
artırımında bulunulmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için;
ca) 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce ilgili yıl için verilmiş olan aylık prim
ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar işçi
çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son
vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari
ücret tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme
dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12
ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek 6111 sayılı Kanunun 8 inci
maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden
hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar
üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirlenen
oranda gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılacaktır.
cb) Vergi
artırımı yapılmak istenilen yılda aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş
olması halinde, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar vergi
artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk aylık
prim ve hizmet belgesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul
edilecek ve bu işçi sayısı esas alınarak bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca)
bölümünde açıklandığı şekilde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken
gelir vergisi tutarı hesaplanacaktır.
cc) 2006, 2007,
2008 ve 2009 yıllarının tamamında 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması halinde, en az
iki işçi esas alınmak suretiyle bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümündeki
açıklamalar çerçevesinde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir
vergisi hesaplanacaktır.
Bu bölümde
yapılan açıklamalar çerçevesinde hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin
gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi artırımında kullanılacak, ilgili
yılların son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli
olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları aşağıda gösterilmiştir.
2006
yılı için .............................. 6.372 TL
2007
yılı için............................... 7.020 TL
2008
yılı için............................... 7.664,4 TL
2009
yılı için............................... 8.316 TL
Örnek 20- (Y) Derneği,
2009 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde hizmet erbabına ödemiş
olduğu ücretler için muhtasar beyanname ve aylık prim ve hizmet belgesini
vermemiştir.
Dernek, 2010
yılına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğu ilk aylık prim ve
hizmet belgesinde 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu durumda,
2009 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır. (2009 yılının son vergilendirme dönemi olan Aralık ayında
16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt
tutarı bir işçi için 8.316 TL’dir.)
-
2009 yılı ücret ödemelerine ilişkin
gelir (stopaj) vergisi matrahı (8.316x10=)
83.160,00 TL
-Gelir
(stopaj) vergisi (83.160,00 x %
2=)
1.663,20 TL
Mükellef 2009
yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı
olan
1.663,20 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar
idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde,
bu yıla ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap
tutulmayacaktır.
2-
Serbest Meslek Ödemeleri
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193
sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca
yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere
yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her
bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar
beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek ödemelerinin gayrisafi
tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006
yılı için ............................................%5,
2007
yılı için ........................................... %4,
2008
yılı için ............................................%3,
2009
yılı için ............................................%2
oranında
hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular
nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile
ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan ödemeler yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:15).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi
artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç
muhtasar beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle
birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması
halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi
mükellefleri için belirlenmiş asgari gelir
vergisi matrahı tutarının % 50’si esas alınarak belirlenen gelir (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle,
6111 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:15).
Bu şekilde
hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Örnek 21- Market
işletmeciliği ile iştigal eden Bay (Y), 2009 yılı vergilendirme dönemlerinin
hiçbirisinde serbest meslek erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden
kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.
Bu durumda,
2009 yılı içinde yapılan serbest meslek ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.
Bu mükellefin
hiç beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde bilanço
esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi
matrah tutarının (2009 yılı için 12.230 TL) %50’si esas alınacak ve bu
tutar üzerinde %15 vergi hesaplanacaktır.
Buna göre;
-2009
yılı toplam gelir (stp) vergisi matrahı (12.230 x %50=) 6.115,00 TL
-Gelir
(stp) vergisi (6.115 x %
15=)
917,25
TL
Mükellef 2009
yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan 917,25 TL’yi
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın
sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi
kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin serbest
meslek ödemelerine ilişkin olarak gelir stopaj vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
3- Kira Ödemeleri
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193
sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi ile
5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
uyarınca yaptıkları kira ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur
olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri
muhtasar beyannamelerinde beyan edilen kira ödemelerinin gayrisafi
tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı için ............................................%5,
2007 yılı için ........................................... %4,
2008 yılı için ............................................%3,
2009 yılı için ............................................%2,
oranında
hesaplanan gelir veya kurumlar vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu
sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme
dönemleri ile ilgili olarak kira ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya
kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:16).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi
artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç
muhtasar beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle
birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması
halinde, ilgili yıllar için beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye
iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah
tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle
6111 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:16).
Bu
şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Örnek 22- Kurum (A),
2006 ila 2009 yıllarına ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı
için artırımdan yararlanmak istemektedir.
Muhtasar beyannamelerini
üçer aylık dönemler itibarıyla veren mükellef kurumun,
-2006 yılına
ilişkin olarak 2006/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde
1.500 TL,
-2007 yılına
ilişkin olarak 2007/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde
2.000 TL, 2007/Haziran-Temmuz-Ağustos dönemine ait muhtasar beyannamesinde
4.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL
kira ödemesi
(brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere ilişkin olarak kira ödemeleri
yönünden muhtasar beyanname vermemiştir.
Bu durumda,
anılan mükellefin 2006-2009 yılları içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin
vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Muhtasar
beyanname verdiği dönemlerde artırım:
-2006 yılı
için (1.500 x %5=)
75,-TL
- 2007 yılı için
(6.000 x %4=)
240,-TL
Muhtasar
beyanname vermediği dönemlerde artırım:
Bu mükellefin
2008 ve 2009 yılı için hiç muhtasar beyanname vermemesi nedeniyle asgari
matrahının belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından
oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınacak ve bu tutar üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır. Buna göre
mükellefin;
-
2008 yılı için (2.244 x %15=)
336,60 TL
-
2009 yılı için (2.446 x %15=)
366,90 TL
olmak üzere,
toplam 1.018,50 TL’yi 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen
ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak ödemeyi kabul etmesi halinde,
bu yıla ilişkin kira ödemeleriyle ilgili olmak üzere gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18
taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(1.018,50x1,15)/18=]
65,07 TL olacaktır.
4-
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bentleri uyarınca birden fazla takvim yılına yaygın inşaat
ve onarım işleri ile uğraşanlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan
hakediş ödemelerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl
içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi
tutarların yıllık toplamı üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:17).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi
artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya
muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün
beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah
tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden asgari %3 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle, 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek:17).
Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Örnek 23- Kurumlar
vergisi mükellefi (B), 2007 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve
onarma işleri nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif
etmiş olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Söz konusu
yılda muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet muhtasar beyannamesinde
toplam 850.000 TL hakediş ödemesi (brüt) beyan etmiş bulunmaktadır.
Bu durumda,
anılan mükellefin 2007 yılı içinde yapmış olduğu hakediş ödemelerine
ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Mükellifin
2007 yılı için (850.000 x %1=) 8.500 TL tevkifat tutarını Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak
Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin söz
konusu yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ilişkin hakediş ödemeleri
yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18
taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(8.500x1,15)/18=] 543,06
TL olacaktır.
5-
Çiftçilerden Satın Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan
Ödemeler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193
sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca
çiftçilerden satın aldıkları zirai mahsuller ve hizmetler için yaptıkları
ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde
yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı
üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11)
numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere ilgili
yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i oranında hesaplanacak
vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün
bulunmaktadır (Ek:18).
Buna göre
vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi
artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname vermemiş olanlar veya muhtasar
beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede
bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas
alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %2
oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun vergi
artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 18).
Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
6-
Esnaf Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193
sayılı Kanunun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca esnaf muaflığı
kapsamında bulunanlara yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler
dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin
gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinde yer alan ödemeler için
ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i
oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından
yararlanılması mümkün bulunmaktadır (Ek: 19).
Buna göre
vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi
artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname vermemiş olanlar veya
muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün
beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah
tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden
asgari %5 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun
vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 19).
Bu şekilde
hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Örnek
24- (F) Limited Şirketi, 2006-2009 yılı vergilendirme dönemlerinde
esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş
olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Mükellef,
2006, 2007 ve 2008 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde esnaf
muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen
vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.
2009
yılında esnaf muaflığından yararlananlardan;
-Hurda
mal alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı 15.000 TL,
-Hizmet
alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı ise 10.000 TL’dir.
Mükellef,
2009 yılı için yapmış olduğu tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyannamesini
vermiş bulunmaktadır.
Bu
durumda, anılan mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı içinde esnaf
muaflığı kapsamında bulunanlara yapmış olduğu ödemelerine ilişkin vergi
artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
2006 Yılı için (9.550 x
%5=)
477,50 TL,
2007 Yılı için (10.320 x
%5=) 516,00 TL,
2008 Yılı için (11.220 x
%5=) 561,00 TL,
2009 Yılı
için;
325,00 TL,
-Hurda mal alımları nedeniyle (15.000 x
%0,50=) 75,00 TL
-Hizmet alımları nedeniyle
(10.000 x %2,50=) 250,00 TL
Genel
Toplam:
1.879,50 TL
Mükellef
2006-2009 yıllarına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan
toplam 1.879,50 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın
sonuna kadar idareye başvurarak
Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi
halinde, bu yıllara ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin
6 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(1.879,50x1,05)/6=]
328,91 TL olacaktır.
7-
Gelir (Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile İlgili Ortak
Hükümler
a) Başvuru
Süresi ve Şekli
6111 sayılı
Kanunun 8 inci maddesi kapsamında gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular), bu Tebliğin (VI/B)
bölümünde belirtilen süre ve şekilde ilgili vergi dairelerine başvurmaları
gerekmektedir.
b) Yıl İçinde
İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu
Gelir (stopaj)
ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin
(sorumlular) artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi
bırakmış olmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri
esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili
yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada,
faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.
Mükelleflerin
(sorumlular) ilgili yılların herhangi bir vergilendirme dönemi için vergi
artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın tamamı için vergi artırımı
yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin (sorumlular) yıl bazında
seçimlik hakları mevcuttur.
c)
Artırım Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar Vergisinden
İndirilmemesi
Gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunan mükelleflerin
artırıma esas ücret tutarları ve artırılan matrahlar ile bu ücret ve
matrahlar üzerinden ödenen gelir vergisi tutarları, gelir veya kurumlar
vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate
alınmayacaktır.
d) Farklı
Vergi Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
Gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımına ilişkin olarak farklı
vergi dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin (sorumlular) bu
Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili vergi
dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
e) Tevkifata
Tabi Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi
İlgili yıl
içinde ücret dışındaki ödemeler nedeniyle verilen muhtasar beyannamelerde
beyan edilen tutarlar beyanname verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla
iblağ edilmesi söz konusu değildir.
f) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111
sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında tevkifata tabi herhangi bir ödeme
türü için artırımda bulunulması durumunda, vergi artırımında bulunulan
ödeme türüne ilişkin olarak artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj) vergisi yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap
olunmayacaktır.
Diğer
taraftan, işverenlerce ücretlerde vergi indirimi ile asgari geçim
indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle ücretlilerin başvuru yapması
halinde, bu taleplerin 255 ve 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde sonuçlandırılabilmesi için ilgili
talepleri ile sınırlı kalmak üzere gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.
g) Gelir veya
Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı
Gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi yönünden
artırımda bulunulması durumunda, ayrıca gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunulmuş olması şartı aranmayacaktır.
F- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun “Matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümler”
başlıklı 9 uncu maddesinin uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer
almaktadır.
1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla
Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi
6111 sayılı
Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri hükümlerinden yararlanılarak artırımda
veya beyanda bulunanlar, anılan hükümlere göre hesaplanan veya artırılan
gelir, kurumlar ve katma değer vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar
(stopaj) vergisi tutarlarını 31 Mayıs 2011 tarihine kadar
tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri halinde bu Tebliğin (II/C) ve
(II/E-7) bölümlerinde belirtilen açıklamalar çerçevesinde taksitler halinde
ödemeleri de mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde mükellefçe tercih edilen
taksit seçeneğine göre ilgili katsayı uygulanacaktır.
Bu
vergilerin, ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde; peşin ödenmek
istenmişse vade tarihinden, taksitler halinde ödenmek istenmişse
taksitlerin vade tarihlerinden, ödeme tarihine kadar geçen süre için 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası
oranda gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsili gerekmektedir. Gecikme
zammı, ödenmemiş tutar içerisinde yer alan vergi aslı üzerinden
hesaplanacaktır.
6111 sayılı
Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin taksitlerin süresinde
ödenmemesi halinde Kanunun 19 uncu maddesi hükmünün tatbik edilmesi
gerekmekle birlikte, matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin
düzenlendiği Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan düzenleme uyarınca matrah
ve vergi artırımında bulunanların taksitlerini süresinde ödememesi, artırım
hükümlerinin ihlali anlamına gelmeyecektir.
2-
Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi İncelemesine
Başlanılmış Mükelleflerin Durumu
6111 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, matrah ve vergi artırımı
kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış
incelemelerin veya takdir işlemlerinin bulunması, artırıma engel değildir.
Öte yandan,
matrah ve vergi artırımında bulunulması Kanunun yayımlandığı tarihten önce
başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil
etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi incelemesi ile takdir
işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen hususlara
uyulması gerekmektedir.
a) 6111 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında,
artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerinin, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren 1
ay içerisinde sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde
sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam
edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan
matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.
Bir başka
anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış vergi incelemeleri ve
takdir işlemlerinin 31/3/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar
tamamlanamaması halinde mükelleflerin, başvuru süresinin (2/5/2011) sonuna
kadar matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları şartıyla, 31/3/2011
tarihinden sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden raporlar ve
kararlar üzerine tarhiyat yapılmayacağından, vergi incelemesi ve takdir
işlemlerine devam edilmeyecektir.
b) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile
takdir işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata
konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;
ba) Mükellef,
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunmuş ise,
inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı ile mükelleflerin Kanunun 6,
7 ve 8 inci maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte
değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda
artırılan matrah tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu
kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah farkından fazla veya bu tutar
kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve
takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza
uygulanmaz.
bb) Vergi
incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah farkının,
mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah tutarından fazla olması
halinde, aradaki fark tutar kadar matrah farkı üzerinden mükellef hakkında
gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak mükellef,
bu fark tutar üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve
cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanarak ödemede
bulunabilecektir.
bc) KDV
uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu
kararına göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek
tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;
-İnceleme,
KDV yönünden artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini
kapsıyorsa, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden, 6111 sayılı Kanunun
KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan
vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.
-İnceleme,
KDV yönünden artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım
nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12'ye bölünerek aylık ortalama bulunacak,
bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda
bulunan tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden düşülecektir.
6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan takdir işlemleri
bakımından da bu ayrım kapsamında işlem tesis edilecektir.
bd) Bir ay
içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde
belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin
tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.
be) 6111 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, inceleme ve
takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi inceleme raporları
ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal
ettirilmesidir.
c) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce haklarında vergi incelemesi ve takdir
işlemlerine başlanılmış mükellefler, 31/3/2011 tarihinden önce matrah ve
vergi artırımında bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi inceleme
raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına
intikal ettiği tarihten sonra yapılmış ise yukarıda (b) bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde mahsup imkanından yararlanamayacaklar, ancak söz
konusu inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarına istinaden
yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden
faydalanabileceklerdir.
d) Kanuna göre
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya
kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergilerin, iadesi konusundaki başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel
tebliğ esasları çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi
artırımında bulunan mükellefler hakkında iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu
incelemelerin 1 aylık süre içinde sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır.
İnceleme sonucuna göre mükellefin iade talebi yerine getirilecek veya
reddedilecektir. İade talebinin reddi halinde söz konusu vergiler teminat
karşılığı veya teminat alınmadan daha önce iade edilmiş ise gerekli vergi
ve ceza tarhiyatı yapılacaktır.
Teminat
karşılığı veya teminat alınmaksızın (Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla
kesilen vergilerde 10.000 TL’ye kadar olan tutarın iade edilmesi gibi)
yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve
vergi farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması
halinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi,
incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de
mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak,
iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılması
şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam
edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.
Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir
ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 1 aylık süre geçtikten
sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan bir tarhiyat
önerilmeyecektir.
Kanunun KDV
artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu açıklamaların KDV uygulaması
bakımından da geçerli olacağı tabiidir.
e)
Kanunun 7 inci maddesinin altıncı fıkrasında, katma değer vergisi
artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki
dönemlere
devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden
veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri
ile sınırlı olmak üzere 1 aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin
(VI/D-6) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir. Ayrıca, 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği
kapsamında haklarında özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara
geçme taleplerine yönelik inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu
incelemeler sonucunda artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat
yapılamayacaktır.
f) Kanunun matrah
ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce
2/5/2011 tarihine kadar (bu tarih dahil) başvuruda bulunulabileceğinden,
mükelleflerin bu tarihe kadar matrah ve vergi artırımda bulunması halinde,
artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun
yayımı tarihinden sonra başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine
devam edilmeyeceği tabiidir.
3-
Matrah ve Vergi Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul Kanunu
Hükümlerine Göre Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması
Mükelleflerin
6111 sayılı Kanuna göre matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere
ilişkin olarak kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler
nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına
ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
4- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunulan Vergilendirme
Dönemlerine İlişkin Kesinleşen Tarhiyatların Durumu
Matrah ve
vergi artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin
olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda
düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması
hali de dahil olmak üzere ikmalen, re’sen ve idarece yapılıp Kanunun
yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma
değer vergisi tarhiyatında “hesaplanan katma değer vergisi”), matrah
ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacak,
bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı, kesinleşen tarhiyatlar da
dikkate alınarak yapılacaktır.
5-
İstisna ve İndirimlerin Uygulanmaması
6111
sayılı Kanun kapsamında gelir veya kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) ve
kurumlar (stopaj)
vergisinde artırım hükümlerinden yararlanılması durumunda, hesaplanan gelir
veya kurumlar vergisi için herhangi bir istisna ve indirim uygulanması söz
konusu olmayacaktır.
6- Diğer Hususlar
a)
Matrah ve vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya
artırılarak ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde
gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmeyecektir.
Söz
konusu vergilerin herhangi bir vergiden indirim veya mahsup edilmesi mümkün
olmadığı gibi iade edilmesi de söz konusu değildir.
b) Artırılan
matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.
c)
Matrah ve vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren
mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için
kendileri adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen,
defter ve belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü
kişilerle ilgili olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli
konulara bakılması veya bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle
müracaat edilebilecektir. Bu nedenle, matrah ve vergi artırımından
yararlanan mükelleflerin, defter ve belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.
d) Defter ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi
yapılmış olan mükellefler dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için
de matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.
e)
Matrah ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için idare vergi
incelemesi yapabilecektir.
f) 6111 sayılı
Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımları, bu
Tebliğe ekli bildirim formları (Ek:7 ila 19) ile
yapılacaktır.
g) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki
“defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek
yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin
asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler”
hakkında, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce herhangi bir
tespit yapılmış olması durumunda, bu kapsama giren mükelleflerin, Kanunun
6, 7 ve 8 inci madde hükümlerine göre matrah ve vergi artırımından
yararlanmaları mümkün değildir. Bu hükmün uygulanmasında, vergi
incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar ile yapılan tespitler
dikkate alınacaktır.
h)
Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi
artırımlarının, 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı
vergi dairelerince araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru
beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve
vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk
taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda
açıklandığı şekilde tahsil edilecektir.
ı)
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu
düzenlenen ve
31/3/2011 tarihi mesai saati bitimine
kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında;
ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar azaltılması öngörülmesi halinde,
kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle ilgili dönemde beyan edilen zarar
tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan zarar tutarının %50’sinin
2010 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520 sayılı Kanunun ilgili
maddelerine göre mahsup konusu yapılması gerekir. Zararın diğer yarısının
ise indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.
Örnek
25- (B) A.Ş. hakkında 2006 yılına ilişkin olarak 6111 sayılı
Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi
bulunmaktadır. Mükellef
17/3/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanuna uygun
olarak incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj)
vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
25/3/2011 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilen
vergi inceleme raporunda; mükellefin 2006 yılında beyan ettiği 120.000 TL
zarar tutarının 80.000 TL’si kabul edilmemiştir. Bu durumda matrah
artırımında bulunan mükellefin, anılan yıla ilişkin olarak beyan ettiği
zarar tutarından raporda kabul edilmeyen zararın mahsup edilmesi ve kalan
(120.000–80.000=) 40.000 TL’nin yarısı olan 20.000 TL’nin 2010 ve müteakip
yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun ilgili hükmü çerçevesinde
indirilmesi gerekir. Kalan 20.000 TL zarar tutarı ise hiçbir şekilde indirim
konusu yapılmayacaktır.
i)
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin
ilgili vergi dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları
beyanlarda yer alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için done
olarak kullanılmayacaktır.
j) Matrah ve
vergi artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş
olmakla birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi
dışında bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı
gerçek kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.
Yabancı
kimlik numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile kurumlar vergisi
mükellefi olması gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak suretiyle alacakları
vergi kimlik numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.
k) 5811 sayılı
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
hükümlerinden yararlananların 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi
artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
VII– STOK
BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
A-
İŞLETMEDE MEVCUT OLDUĞU HALDE KAYITLARDA YER ALMAYAN EMTİA, MAKİNE,
TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI
1-Kapsam
6111
sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine işletmelerinde
mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşları yasal kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını
fiili duruma uygun hale getirmelerine imkan sağlanmıştır.
Kayıtlarda
bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal
ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; serbest meslek erbabı,
ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit
şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu
müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dahil bulunmaktadır.
2- Beyan
Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut
olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü
ayın son iş günü olan 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar bu Tebliğin (VII/A-4)
bölümünde belirtilen beyanname ve ekinde verecekleri envanter (Ek:20/B) listesi ile katma
değer vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir.
Bu kıymetler,
bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek suretiyle envanter
listesinde gösterilecektir.
Rayiç bedel,
o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir.
Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit
edebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir.
Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal
ettirilecektir.
Bu madde
hükmüne göre bildirilecek emtia;
- Alım satım
işletmelerinde satışa hazır malları,
- İmalatçı
işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamül ve mamül malları
ifade
etmektedir.
Aynı şekilde
inşaat işletmelerinin (yıllara yaygın inşaat ve onarım işi, kat karşılığı
veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki
gayrimenkulleri (daire, dükkan vb.) ile üretimde kullandıkları demir,
çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı mamullerini de
bildirmeleri mümkündür.
Beyan
edilecek olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan
bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle envanter
listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli bilgileri
içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine başvurularak
kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri ile beyan
edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin olarak
düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir.
3- Bildirilen
Malların Satış Bedeli ve Amortisman Uygulaması
6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre kayıtsız mal bildiren mükellefler, bu
malları satmaları halinde, defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı
değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin
kayda alınan bedelden düşük olması halinde, kazancın tespitinde kayıtlı
bedel dikkate alınacaktır.
Bildirime
dahil edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman
ayrılmayacaktır.
4- Vergisel
Yükümlülükler
a) Kanunun 10
uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kendilerince veya ilgili meslek
kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara
intikal ettirilecek;
- Teslimleri
genel orana (%18) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç
bedeli üzerinden %10 oranı,
- Teslimleri
indirimli orana (%1, %8) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın
rayiç bedeli üzerinden ise tabi oldukları oranın yarısı
esas alınmak
suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ
ekinde yer alan (Ek:20/A) KDV stok
beyanına ilişkin beyanname ile kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
Beyanname, en geç 31/5/2011
tarihine (bu tarih dahil) kadar verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı
süre içinde ödenecektir.
Örnek 1- Mükellef (A)
kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter
listesini 5/4/2011 tarihinde vermiştir. (A), söz konusu beyannameye göre
tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun 10 uncu maddesinden yararlanma
süresinin son günü olan 31/5/2011 tarihine kadar ödeyebilecektir.
KDV
beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda
olan mükellefler, söz konusu beyannameyi de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi
Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda
elektronik ortamda vermek zorundadırlar.
b) 6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre beyan edilecek özel
tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre beyan edilecek
KDV matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış
olacağından, bu şekilde beyan edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dahil
edilmesi söz konusu değildir.
c) Teslimleri
KDV’den müstesna olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili
olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.
d) Beyan edilen
emtiaya ait hesaplanan KDV, 1 No.lu KDV beyannamesinde genel esaslar
çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.
Ancak,
kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedeli
üzerinden hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmayıp, bu tutar,
verginin ödendiği yılın gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının
belirlenmesinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
e) 3065 sayılı Kanunun
9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter
sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar
nedeniyle, ziyaa uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften
aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası
uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kayıtlarda yer almayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için yukarıda (a) bölümünde
belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler
bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır.
Buna göre,
söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, 3065 sayılı
Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle
malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re'sen tarhiyat yapılmayacaktır.
5- Beyan
Edilerek Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı
3065 sayılı
Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz konusu maddelerde belirtilen
işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi
edilememeleri halinde iade konusu yapılabilmektedir.
Bu çerçevede,
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinden faydalanarak, kayıtlarda yer
almayan emtia dolayısıyla hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VII/A–4)
bölümünde belirtildiği şekilde beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim
hesaplarına intikal ettiren mükellefler tarafından, beyana konu emtianın,
3065 sayılı Kanun uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması
durumunda, beyan edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz konusu
verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla iade
konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan,
makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse konu uygulama kapsamında
beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması
mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de söz konusu olmayacaktır.
6- ÖTV
Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi
6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasıyla, ÖTV’nin konusuna giren
malları bu madde kapsamında beyan eden ve alış belgelerini ibraz edemeyen
mükelleflerin bu malların beyan tarihindeki miktarı ve emsal bedeli
üzerinden geçerli olan ÖTV’yi bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen
beyanname verme süresi içinde ayrı bir beyanname ile beyan ederek aynı süre
içinde ödemeleri halinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim
Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün
uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için
vergi cezası kesilmeyecektir.
Uygulama
kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde
kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III)
ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki miktarları ve
emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve asgari maktu
vergi tutarlarını dikkate alarak bu Tebliğin ekindeki (Ek:21)
beyannameyi kağıt ortamında düzenleyecek ve 31/5/2011 tarihine (bu
tarih dahil) kadar ÖTV (ÖTV mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV)
yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu
süre içinde ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II)
sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı
beyanname verilecektir.
7- Beyan
Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali
Bilanço
esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri
emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için
ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.
Emtia
için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye
edilmesi halinde, sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.
Öte
yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, ayrılan
karşılık
birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.
İşletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise
beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak
kaydedeceklerdir.
Örnek
2- (A) Limited Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında
yer almayan (X) malına ilişkin envanter listesini hazırlamış ve 20/5/2011
tarihi itibarıyla beyan etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi
olan bu malın, kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 20.000
TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki
şekilde olacaktır.
________________________20/5/2011 ____________________________
153 TİCARİ MALLAR
20.000.-TL
191 İNDİRİLECEK
KDV
2.000.-TL
525 KAYDA ALINAN
EMTİA
20.000.-TL
ÖZEL
KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
2.000.-TL
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)
__________________________
/ ______________________________
Bu malın satılması
halinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 20.000 TL’nin altında
olamayacaktır.
Örnek 3- (B)
Anonim Şirketi, kayıtlarında yer almayan makine ve demirbaşlarını kayda
almak istemektedir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin
mükellefçe belirlenen rayiç bedeli 40.000 TL olup, envantere alınmasına
ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_______________________________
/ _______________________________
253 TESİS MAKİNA
VE
CİHAZLAR
40.000.-TL
689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.
4.000.-TL
526
DEMİRBAŞ MAKİNE VE
TEÇHİZAT
40.000.-TL
ÖZEL
KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
4.000.-TL
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)
________________________________
/ ________________________________
Mükellef, söz konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2011
tarihine kadar satarsa, bu satıştan önce, satmadığı takdirde
31/12/2011 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır.
________________________________
/ ________________________________
526 DEMİRBAŞ
MAKİNE VE
TEÇHİZAT
40.000.-TL
ÖZEL KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)
257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR
40.000.-TL
_______________________________
/ _________________________________
Mükellefin,
örneğimizdeki makine ve demirbaşlarını peşin olarak 50.000.-TL’ye satması
halinde bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe
kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.
_____________________________
/ ________________________________
100 KASA
HESABI
59.000.-TL
257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR
40.000.-TL
253 TESİS MAKİNE
VE
CİHAZLAR
40.000.-TL
391 HESAPLANAN
KDV
9.000.-TL
679 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GELİR VE KARLAR
50.000.-TL
_______________________________
/ ________________________________
8- Beyan
Edilen Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu
6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında beyan edilen kıymetler üzerinden
hesaplanarak beyan edilen kıymetlerin rayiç bedelleri, Ba formu vermek
zorunda olan mükellefler tarafından söz konusu form ile bildirilmek
zorundadır.
Söz konusu
bildirim işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif
Satıcılar (6111 sayılı Kanun Madde 10)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne
(3333 333 333) yazılmak suretiyle yapılacaktır.
B-
KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT
OLMAYAN EMTİA
6111 sayılı
Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerine kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan
emtialarını, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü
olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar fatura
düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek
suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece kayıtlarını
fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.
1- Kapsam
Bu hüküm,
bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama
kapsamına; ferdi işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi
komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait
iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.
2-
Belge Düzeni
Madde
kapsamında düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, “Muhtelif
Alıcılar (6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir)”
ibaresi yazılacaktır.
3-
Değer Tespiti
Faturada
yer alacak bedel, söz konusu emtia ile aynı neviden olan emtiaların gayri safi
kar oranı dikkate alınarak tespit edilecektir.
Gayri
safi kar oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde,
mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas
alınacaktır.
4- Vergisel
Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları
a) Bilanço
Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler
Yukarıda
açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere kaydedilen emtia ile
ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir.
Faturada
emtianın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine
dahil edilecektir.
Satış
hasılatı yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında da
dikkate alınacaktır.
Fatura
bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma değer vergisi de “391
Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal
ettirilecektir. Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap
uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek
durum ile kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız satışlardan
kaynaklanmakta olup faturasız satılan malların karşılığında işletme
kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para,
banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir.
Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa
veya işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin
hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir.
Aktif
hesaplarda meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi
halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin
düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate
alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.
Örnek
4- (Y) Limited Şirketi, kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında
mevcut olmayan emtialarını faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun
hale getirmek istemektedir. Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda
KDV’ye tabi olan
(A) malının kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton
olup kendi kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi
karlılık oranı ise %10’dur.
(Y) Limited
Şirketi bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve
59.400 TL KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına
intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.
________________________________
/ ____________________________
689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR 389.400 TL
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
600 YURTİÇİ
SATIŞLAR
330.000 TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)
391 HESAPLANAN
KDV
59.400 TL
________________________________
/ _____________________________
- Giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak)
kaydı:
___________________________ /
________________________________
950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN
389.400 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN 389.400 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Bu kayıtta
yer alan 689 numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması halinde diğer
hesaplardan; kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri
hesaplarından biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış
karşılığında alacak senedi alınmış olması halinde kayıt aşağıdaki şekilde
olacaktır.
________________________________
/ __________________________
121 ALACAK
SENETLERİ
389.400.-TL
600 YURTİÇİ
SATIŞLAR
330.000.-TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1
maddesi)
391 HESAPLANAN
KDV
59.400.-TL
________________________________
/ __________________________
Fatura
düzenlenmek suretiyle bu bölümde açıklandığı şekilde hasılatı kayıtlara
intikal ettirilen emtianın daha önceki dönemlerde satıldığının tespit
edilmesi halinde, düzeltmeye tabi tutulmuş stoklarla ilgili olarak geçmişe
yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.
b) İşletme
Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler
Kayıtlarda
yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan
emtialar nedeniyle düzenlenen faturalar, işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükelleflerce yasal defterlerine, hasılat olarak kaydedilecektir.
5-
Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Emtianın Bs Formu
Karşısındaki Durumu
6111 sayılı
Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede mevcut olmayan emtia nedeniyle düzenlenen faturalar, Bs
formu vermek zorunda olan mükelleflerce, Bs formu ile bildirilmek
zorundadır.
Söz konusu
bildirim işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif
Alıcılar (6111 sayılı Kanun Madde 11/1)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (4444
444 444) yazılmak suretiyle yapılacaktır.
C- KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA
MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN BEYANI
6111
sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bilanço esasına
göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2010 tarihi
itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki
işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan)
ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu
tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi
izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle
kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale
getirmeleri imkanı verilmiştir.
1-
Kapsam
Bu
hüküm, sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi
mükelleflerini kapsamaktadır.
2-
Bilanço Düzenleme ve Beyan
Bilanço
esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi
itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan
-Kasa
mevcutlarını ve
-İşletmenin
esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın son iş
günü olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi
dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek:
22).
Kanunun 11
inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca verilmesi gereken ve
elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar vergisi
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden
bağlı olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.
İşletmenin
esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer
nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile
ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının
belirlenmesinde, tek düzen hesap planında yer alan “131. Ortaklardan
Alacaklar” ve “231. Ortaklardan Alacaklar” toplamından “331. Ortaklara
Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar” toplamının çıkarılması sonucunda kalan
net tutar dikkate alınacaktır.
Söz
konusu beyan sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltebilecektir.
3-
Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları
Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde
bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar tutarlarını düzeltmek
için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden % 3
oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi
içinde ödeyeceklerdir.
Söz konusu tutarların beyanı üzerine, defter
kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği tabiidir.
Örnek 5- (A)
Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi
itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 150.000 TL görünmekle
birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 145.000 TL’dir. Şirketin
dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 15/4/2011 tarihi
itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olarak görülmektedir.
Anılan mükellef, her ne kadar beyan tarihi
itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, 31/12/2010 tarihli bilançosunu
baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu içinde
fiilen kasada bulunmayan tutarları esas alacak, bu tutarın 145.000 TL olması
nedeniyle, bu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden
hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi sonuna
(31/5/2011 tarihine) kadar ödeyecektir.
Bu çerçevede;
Beyan
tutarı:
145.000 TL
Hesaplanan vergi:
(145.000 x %3=)
4.350 TL
Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki
şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:
___________________________15/4/2011__________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
145.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı
Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100 KASA
145.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________15/4/2011__________________________
689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİDER VE 4.350
TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
4.350 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________15/4/2011__________________________
950
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 149.350 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN
149.350 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 6- (K) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda
kasa hesabında 200.000 TL görünmekte olup, dönem içindeki faaliyetleri
sonucunda, beyan tarihi olan 28/3/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu
110.000 TL’dir.
Anılan mükellef, her ne kadar, 31/12/2010 tarihli
bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu
200.000 TL olsa da, beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL
olduğundan, fiilen kasada bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en
fazla bu tutar (110.000 TL) kadar beyanda bulunabilecektir.
Bu tutarın 100.000 TL’lik kısmının kasada fiilen
bulunmadığı varsayıldığında beyan edilecek tutar ve üzerinden hesaplanacak
vergi aşağıdaki gibi olacaktır.
Beyan
tutarı:
100.000 TL
Hesaplanan vergi:
(100.000 x %3=)
3.000 TL
Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki
şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:
___________________________28/3/2011__________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
100.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı
Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100
KASA
100.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________28/3/2011__________________________
689 DİĞER
OLAĞANDIŞI GİDER VE 3.000
TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
3.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul
edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________28/3/2011
_________________________
950
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 103.000 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN
103.000 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek
7- (C) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları,
bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan
1/4/2011 tarihi itibarıyla bu tutarların değişmediği varsayılmıştır.
- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı
150.000 TL
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı
75.000 TL
- 331. Ortaklara Borçlar hesabı
(85.000) TL
- 431. Ortaklara Borçlar hesabı
(60.000) TL
Bu çerçevede;
Beyan
tutarı: [(150.000+75.000)-(85.000+60.000)=]
80.000 TL
Hesaplanan vergi: (80.000 x %3=)
2.400 TL
olacaktır.
Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan edecek ve beyan
edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde
ödeyecektir.
Beyanla ilgili muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde
olacaktır.
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________1/4/2011____________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
80.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı
Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR
65.000 TL
231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR
15.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________1/4/2011___________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
2.400 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
2.400 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen
kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________1/4/2011___________________________
950
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 82.400 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN
82.400 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 8- (Y) Limited Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve borç tutarları
bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı
200.000 TL
- 431. Ortaklara Borçlar hesabı
(80.000) TL
Beyan tarihi itibarıyla ise ortaklardan
alacak ve borç tutarları şu şekildedir.
- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı
50.000 TL
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı
180.000 TL
- 331. Ortaklara Borçlar hesabı
(100.000) TL
Bu çerçevede, beyan tarihi itibarıyla
ortaklardan (net) alacak tutarı;
[(50.000+180.000)-(100.000)=]
130.000 TL olsa da
31/12/2010 tarihi itibarıyla ortaklardan (net)
alacak tutarı;
(200.000-80.000=)
120.000
TL’dir.
Buna göre;
Beyan
tutarı: (200.000-80.000=)
120.000
TL
Hesaplanan vergi: (120.000 x %3=)
3.600 TL
olacaktır.
Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan edecek ve
beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde
ödeyecektir.
Beyanla ilgili muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde
olacaktır.
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________ /
________________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
120.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı
Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR
50.000 TL
231 ORTAKLARDAN
ALACAKLAR
70.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________ / ________________________________
689
DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE
3.600 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE
FONLAR
3.600 TL
___________________________ / ________________________________
- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan
ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen
kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________ /
________________________________
950
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 123.600 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN
123.600 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
4-
Diğer Hususlar
a)
6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası
kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup
edilmeyecektir.
b)
Bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.
c) Kurumlar
vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların
ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı
vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.
D-
YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN SORUMLULUĞU
Tam
tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor
düzenlenmiş bulunan mükelleflerin, 6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci
maddeleri hükmünden yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali
müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.
E- DİĞER
HUSUSLAR
6111 sayılı
Kanunun 10 ve 11 inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin olarak yapılan
işlem ve bildirimlerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp
yapılmadığı hususu Maliye Bakanlığınca araştırılabilecektir.
VIII–
TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN ALACAKLAR
6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin;
- Birinci ve
yirmidördüncü fıkralarında, belli bir tutarın altında kalan idari para
cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi,
- İkinci
fıkrasında, belli bir tutarın altında kalan amme alacaklarının tahsilinden
vazgeçilmesi,
- Onbeşinci
fıkrasında, gemi inşasıyla ilgili yatırımlara ilişkin olarak yatırım
indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında kurumlar vergisi,
deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının imal ve inşasına
yönelik 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi hükümlerine göre
katma değer vergisi tarh edilmemesi ve tarh edilmiş vergilerin tahsilinden
vazgeçilmesi,
yönünde
düzenleme yapılmıştır.
1-
Maliye Bakanlığına Bağlı Vergi Dairelerince Tahsilinden Vazgeçilecek
Alacaklar
Kanunun 17 nci
maddesinin birinci fıkrasında Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilmesi gereken ve belli tutarın altında kalan idari para
cezalarının, ikinci fıkrasında ise belli tutarın altında kalan amme
alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi düzenlenmiştir.
a) 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, 7/11/1996 tarihli ve 4207
sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı
Kabahatler Kanununun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları
hariç olmak üzere, 31/12/2010 tarihinden önce idari yaptırım kararı
verildiği halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ
edilmemiş olan ve genel bütçeye gelir kaydı gereken ve her bir kabahat için
120 liranın (bu tutar dahil) altında kalan idari para cezalarının tebliğ
edilmeyeceği, tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına
alınmaktadır. Ayrıca aynı fıkrada, mülga 5539 sayılı Kanun ile 6001 sayılı
Kanun gereğince otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş sebebiyle verilen
idari para cezaları ile birlikte ilgilisine tebliği gereken ve tutarı 12
lira ve altında kalan geçiş ücretlerinin de tahsilinden vazgeçileceği
düzenlenmiştir.
Anılan fıkra kapsamına; idari para cezalarından tür olarak 4207 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu
maddesine göre verilen idari para cezaları hariç genel bütçeye gelir
kaydı gereken idari para cezalarının tamamı girmektedir. Bu nedenle, fıkra
kapsamına girmeyen idari para cezalarının terkin edilmemesine özellikle
dikkat edilecektir.
Diğer
taraftan, tür olarak fıkra kapsamına girdiği halde ilgili kabahate ilişkin
olarak verilen idari para cezasının tutar olarak 120,-TL’nin üzerinde
olması halinde bu idari para cezaları da terkin edilmeyecektir. Ayrıca,
verildiği tarih itibarıyla 120,-TL’nin üzerinde olan idari para cezalarına
karşılık yapılan tahsilatlar nedeniyle Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla bakiye tutarı 120,-TL’nin altında kalanlar da terkin kapsamına
alınmayacaktır.
Anılan
fıkrada, kapsama giren idari para cezaları ile geçiş ücretlerinden Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Tebliğ
edilmemiş olanların ilgilisine tebliğ edilmemesi,
- Tebliğ
edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
esası getirilmiştir.
Buna göre, fıkra kapsamına giren alacaklar için ilgili kamu kurum ve
kuruluşlarınca; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar
tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım kararları bu tarihten sonra tebliğ
edilmeyecek, bu tarihten önce tebliğ edilmesine rağmen tahsil edilmemiş
olanlar ise tahsil edilmeyecek ve tahsil için ilgili vergi dairesine
gönderilmeyecektir.
Fıkra kapsamında olan alacaklardan, Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla vergi dairesine intikal ettirildiği halde henüz tahsil
edilememiş olanların tahsilinden vazgeçilecektir. Ancak, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce bu alacaklara yönelik yapılmış olan tahsilatlar
red ve iade edilmeyecektir.
b) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
ikinci fıkrasında, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan belli tutarın
altındaki alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir.
Anılan fıkra kapsamına;
- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan,
- Vadesi 31/12/2004 tarihinden (bu tarih
dahil) önce olan,
- Her bir alacak türü ve dönemi itibarıyla
aslı 50,-TL’yi aşmayan (bu asıllara bağlı fer’iler dahil),
- Aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı
100,-TL’yi aşmayan,
- Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan,
alacaklar girmektedir.
Bu fıkra kapsamına, alacak türü olarak Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve
vadesi 31/12/2004 tarihinden (bu tarih dahil) önce olan alacakların tamamı
girmektedir.
Örneğin; vergiler, vergi cezaları, kaynak
kullanımını destekleme fonu alacakları, ecrimisiller, adli para cezaları,
idari para cezaları, yiyecek bedelleri, vb.
Diğer taraftan, alacağın gelir kaydedileceği
bütçe ayrımı yapılmaksızın Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan alacakların tamamı,
fıkrada belirtilen diğer şartlara sahip olmaları halinde, terkin
edilecektir.
Örneğin; 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan ve
dolayısıyla özel bütçeli olan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun
(YURTKUR) 351 sayılı Kanun kapsamında verdiği öğrenim kredilerinin
süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsili
için ilgili vergi dairesine gönderilmesi üzerine yapılan tahsilatlar
YURTKUR’a aktarılmaktadır. Bu alacaklar vergi dairelerince takip edilmekle
birlikte fıkra hükmü ile YURTKUR’un; vadesi 31/12/2004 tarihinden önce olan
ve vergi dairesine takip için aktarıldığı halde 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilememiş olan her bir alacak türü ve
dönemi itibarıyla alacak aslı 50,-TL’yi aşmayan ve tutarına bakılmaksızın
bu asıllara bağlı fer’i alacaklar ile aslı ödenmiş fer’i alacaklardan
tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacaklarının da tahsilinden vazgeçilecektir. Bu
alacak türüyle ilgili yapılacak terkinde kredinin son taksite ilişkin
vadesinin 31/12/2004 tarihinden önce olması ve ödenmemiş kredi tutarının
toplamının 50,-TL’nin altında kalması gerekmektedir.
Öte yandan,
fıkrada aranan diğer şartların yanında alacak aslının 50,-TL’nin altında
olması halinde bu alacak aslı ile tutarına bakılmaksızın bu asla tatbik
edilen fer’ilerin tamamı terkin edilecektir. Ayrıca, alacak aslı ödenmiş
olan fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacak tutarları da terkin
edilecektir.
Örneğin; 2003
takvim yılının 2. gelir geçici vergi dönemine ilişkin beyanname, süresinde
verilmiş olmasına rağmen vergi ödenmemiştir. 2003 yılına ilişkin yıllık
beyanname Mart 2004 ayında süresinde verilmiştir. Ödenmeyen geçici vergi,
yıllık beyanname verilmesi nedeniyle terkin edildiğinden, geçici verginin
vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan 85,-TL tutarındaki
gecikme zammının tahsil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu gecikme zammının
aslı bulunmadığından ve 100,-TL’yi aşmadığından bu fıkra kapsamında tahsilinden
vazgeçilecektir.
c) 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında “(15)
Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgelerine
istinaden, inşa edilerek satılan gemi ve yatlara ilişkin harcamalar
üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında,
bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler de dahil olmak üzere, bu
kapsamda tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa
açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden
tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz. 3065
sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bu
Kanunla yapılan değişiklik ile istisna kapsamına alınan teslim ve
hizmetlerle ilgili olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak katma değer vergisi tarhiyatı
yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan
feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir,
tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz.” hükmü yer almaktadır.
Söz konusu
fıkra uyarınca, Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik
belgelerine istinaden, inşa edilerek satılan gemi ve yatlara ilişkin
harcamalar üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler
hakkında, Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler de dahil olmak
üzere, bu kapsamda kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır. Ayrıca, bu
kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan
feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk eden tutarlar terkin
edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise red ve iade
olunmayacaktır.
Diğer
taraftan, 6111 sayılı Kanunun 85 inci maddesiyle 3065 sayılı Kanunun 13
üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle,
faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının imal ve
inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılan
teslim ve hizmetler, söz konusu bentte yer alan diğer şartlara bağlı
kalınmaksızın katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Yapılan bu
değişiklik göz önünde bulundurulmak suretiyle 6111 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin onbeşinci fıkrasıyla da bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak söz konusu değişiklik kapsamına
giren işlemler dolayısıyla katma değer vergisi tarhiyatı yapılmaması
öngörülmüştür. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan,
varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk
eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise
red ve iade olunmayacaktır.
2-
Belediyelerce Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar
6111 sayılı Kanunun
17 nci maddesinin yirmidördüncü fıkrasında, belediyelerce verilen belli tutarın
altındaki idari para cezalarının terkinine yönelik düzenleme yapılmıştır.
Anılan fıkra kapsamına 31/12/2010 tarihine kadar belediyeler
tarafından verilen ve kendi bütçelerine gelir kaydı gereken;
- 4207 sayılı
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu
maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere diğer
kanunlara göre verilen,
- Tutarı
145,-TL’nin (bu tutar dahil) altında kalan,
idari para
cezaları girmektedir.
Fıkra hükmü
gereğince kapsama giren idari para cezalarından Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla;
- Tebliğ
edilmemiş olanların tebliğ edilmemesi,
- Tebliğ edilmiş
olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
gerekmektedir.
Buna göre, fıkra kapsamına giren alacaklar için ilgili belediyelerce;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş
olan idari yaptırım kararları bu tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu
tarih itibarıyla tebliğ edilmesine rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise
terkin edilecektir.
IX–
TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER
6111 sayılı
Kanunun 19 uncu maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarının
taksit süresinde ödenmemesi halinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme
koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
A) SÜRESİNDE
ÖDENMEYEN TAKSİTLER
Kanunun 19
uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “(1) a) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim
yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son
taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı
oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu
Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde ödenmeyen veya eksik
ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında
ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve
alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı
uygulanır.” hükmü yer
almaktadır.
Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir
takvim yılında en fazla iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde,
ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında
tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksidini izleyen ayın sonuna
kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme
zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.
Diğer taraftan;
- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla
birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya
eksik ödenmesi,
halinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
hükmüne göre, matrah veya vergi artırımı yoluyla hesaplanan
veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin Kanunda
belirtilen şekilde ödenmemesi halinde, söz konusu taksitler 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında
uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil edilecektir. Bu
nedenle, bu taksitler hakkında süresinde ödenmeyen taksitlere ilişkin
düzenlemelerin yer aldığı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi hükmü uygulanmayacaktır.
Bu hüküm, her bir madde ve alacaklı idareler açısından
taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacaktır.
B) İHLAL
NEDENİ OLMAYAN EKSİK ÖDEMELER
Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3
üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında
vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10’unu
aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler
için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite
yönelik 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmamıştır. Bununla
birlikte, taksit tutarının % 10’u 5 liranın altında ise yüzde % 10 tutarına
isabet eden tutar kadar eksik ödeme ihlal sebebi sayılmayacaktır. Ancak, bu
tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği
tabiidir.
C) İHLAL
HALİNDE KANUN HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMA
1- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun
kapsamına giren alacakların aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen
şekilde tamamen ödenmemiş olması halinde, borçluların ödedikleri tutar
kadar Kanun hükümlerinden yararlanabileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda
öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde, bu Tebliğin (V/A-4)
ve (VI/F-1) bölümlerinde yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla
borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden
yararlandırılacaktır.
Örnek 1- Mükellef 6111 sayılı Kanun kapsamında olan
kesinleşmiş borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.
Mükellefin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kapsama giren
borçları şu şekildedir:
2009 Yılına Ait Gelir
Vergisi
: 3.000,00 TL
Gelir Vergisine İlişkin Gecikme
Zammı
: 452,12 TL
26/4/2010 Vadeli Gelir (Stp)
Vergisi
: 800,00 TL
Gelir (Stp) Vergisine İlişkin Gecikme
Zammı
: 138,03 TL
TOPLAM
: 4.390,15
TL
Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve tutarları
aşağıdaki gibidir:
Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x
% 8,2388 = 123,58 TL
Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x % 5,5988
= 83,98 TL
Gelir (Stp) Vergisi İçin
: 800 x % 6,6923 = 53,54
TL
TOPLAM
: 3.800,-TL
261,10 TL
Mükellef vergi asılları ile hesaplanan TEFE/ÜFE tutarları toplamını
Kanun kapsamında 6 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir.
Ödenecek Taksit
Tutarları
= [(Vergi Asılları + Toplam TEFE/ÜFE Tutarı) x 1,05] /6
= [(3.800 + 261,10) x 1,05 ] / 6
= 710,69 TL
Mükellef Kanun hükmüne göre 5 taksiti süresinde ödemiş ancak, son
taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.
Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen
borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan
ödemeler belirtilen şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil
edilemediği dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde
kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun
hükmünden yararlanılacaktır.
Mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan
borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı
4.061,10 TL olup bu tutara karşılık 5 taksitte ödenen tutar [(4.061,10/6 =)
676,85 x 5 =]
3.384,25
TL’dir.
Mükellefin vadesi önce gelen borcu gelir vergisi olduğundan, 3.384,25 TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık
gelir vergisi ile buna isabet eden TEFE/ÜFE tutarı toplamına (3.000 +
207,56=) 3.207,56 TL mahsup edilecektir.
Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2010 ve 31/7/2010 vadeli
gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış
olacaktır.
Mahsuptan sonra kalan (3.384,25 – 3.207,56 =) 176,69 TL tutar, gelir (stp) vergisi ve bu vergiye
ilişkin TEFE/ÜFE tutarı toplamı olan 853,54 TL’yi karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal
edilmiş sayılacaktır.
Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır.
Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;
formülü ile bulunacaktır. Buna göre;
Bu tutar,
Kanun hükümlerine göre TEFE/ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan
tutar ile birlikte [(165,61 x % 6,6923= 11.08) (165,61+11.08=176,69)]
ödenmiş sayılacağından, gelir (stp) vergisinin kalan (800-165,61=) 634,39 TL’si
vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil
edilecektir.
Örnek
2- Nisan,
Mayıs, Haziran/2009 geçici vergilendirme dönemine
ilişkin 11.500,-TL kurum geçici vergi
tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/8/2009 vadeli kurum geçici vergi
borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi
beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle,
1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.934,88 TL gecikme zammı
hesaplanmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması
halinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe
kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,4942’dir.
Toplam
TEFE/ÜFE tutarı ise (11.500 x % 6,4942 =) 746,83 TL olacaktır.
Mükellefin söz konusu tutarı 6 taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun
kapsamında toplam ödenecek tutar (746,83 x 1,05=) 784,17 TL olarak
bulunacaktır.
Mükellefin
Kanun kapsamında ilk 3 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise
ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükümlerinden
yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin
Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun
katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
formülü
kullanılacak
ve gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir
Kalan
1.934,88 – 967,43 = 967,45 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam
edilecektir.
Örnek 3- Bu Tebliğin
II. bölümünün 4 numaralı örneğinde yer alan mükellefin Kanuna
göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 5 taksiti
süresinde ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu
mükellefin Kanun kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.
Ödenecek
Toplam Tutar: [(20.000 + 4.668,84) x 1,10=] 27.135,72 TL olup
(27.135,72/12=) 2.261,31 TL, bir taksitte ödenecek tutardır.
Ancak, mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar
bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate
alınacaktır. Buna göre;
Ödenen Taksit
Tutarı = 2.055,74 x 5 = 10.278,70 TL’dir.
Mükellefin,
6111 sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutara “K”
diyelim.
K
= 8.333,35 TL olarak hesaplanacaktır.
Vergi
Aslından Tahsil Edilecek Tutar = Vergi Aslı – Kanun Hükmünden Yararlandığı Vergi
Aslı Tutarı = 20.000 – 8.333,35 = 11.666,65 TL olacak, bu tutarın tahsili
sırasında ayrıca vade tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanacaktır.
Mükellefin,
6111 sayılı Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar;
Buna göre; 8.333,35
x 5.500
20.000
= 2.291,67 TL’dir.
Tahsil
edilecek gecikme faizi tutarı ise (5.500 –2.291,67=) 3.208,33 TL olacaktır.
Mükellefin, 6111
sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutara “X”
diyelim.
X = 8.333,35
TL olup bu tutar ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Vergi ziyaı
cezasından tahsil edilecek tutar;
= Vergi ziyaı
cezası – Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutar
= 20.000 – 8.333,35
= 11.666,65
TL’dir. Ayrıca tahsili gereken vergi ziyaı cezasına, vade tarihinden
itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edileceği tabiidir.
2- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında,
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle
yapılan ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı
düzenlenmiştir.
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak bu
Tebliğin (II/D-1) bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Bu itibarla, yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar
(stopaj), katma değer ve özel tüketim vergilerinin Kanunun 2 ve 3 üncü
maddeleri kapsamında yapılandırılarak taksitlendirilmesi halinde, Kanunun
19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde
yararlanılabilmesi için taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili
verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi
gerekmektedir.
Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerine göre yapılandırlan
alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya bu Tebliğin (IX/A) bölümünde
yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin
dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin taksit ödeme
süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir takvim
yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın ikiden fazla
vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde, üçüncü ihlalin yapıldığı
vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak
ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit
tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Örnek 4- Mükellef,
Kanun kapsamında yapılandırılan katma değer vergisi borcuna ilişkin Mayıs,
Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit
ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında
yapılandırılmasını talep ettiği katma değer vergisi ile ilgili olarak
Mayıs, Haziran ve Temmuz/2011 aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden
vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.
Bu durumda,
mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden katma değer
vergisini üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden,
ihlalin gerçekleştiği Temmuz/2011 ayına kadar ödediği Mayıs ve Temmuz 2011
taksit tutarları için 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Eylül
ve Kasım 2011 taksit tutarları için ise anılan Kanun hükümlerinden
yararlanmayacaktır.
Diğer
taraftan, mükellefin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 taksitlerini 31/7/2011
tarihinden önce ödemiş olması halinde, bu taksit tutarlarının tamamı için
anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı tabiidir.
X
– DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara
karşılık;
- Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihten önce tahsil edilmiş olan
tutarlar,
- Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar,
- Kanunun
20 nci maddesinin birinci fıkrası
kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183
sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,
red ve iade edilmeyecektir.
Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava
konusu edilen tarhiyatlara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödeme yapılmış olması ve
mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuru yapması
halinde bu Tebliğin (III/B-1), (III/B-2-a) ve (III/E-7) bölümlerinde
yapılan açıklamalar kapsamında işlem yapılacaktır.
2- Bu Kanun
hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların (elektronik ortamda
yapılması zorunlu olan beyan ve bildirimler hariç), taahhütlü posta veya
APS ile gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih, adi posta ile
gönderilmesi halinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih
başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.
3- Bu Tebliğin
ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.
4- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen
alacaklara, Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç
olmak üzere Kanunun yayımlandığı tarihten
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir
fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.
5- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler
uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken
borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde
belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri
şarttır.
Davadan
vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili
idareye verilmesi uygun görülen idari para cezaları ihtilaflarına ilişkin
dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu dilekçelerin tahsil
dairelerine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih
sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.
Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu
ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca
işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri
ve vekâlet ücreti bulunması halinde bunlar talep edilemeyecektir.
6- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine
göre, haklarında olumsuz rapor (SMİYB Düzenleme veya Kullanma Raporu) bulunan
mükelleflerin iade talepleri özel esaslara göre yerine getirilmekte, ancak
bu mükelleflerin sözü edilen rapora göre tarhedilen vergi, kesilen ceza ve
hesaplanan gecikme faizini ödemeleri veya bunların toplamı kadar teminat
göstermeleri halinde genel esaslara dönmeleri ya da 4 kat teminat
uygulamasından % 200 veya % 100 teminat uygulamasına geçmeleri mümkün
olabilmektedir.
Haklarındaki
olumsuz raporlarla ilgili olarak, Kanunun ilgili hükümlerine göre
hesaplanacak tutarların tamamını ödemeleri halinde anılan Tebliğdeki
“ödeme” şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade talepleri hakkında buna göre
işlem yapılacaktır.
Bu durumdaki
mükelleflerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarları
taksitler halinde ödemek istemeleri halinde, “ödeme” şartının yerine gelmiş
sayılabilmesi için;
-hesaplanan
tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın % 10’u kadar banka teminat
mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması gerekmektedir), devlet
tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat göstermeleri,
-taksitlerin
aksatılması halinde diğer taksitlerin muaccel hale geleceğini ve kalan
borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi yoluyla tahsil
edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter vasıtasıyla
düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri
gerekmektedir.
7- 6111 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi kapsamında verilecek beyanname ve bildirimler hariç
olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek bildirim ve beyannameler için
damga vergisi alınmayacaktır.
Tebliğ olunur.
Tebliğin eklerini görmek için tıklayınız.
|